Proteinürinin nadir bir nedeni: HIV ilişkili nefropati - kollapsing FSGS


Gültekin B., Karaca D., Konyaoğlu H., Hürdoğan Ö., Şafak Öztürk S., Güller N., ...More

24.Ulusal İç Hastalıkları Kongresi, Antalya, Turkey, 19 - 23 October 2022, pp.260

  • Publication Type: Conference Paper / Full Text
  • City: Antalya
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.260
  • Istanbul University Affiliated: Yes

Abstract

Giriş: Nefrotik sendrom; ağır proteinüri (>3.5 gr/gün), hipoalbuminemi, yaygın periferik ödem ve hiperlipidemi ile karakterizedir1. Erişkinde en yaygın sebepleri diyabetik nefropati, fokal segmental glomerüloskleroz (FSGS) ve membranöz glomerülonefrittir2. FSGS, çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişen glomerül hasarının ortak histolojik bir bulgusudur. Hastalığın erken dönemlerinde yalnızca bir kısım glomerül segmental olarak etkilenirken hastalık ilerledikçe diffüz ve global glomerüloskleroz gelişmektedir3. FSGS tüm primer glomerüler hastalıklar içerisinde son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenidir. FSGS primer veya sekonder olarak görülebilir. HIV sekonder FSGS’nin en önemli nedenlerindendir.

Olgu: 33 yaşında erkek hasta yaygın ödem, halsizlik şikayetleriyle polikliniğimize başvurdu. Bilinen hastalığı ve düzenli ilaç kullanımı yoktu. Fizik muayenesinde kaşektik görünümde olan hastanın 3+ pretibial ödemi mevcuttu. Diğer sistem muayenelerinde özellik saptanmadı. Laboratuvarında lökosit sayısı 4.800/µL, nötrofil sayısı 3.900/µL, lenfosit sayısı: 600/µL, trombosit sayısı: 148.000/µL, hemoglobin: 12.6 g/dl MCV:86 fL, ürik asit: 7.5 mg/dl, kreatinin: 0.98 mg/dL, LDH: 226 U/L Total protein:5.2 g/ dl, Albumin:1.9 g/dl saptandı. Tam idrar tahlilinde protein (3+) olarak görülen hastada spot idrarda protein/kreatinin oranı:11.9 gr/gün şeklinde görüldü. İdrar sedimenti fakirdi. Üriner ultrasonografide her iki böbrek boyutları normal olarak saptandı. Nefrotik sendrom etyolojisi açısından yapılan tetkiklerde Hba1c:%5.8, P-ANCA, C-ANCA, ANA, Glomerül Bazal Membran Antikoru, anti-ds DNA, PLAR negatifti. Protein elektroforezinde M spike saptanmadı. Hastanın viral serolojisinde Anti HCV ve HbsAg negatif sonuçlandı. HIV enfeksiyonu şüphesi ile sırasıyla istenen ELISA ve Western-Blot testleri pozitifliği sonrası kanda HIV RNA 1.793.267 kopya saptandı. CD4 hücre sayısı 110 hücre/ul olarak görüldü. Hastaya yapılan böbrek biyopsisinin patolojisi kollapsing varyant FSGS ile uyumlu olarak görüldü. (Resim 1) Hastaya Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ABD tarafından antiretroviral tedavi(ART) olarak nefrotoksisiteden kaçınmak amacıyla Dolutegravir-Abakavir-Lamivudin kombinasyonu ve pneumocystis carinii profilaksisi amacıyla Trimetoprim-Sulfametoksazol başlandı. Nefrotik sendrom nedeniyle ACE blokajı ve hipoalbuminemi nedeniyle Enoksaparin Sodyum başlanan hasta takibe alındı.

Sonuç: HIV tüm organları değişken derecede etkileyen bir virüstür. HIV ilişkili nefropati’nin en sık ve en önemli prezentasyonu kollapsing FSGS şeklindedir. Sorumlu mekanizma henüz net olarak belirlenememiştir, ancak kanıtlar “HIV-1 accessory” proteininin renal parenkim hücresine direkt infeksiyonu ve toksik etkisi lehinedir4. Son yıllarda HIV ilişkili nefropatinin tedavisinde kullanılan ART ve ACE inhibitörü tedavisi ile böbrek hastalığı sıklıkla kontrol altına alınabilmektedir. Bu tedaviyle kontrol altına alınamayan hastalarda steroid tedavisi önerilmektedir