İntratestiküler Stromal Vasküler Fraksiyon Tedavisi Sonrası Başarılı MikroTESE: Olgu Sunumu


Creative Commons License

Teke İ., Başer K. K., Biçer M. M., Aydınoğlu A. T., Tantekin S. A., Ortaç M., ...Daha Fazla

Türk Androloji Derneği 25. Ulusal Androloji Kongresi , Muğla, Türkiye, 16 - 19 Nisan 2026, ss.122, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Muğla
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.122
  • İstanbul Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

GIRIŞ: Non-obstrüktif azospermi (NOA), dünya genelinde erkeklerin yaklaşık %1’ini etkileyen ciddi bir erkek infertilitesi

nedenidir. NOA yönetiminde, mikroskobik testiküler sperm ekstraksiyonu (m-TESE) ile sperm elde edilip yardımcı

üreme teknikleriyle fertilite sağlanması amaçlanmaktadır. Tekrarlayan m-TESE işlemlerinde sperm saptanma başarısı

azalmaktadır. Histopatolojik olarak sertoly cell only ve maturasyon arresti saptanan hastalarda oran daha düşüktür dolayısıyla

bu patoloji saptanan hastalarda tekrarlayan m-TESe işlemi önerilmemektedir. Son dönemde preklinik çalışmalarla

kök hücre, eksozom ve Stromal vasküler fraksiyon (SVF) ile spermatogenezin indüklenebileceği gösterilmiştir.

SVF, yağ dokusundan elde edilen ve çeşitli hücre tiplerinden oluşan bir hücre karışımıdır. Doku onarımı, bağışıklık sistemini

düzenleme ve anjiyogenezi desteklemesiyle SVF, rejeneratif tıpta umut verici bir alandır.

Bu çalışmada, iki defa başarısız m-TESE öyküsü olan intratestiküler SVF uygulaması sonrasında m-TESE ile sperm elde

edilen ilk hasta sunulacaktır.

OLGU SUNUMU: Androloji polikliniğine 6 yıldır primer infertilite öyküsü ile başvuran 46 yaşında erkek hastanın

anamnezinde daha önce dış merkezde iki kez m-TESE operasyonu yapıldığı, patolojilerinin “şiddetli derecede hipospermatogenez,

seminifer tübüllerin %20’sinde hyalen skleroz, intertisyumda fibrozis, 3-4 adet tübül kesitinde lümende

birkaç adet spermatid” ve “spermatid düzeyinde maturasyon arresti” olduğu saptanmıştır. Fizik muayenesinde sağ testis

12 cc, sol testis 10 cc, sağ ve sol vas deferensler palpabl olarak saptandı. Hormon değerleri: FSH: 22.4 mIU/ml (N: 1.5

– 12.4 mIU/mL ) Total Testosteron: 4.47 ng/ml (N: 2.18 – 9.06 ng/mL) olarak raporlandı. Karyotip analizinde 46 XY ve

AZF gen delesyonu olmadığı saptandı.

Hastaya intratestiküler SVF enjeksiyonu planlandı. İşlem sırasında sağ periumbilikal bölgeden 30 cc yağ dokusu aspire

edildi. Elde edilen yağ grefti ayrıştırıcı kap içerisine doldurulup (35 mikron boyutunda parçalayabilen özel bıçaklar ve

filtre içeren) doku ayrıştırma cihazına (GCELL doku ayrıştırma cihazı®) yerleştirilip 12 dakika, 100 devir/dakika olmak

üzere %100 otolog olarak parçalandı. Parçalanan yağ 10 dakika, 400 devir/dakika ile tüpü 90 derece açı ile santrifüj

ederek yağın hücrelerden ayrışması sağlandı. Tüp tabanındaki ayrışmış hücre grubu içerisinde kalmış olabilecek yağ

hücrelerinden ayrışması için 0.45 mikronluk filtreden geçirildi. Ardından 635–900 nm dalga boyu aralığı, 25 derece ışık

yayılımlı, ısı üretmeyen ve LED penetrasyonlu ile çalışan cihaza konularak 10 dakika foto-aktivasyon işlemine tutularak

uygulamaya hazır hale getirildi. Elde edilen kök hücre dokusu radyolog eşliğinde ultrason kılavuzluğunda her iki rete

testise 0.3 cc ve kalanı testis parankimine toplamda 2.5cc enjekte edildi.

SVF tedavisinden bir ay sonraki hormon paneli, FSH: 21.4 mIU/ml (N: 1.5 – 12.4 mIU/mL ) Total Testosteron: 4.04 ng/

ml (N: 2.18 – 9.06 ng/mL) saptandı. İşlemden dört ay sonra semen analizi yapıldı, volüm: 3.22 ml, azospermik, pellet

negatif olarak raporlandı. Hastaya bir yıl sonra bilateral m-TESE ameliyatı uygulandı.

Patolojisi ‘sağ testis yaygın tübüler atrofi ve hyalinizasyon, germ hücre aplazisi (%95 tübülde) spermatositler (%5); sol

testiste spermatid düzeyde matürasyon (%20 tübülde), spermatogonyumlar içeren tubuluslar (%35), tübüler atrofi ve

hyalinizasyon (%45 tübülde)’’ şekilde raporlandı. m-TESE işleminde 6 adet spermatozoa elde edildi ve ICSI işlemi gerçekleştirildi.

Hastanın eşine 4 oosite ICSI işlemi yapıldı 1 embriyo gelişimi sağlanarak transfer gerçekleştirildi.

SONUÇ: Bu olgu, NOA hastalarında tekrarlayan başarısız m-TESE girişimlerinden sonra intratestiküler SVF tedavisi

sonrası sperm elde edilen ilk çalışma olması nedeniyle önemli yere sahiptir. SVF’nin potansiyel bir tedavi olabileceğini

düşündürmektedir.

Anahtar Kelimeler: Azospermi, m-TESE, SVF, İnfertilite