in: Yeni Perspektifler Işığında Hilmi Ziya Ülken, Salih Ünüvar, Editor, Ketebe Yayınları, İstanbul, pp.263-291, 2025
Hilmi
Ziya Ülken’in “Yahudi Meselesi” başlıklı kitabı 1944 yılında yayımlandı. Söz
konusu kitap bugünden geriye bakıldığında Türk Tefekkür Tarihi, Tarihi
Maddeciliğe Reddiye ve Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi gibi çalışmalara
kıyasla arkada kalmış bir metin olma özelliği gösterir. Bu durum, Türkiye’nin
Batı’dakine benzer bir Yahudi meselesinin muhatabı olmamasıyla
ilişkilendirilebilse de kitabın yayımlandığı dönemde Türkiye’de de bir Yahudi
meselesinden bahsetmek mümkündür. 1940’ların ilk yarısında savaş koşullarına
bağlı olarak, Yahudiler dönemin günlük basınında ve Türkçü/Turancı çizgideki
kimi dergilerde, ulusal ve evrensel düzeyde bütün kötülüklerin sorumlusu olarak
gösterilmektedir. Aynı dönemde Almanya’da Naziler “Yahudi Sorununa Nihai Çözüm
(Endlösung der Judenfrage)” planını uygulamaktadır. Ülken’in “Yahudi Meselesi”
böyle bir konjonktürde yayımlanmıştır. Buna rağmen ne yayımlandığı dönemde ne
de günümüzde hak ettiği ilgiyi görmüştür. Bu elbette bir talihsizlik olarak
değerlendirilebilir.
Yahudi Meselesi’nin çeşitli açılardan kritik
önemde bir çalışma olduğu belirtilebilir. Elbette ilk olarak Hilmi Ziya
Ülken’in ilgi çeşitliliğinin bir yansımasıdır. Bunun da ötesinde Türkiye’de bu
konuda kaleme alınmış ilk kapsamlı çalışma olma özelliğini taşımaktadır. Söz konusu
metin, Yahudi meselesini bilimsel ve sosyolojik bir perspektifle ele alan ilk
telif eserdir. Ülken, o yıllarda Türkiye’de Yahudileri mutlak anlamda negatif
bir kategori olarak resmeden görüş karşısında soğukkanlılığını korumuş ve
meseleyi tarihsel ve sosyolojik bir çerçeveye oturtmuştur. Yahudi meselesinin
ortaya çıkışını Yahudi halkının tarihsel serüveniyle ilişkili bir biçimde
açıklamaya çalışmıştır. Ülken’e göre bu serüvenin kimi özgüllükleri vardır. Bu
özgüllükler Yahudilerin diğer toplumlarla kurdukları ilişkileri belirlediği
gibi, diğer toplumların da Yahudilerle kurdukları ilişkileri belirlemiştir. Dolayısıyla
Ülken, Yahudi meselesini toplumlararası ilişkiler çerçevesinde ve dünya
tarihinin bütünlüğü içinde ele almıştır. Ülken ancak böyle bir metodoloji
üzerinden Yahudi meselesine yönelik nesnel ve bilimsel bir yaklaşım
sergilenebileceğini belirtir. En nihayetinde böyle bir yaklaşıma bağlı olarak
Ülken Yahudi meselesini bir “pseudo-probléme” olarak tanımlamıştır.
Bu
tebliğde Hilmi Ziya Ülken’in Yahudi meselesini kavrayışı çeşitli yönleriyle ele
alınacaktır. İlk olarak Ülken’in işaret ettiği ve Yahudilerin tarihsel
serüvenini özgül kılan bazı olgular tartışmaya açılacaktır. Ardından Ülken’in
anti-semitizm ve Siyonizm olgularına bakışı değerlendirilecek ve Yahudi
meselesini bir “pseudo probléme” olarak tanımlayışının gerekçeleri
açıklanacaktır. Son olarak Ülken’in genel çerçevesine dair bazı eleştiriler
dile getirilecektir.