Psikiyatri servisinde yatışı yapılan hastalarda istemsiz tıbbı uygulamaların travma sonrası stres bozukluğu riski ve ilaç uyumuna etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SİMGE ERGÜN
Danışman: Ezgi İnce Guliyev
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaçlar: Zorlayıcı uygulamalar psikiyatride dünya çapında önem taşıyan bir konudur ve kişinin iradesi dışında müdahalede bulunulması olarak tanımlanmaktadır. Resmi zorlama genellikle istemsiz kabulü, istemsiz tedaviyi, tecriti ve kısıtlamayı içerir. Çalışmalar zorlayıcı uygulamaların, hastaları gelecekte psikiyatrik yardım aramaya daha az istekli hale getirerek veya onları TSSB'ye karşı savunmasız hale getirerek ruh sağlığı üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabileceğini göstermektedir. Çalışmamızda, psikiyatri servisinde yatan hastalarda zorlayıcı uygulamaların; TSSB riski ve tedavi uyumu üzerine etkisini araştırmak, ayrıca geçmiş travma yükü ile zorlayıcı uygulamalara maruziyetin ilişkisini incelemek amaçlanmıştır. Hastalar ve Yöntem: Araştırmaya İstanbul Üniversitesi İstanbul tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları anabilim dalı yataklı servisine yatışı yapılan, DSM-5'e göre psikotik bozukluk ya da duygudurum bozukluğu tanısı konmuş ve yatış süresince zorlayıcı uygulamaların (istemsiz yatış, tecrit, mekanik kısıtlama, kimyasal kısıtlama) en az birine maruz kalmış 31 hasta ile yatış süresince herhangi bir zorlayıcı uygulamaya maruz kalmamış 29 hasta dahil edildi. Hastalar sosyodemografik, klinik özellikleri açısından değerlendirildi. Geçmiş travma değerlendirmesi için ÇÇTÖ ve KTÖ yapıldı. Hastalarda, hastane çıkışı sonrası TSSB gelişimini ve tedavi uyumunu değerlendirmek için IES-R ve İUBÖ yapıldı. Hastalar zorlayıcı uygulamalara maruziyetlerine göre iki gruba ayrılarak gruplar arası farklılıklar incelendi. Zorlayıcı uygulamalara maruziyetin yanı sıra maruz kalınan zorlayıcı uygulama sayısının uygulanan ölçeklerle ilişkisi de incelendi. Ayrıca zorlayıcı uygulamaya maruziyetle ilişkili faktörleri saptamak için regresyon analizi yapıldı. Bulgular: Zorlayıcı uygulamalara maruziyet ile IES-R ve İUBÖ puanı arasında herhangi bir ilişki saptanmamıştır. Bulgular, zorlayıcı uygulamalara maruziyetin geçmiş travma yükü ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Zorlayıcı uygulamalara maruziyetin KTÖ toplam, sıklık ve tüm alt ölçekleri; ÇÇTÖ toplam ve tüm alt ölçekleri ile pozitif ilişkili olduğu bulunmuştur. Zorlayıcı uygulama sayısının ÇÇTÖ fiziksel istismar alt ölçeği hariç ÇÇTÖ alt ölçekleri ve toplamı; KTÖ alt ölçekleri, toplamı ve sıklığı ile pozitif ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Zorlayıcı uygulamalara maruziyetin, yatış homisid düşüncesi; geçmiş başkalarına zarar verici davranış öyküsü, madde kullanım öyküsü, önceki yatış sayısı, zorlayıcı uygulamalara maruziyet öyküsü, PANNS pozitif ve YMRS puanı ile pozitif; yatış içgörü düzeyi, yatış GAF, HAMD, ÇBASDÖ aile alt ölçeği ve ÇBASDÖ toplam puanı ile negatif ilişkili bulunmuştur. Zorlayıcı uygulama sayısının ise PANNS pozitif, YMRS, CGI-Şiddet ve ASÖ puanı ile pozitif; yatış GAF, HAMD puanı ile negatif ilişkili olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonucunda, zorlayıcı uygulamalara maruziyetle; TSSB ve tedavi uyumu açısından bir ilişki saptanmamıştır. Öte yandan, geçmiş travmatik yaşantılar ve artan kümülatif travma; zorlayıcı uygulamalara maruziyetle ilişkilendirilmiştir. Zorlayıcı uygulama sayısındaki artışın da geçmiş travma yükünün ağırlığıyla ilişkili olduğu saptanmıştır. Önceki yatış sayısındaki yüksekliğin, yatış homisid düşüncesinin, başkalarına zarar verici davranış öyküsünün, madde kullanımı öyküsünün, geçmiş zorlayıcı uygulamalara maruziyet öyküsünün, hastalığın yüksek klinik şiddetinin ve zayıf sosyal desteğin; zorlayıcı uygulamalara maruziyet riskini arttırdığı tespit edilmiştir.