Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tez Danışmanı: Prof.Dr. Metin Sözen
Tezin Onay Tarihi: 2004
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
MERKEZİ KÜBBE-EYVAN İLİŞKİSİNİN ESAS OLDUĞU ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ TARİKAT YAPILARI
Bu çalışma, Anadolu Selçuklu dönemine tarihli merkezi kubbe-eyvan ilişkine sahip tarikat yapılarım incelemektedir. Çalışmada, tarikat yapısı olarak XDI. yüzyıla tarihli Afyon Boyalıköy Hanikâhı, Konya Sahip Ata Hanikâhı, Tokat Ebû'ş Şems Hanikâhı, Tokat Şeyh Meknûn Zaviyesi, Tokat Hoca Sünbül Baba Zaviyesi, Tokat Halef Gazi Hanikâhı, Aksaray Melik Mahmud Gazi Hanikâhı incelenmektedir. Kendilerini tasavvufa adamış, sufi olarak adlandırılan kişilerin bu yolu tercih etmelerindeki asıl amaçlan gerçeğin bilgisine yani hakikate, "el-Hakk"a ulaşmaktı. Sufiler bu amaçlarım gerçekleştirebilmek için günlük sıradan ibadetlerin yeterli olabileceğine inanmamaktaydılar. Bu sebeple, sufiler İslam mistisizmini amaçlarına ulaşabilmek için bir yol olarak kabul etmişlerdi. XI. yüzyılın sonlarından itibaren İslam mistisizmi düşüncesi kurumlaştı ve tarikatlar adı altında yeni bir çehre kazandı. Başlangıçta, ibadet merkezi sufilerin konutlarıydı. Fakat sufiler biraraya gelebilmek ve ibadetlerini yapabilmek için yeni bir tip yapıya ihtiyaç duydular. Hanikâh, zaviye, buk'a, ribat, savma'a gibi farklı isimlerle adlandırılan sufi yapılan kısa süre içinde tüm İslam ülkelerine yayıldı. 1071 tarihinde, Anadolu'nun fethi ile birlikte farklı bölgelerden pek çok insan Anadolu göç etti. Bu kişiler arasında tarikat liderleri de bulunmaktaydı. Bu göçler sayesinde Anadolu tasavvuf düşüncesini yakından tanıma şansım elde etti. XHL yüzyıla kadar Anadolu, Ortaçağ İslam mistisizminin önemli bir merkezi haline geldi. Sufi yapılan (Tarikat yapılan) Anadolu topraklarına yayıldı ve Ortaçağ Anadolusu'nun İslamlaşması ve Türkleşmesinde önemli bir rol oynadı. Bu yeni yapı tipi sufilere ev, ibadet mekanı, önemli gereksinimlerim sağlayan bir kuruluş olarak değerlendirilebilir, bu sayede sufiler kendilerini tasavvuf! hayata tam olarak adayabilmekteydiler. Ayrıca bu yapılar yabancı sufilere ve ziyaretçilere de yiyecek ile kalacak yer imkanı sağlamaktaydı. Bu sebepledir ki tarikat yapılan hem konut hem de dini mimarinin özelliklerini birleştirmeye eğilim göstermişti. Aynı zamanda incelenen örneklerin kitabelerinde geçen ifadeler tarikat yapılan ile konuta özgü mimari arasındaki ilişkiyi çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Plan açısından ortak bir kökene sahip medreseler ve tarikat yapılan Anadolu'da paralel bir gelişim çizgisi ortaya koymaktadırlar. Fakat bu iki yapı tipi karşılaştırıldığında tarikat yapılarının boyut ve bezeme açısından mütevazı özelliklere sahip olduğunu söyleyebiliriz.