Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi A.B.D., Türkiye
Tez Danışmanı: Doç. Dr. M. Sacit Pekak
Tezin Onay Tarihi: 2000
Tezin Dili: Türkçe
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
İstanbul Türkler
tarafından fethedilmeden önce Ermeniler Galata civarında Sulu Manastır ve
Balat’ta yerleşmişlerdir. Bu dönemde Ermeniler’in İstanbul’da Surp Sarkis
(1360) ve Surp Krikor Lusavoriç’e (1390) ithaf edilmiş iki kiliseleri
bulunmaktadır. 1453’te İstanbul’un fethedilmesiyle Osmanlı yönetiminde yaşamaya
başlayan Ermeniler dinsel ve sosyal yaşamlarını, 1461 yılında kurulan
patrikhane bünyesinde sürdürmüşlerdir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul nüfusunu
çoğaltmak için Anadolu’dan Türkleri ve Ermenileri İstanbul’a göndermiştir. Bu
şekilde gelen Ermeniler Samatya, Kumkapı, Narlıkapı, Yenikapı gibi semtlere
yerleştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda 18. yüzyıl başlarında Batı’ya
yöneliş başlamıştır. Abdülmecid
Dönemi’nde (1839-1861), Mustafa Reşit Paşa’nın hazırlamış olduğu Tanzimat
Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayun’u) ile imparatorluk içinde yaşayan
Gayrimüslimler’e yaşam koşullarını değiştirecek yeni haklar tanımıştır.
Fermanın en önemli maddesi, din ve mezhep farkı gözetmeksizin bütün tebaanın
eşit haklara sahip olmasıdır.
Tanzimat Fermanı ile
Osmanlının “himayesi” yerine “vatandaşlığını” kazanan Gayrimüslimlerin, can,
mal, namus güvenlikleri ve ruhani alandaki ayrıcalıkları arttırılmış, kiliselerden toplanan vergiler kaldırılmış,
dinsel topluluklara kendilerini yönetebilme, okul ve ibadet yerleri inşa
edebilme imkanı sağlanmıştır. Ticari
bilgilerini sosyal kazanımlara dönüştürerek, Batılı Devletlerin sağladığı
olanaklarla konumlarını güçlendiren Gayrimüslimlerin, kendi kiliselerini inşa
etmeleri konusunda, İslam Hukuku’ndan kaynaklanan bazı yasak ve kısıtlamalar
bulunmaktadır. Yasak ve kısıtlamalar çerçevesinde Gayrimüslimlerin kilise inşa
etmelerine izin verilmemektedir. Ancak Osmanlı Devletinde, durumu fermanla
belirlenmiş kiliselerin iç düzenlemelerine karışılmamış ve eski kiliselerin
onarımı verilecek izne bağlanmıştır. Fakat onarılacak kiliselere ek yapılmasına
izin verilmemiştir.
Kayseri’deki 19. yüzyıl
Ermeni Kiliseleri üzerine yapılmış olan araştırmada, Tanzimat ve Islahat
Fermanları sonrasında, Gayrimüslimlere tanınan yeni ibadet yerleri yapabilme
hakkı, konu açısından önemlidir. Bizans İmparatorluğu’nun çökmesinden sonra
hiçbir dönemde kiliselerin bu kadar yoğun yapılmadığı bilinmektedir. Kiliselerin sayısındaki bu artış, başkentte
olmasa bile taşrada Fermanların getirdiği serbestliğin uygulandığını
göstermektedir. Kayseri ile ilgili araştırmalarda, şimdiye kadar çoğunlukla
Türk Dönemi mimarlık örnekleri incelenmiştir.
Bu çalışmanın amacı,
Kayseri ve çevresindeki yerleşmelerde tespit edilebilen Ermeni Kiliselerini
belgelemek, tanıtmak, yüzyıllar boyunca yaşamlarını yan yana sürdüren
cemaatlerin durumunu ortaya koyarak, dini mimarilerini incelemektir. Bu
kapsamda, Ermeni Kilisesi tarihi, Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki
durumları, nüfusları ve 1831 yılında yapılan ilk nüfus sayımından, 1923 yılına
kadar Kayseri’de yaşayan Gayrimüslim nüfus hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma
bölgemiz olan Kayseri’nin konumu, adı, tarihsel önemi ve başlangıçtan günümüze
şehir dokusundan bahsedilmiştir.
Kayseri ve çevresinde
tespit edilebilen on iki yapı incelenmiş, Kayseri merkezde bulunan manastır
kilisesi Surp Krikor
Lusavoriç ve Surp Asdvadzadzin
Kiliseleri çalışmanın asıl konusunu oluşturmuştur. Bu yapıların planları
çizilmiş, tasvirleri yapılmış ve fotoğrafları çekilmiştir. Kayseri çevresinde
tespit edilen, Aydınlar (Tavlusun) Surp Toros Kilisesi, Bahçeli (Efkere) Surp
İstepanos Kilisesi, Balagesi Surp Haç Kilisesi, Derevenk Surp Toros Kilisesi,
Develi Surp Toros Kilisesi, Gesi Surp Asvadzadzin Kilisesi, Güzelköy (Nirze) Surp Toros Kilisesi, Konaklar
(Germir) İstepanos Kilisesi, Talas Surp Asvadzadzin Kilisesi, Tomarza Surp
Bogos-Bedros Kilisesi kısaca tanıtılmış, ölçekli krokileri çizilmiş ve
fotoğrafları çekilmiştir.