Psikolojinin Çeşitli Alanlarında Çalışan Psikologların Cinsiyete, Toplumsal Cinsiyete ve Queer Kuramına İlişkin Söylemleri
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edebiyat Fakültesi Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Umut Şah
Danışman: Göklem Tekdemir
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada, Türkiye'de farklı alanlarda çalışan psikologların cinsiyete, toplumsal cinsiyete ve queer kuramına ilişkin söylemlerini hangi kaynaklara (açıklayıcı repertuarlar) dayandırdıklarını saptamak ve bu söylemlerin ortaya çıkışına eşlik eden ideolojik ikilemleri ortaya koymak amaçlanmıştır.Çalışma kapsamında, farklı alanlarda çalışan, farklı yaş ve cinsiyetten 14 psikologla birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Toplamda 14 farklı görüşme yapılmış, görüşmeler ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve ardından yazıya dökülmüştür. Görüşme metinleri söylem analizi ile analiz edilmiştir. Görüşmelerde söylemlerin genel olarak üç başlık altında toplandığı görülmüş ve analiz bu başlıklar üzerinden yürütülmüştür; cinsiyete/toplumsal cinsiyete ilişkin söylemler, psikolojinin cinsiyeti ele alışına ilişkin söylemler ve queer kuramına ilişkin söylemler. Analiz sonucunda, cinsiyete/toplumsal cinsiyete ilişkin söylemlere kaynaklık eden üç farklı açıklayıcı repertuara ulaşılmıştır; "ikili kurgu" repertuarı, "öznel deneyim" repertuarı ve "farklılığın kaynağı olarak cinsiyet" repertuarı. Psikolojinin cinsiyeti ele alışına ilişkin söylemlere kaynaklık eden iki repertuar bulunmuştur; "liberal psikoloji" repertuarı ve "nedensellik" repertuarı. Queer kuramına ilişkin söylemlere bakıldığında ise katılımcıların queer kuramını halihazırda mevcut olan cinsiyet repertuarları çerçevesinde anlamlandırdıkları görülmüştür. Bu çalışma, Türkiye'deki psikologların cinsiyeti ve ilişkili olguları, büyük oranda biyolojik cinsiyet-toplumsal cinsiyet ikiliği içinde ve özcü bir çerçevede kavramsallaştırdıklarını ortaya koymaktadır. Batı psikolojisinde son 30-40 yılda gerçekleşen dönüşümlere paralel olarak Türkiye'deki psikologların söylemlerinde de birtakım değişmeler olduğunu; ama özcü, dikotomik ve heteronormatif cinsiyet/cinsellik varsayımlarının -bazen açık ama çoğu zaman örtük biçimde- Türkiye'deki psikologların söylemlerini belirli ölçülerde şekillendirmeye devam ettiğini söylemek mümkündür.