Orientalist Hegemony in the Historiography of Tafsir: The Case of Printing Tabari's Tafsir


Creative Commons License

Gökkır N.

Kisbu İlahiyat Dergisi, vol.1, no.2, pp.7-24, 2019 (Peer-Reviewed Journal)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 1 Issue: 2
  • Publication Date: 2019
  • Journal Name: Kisbu İlahiyat Dergisi
  • Journal Indexes: Asos İndeks
  • Page Numbers: pp.7-24

Abstract

This article discusses the hegemony of western scholars on the historiography of Tafsir, focusing particularly on two orientalist' claims on Tabari’s Tafsir, Jami’al-Bayan. The first claim which comes from Theoder Nöldeke is that Tabari's Tafsir was been lost for a long time. The second claim belong to Goldziher is that the Tafsir was discovered and published in Egypt. These two prominent figures’ arguments have been accepted as unquestionable and absolute knowledge by successive scholars, Western, Muslim, Arab or Turks. The article argued the claims of Nöldeke by using Library cataloques and of Goldziher by Ottoman Archives documents. Library catalogues and Ottoman documents prove that Tafsir of Taberi was never been lost and hence did not need to be discovered since the libraries has full of manuscripts. Moreover the Tafsir was been tried to beprinted in Istanbul before in Egypt. It is suggested that western claims, arguments or knowledge on Tafsirs need to be carefully investigated.


Bu makale Tefsir tarih yazıcılığının Batı orayantalist hegemonyası altında kaldığını Taberi'nin Camiu'l-Beyan adlı tefsiri hakkında söylenen iki iddiayı temel alarak tartışmaktadır. Bu iddialardan birincisi Theodor Nöldeke'ye ait olup Taberi Tefsirinin uzun bir süre kaybolduğunu dile getirmektedir. İkincisi ise Goldziher’e ait olup bu tefsirin 1901 yılında bulunup ilk kez Mısırda basıldığıdır. Her iki oryantalistin iddia Batılı, Müslüman, Arab ve Türk Tefsir tarihçilerince sorgusuzca alınmış ve hakikat olarak kabul görmüştür. Bu araştırma birinci iddianın doğru olmadığını kütüphane kayıtlarından çıkarmaktadır. Dolayısıyla kaybolma ve bulunma gibi bir durum söz konusu değildir. İkinci iddia ise Osmanlı devlet arşivleri belgelerine dayanarak basım girişiminin Mısır'dan önce İstanbul'da olduğunudur. Araştırma oryantalistlerin Tefsir Tarihine dair öne sürdükleri iddiaların dikkatli incelenmesi gerektiğini savunmaktadır.