Mistik Simbiyozun Büyübozumu: Yirminci Asrın Dönüşünde Mevlevî Çelebileri Arasında Hizip Çatışması


Arş. Gör. BAHADIR YOLCU

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sabancı Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih, Türkiye

Tez Danışmanı: Doç. Dr. Selçuk Akşin Somel

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: İngilizce

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, 1910 yılında ʻAbdülhalîm Çelebi’nin azledilerek yerine Veled Çelebi’nin Konya Mevlevî Âsitânesi’ne post-nişîn olarak atanmasıyla patlak veren tarikat-içi bölünmeyi ele almaktadır. Mevcut literatürde şimdiye dek yalnızca betimleyici bir çerçevede ele alınan bu hizip mücadelesi, tarihsel bağlamına uygun biçimde derinlikli bir analizi gerektirmektedir. Veled Çelebi’nin merkezî hükûmet tarafından yapılan ataması, 19. asır boyunca devlet aygıtı ve tarikatlar arasındaki girift etkileşimin köklü bir dönüşüm geçirdiği kümülatif ve uzun soluklu bir sürecin nihaî çıktısıydı. Bu dönüştürücü süreç, cari iktidar dinamiklerini yeniden şekillendirerek dengeyi giderek merkezîleşen ve bürokratikleşen Osmanlı idari yapısı lehine değiştirmiştir. Başka bir deyişle, modern devlet inşası geleneksel mistik özerkliği aşındırmıştır. Bununla birlikte, atama prosedürü pürüzsüz işlememişti. Eşi görülmemiş zorluklar, devlet aygıtını Konya’da tehlikeli bir toplumsal krizle karşı karşıya getirdi. Veled Çelebi’nin keyfî addedilen atama kararı, evvelâ Mevlevî hiyerarşisinde seçkin mevkileri işgal eden kimseler tarafından protesto edildi. Müteakiben esnaf, tüccar, ulema ve eşraf gibi çeşitli toplumsal kesimlerin katıldığı, büyük ölçekli hükûmet-karşıtı bir halk gösterisine evrildi. Bu muhalif hizbin söylemsel stratejisini İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla vaat edilen hürriyet-perver ilkelerin yörüngesine oturtması bilhassa dikkat çekicidir. Dolayısıyla bu çalışma, bireysel fâilliği sıkça gizleyen devlet-merkezli bir yaklaşım yerine “aşağıdan yukarıya” bir bakış açısını öncelemektedir.