ORTADOĞU’DA BİZANS İMPARATORLUĞU-HAÇLI İLİŞKİLERİ (1099-1131)
Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Birsel Küçüksipahioğlu
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Bu çalışmada, insanlık tarihinde derin izler bırakmış Haçlı Seferleri’nin mahiyeti, aynı inanca sahip olduğu düşünülmesine rağmen Hristiyan âleminin zıt iki ayrı kutbunu temsil eden papalık ve Bizans İmparatorluğu ekseninde ele alınarak gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmıştır. Taraflar arasındaki münasebetler değerlendirilirken Doğu’nun ve Batı’nın dinî, siyasî, askerî ve sosyal geleneklerinin birbirinden farklı gelişim safhaları dikkate alınmış ve bunların Haçlı Seferleri dönemindeki yansımaları 1131 yılına kadar konu edinmiştir. Bu süre içinde Haçlıların Bizans İmparatorluğu ile beklenenin aksine ortak amaçlara hizmet etmediği gözlemlenmiştir. İki taraf arasında Anadolu’da görünür olmaya başlayan sorunlar Haçlıların Urfa, Antakya, Kudüs ve Trablus’ta kurdukları kontluklarla iyice aşikâr olmuştur. Bu kontlukların dışında imparatorluğun hâkimiyetinin olduğunu iddia ettiği birçok bölgede Haçlılar, küçük idareler halinde varlığını sürdürmeye çalışmış, Avrupa’da sefere çıkmadan önce düşman addettikleri Müslümanlar üzerinde kurdukları baskının yanında din kardeşi olduklarını söyledikleri ve yardım sözü verdikleri imparatorluk arazileri üzerine de saldırılarda bulunmuşlardır.
Haçlıların bölgedeki yayılımcı tutumları ve papalığın ideallerini imparatorluk üzerinde gerçekleştirme gayretleri sebebiyle Bizans İmparatoru Aleksios ve oğlu Ioannes Komnenos gerek Avrupa’da gerek Ortadoğu’da Haçlılarla sadece askerî değil, siyasî ve dinî boyutta da mücadeleler vermiştir. Haçlılar ise birkaç istisna dışında imparatorluğun kendilerine yeterince yardımda bulunmadığını ve Haçlıların idealleriyle çatıştığı için ihanet içinde olduklarını düşünmüş, hatta zaman zaman kaynaklarda Ortodoksları kâfir olarak ilan etmişlerdir. Neticede ilk Haçlı hareketinde bulunan kişilerin yerini yeni nesle bırakmasına kadar geçen sürede (1099-1131) Hristiyan Dünya’nın iki ayrı mensubu seferin başındaki söylemlerinden taban tabana zıt bir tutum sergilemişler ve birbirleri üzerinde tahakküm kurmaya çalışmışlardır.