NODÜLER GUATRLI HASTALARDA NODÜL ÇAPI VE MULTİNODÜLER TİROİD YAPISININ PREOPERATİF İNCE İĞNE ASPİRASYON BİYOPSİSİNİN TANISAL DOĞRULUĞU VE AMELİYAT YAKLAŞIMI ÜZERİNE ETKİSİ
Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Yasemin Şenyürek
Tezin Onay Tarihi: 2012
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Amaç:
Bu çalışmada nodüler guatrlı hastalarda tiroid kanseri ayırıcı tanısında nodül
çapı ve multinodüler tiroid yapısının preoperatif ince iğne aspirasyon
biyopsisinin tanısal doğruluğu üzerine etkisi, ultrasonografi ( USG )’de tiroid
kanseri açısından şüpheli bulgular ve bu parametrelerin ameliyat yaklaşımı
üzerine etkileri incelendi.
Gereç
ve Yöntemler: Nisan 2005 ile Ocak 2012 tarihleri
arasında İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı A Servisi’nde tiroidektomi
uygulanan 619 hastada ince iğne aspirasyon biyopsi ( İİAB ) yapılan 726 nodülün sitolojisi, sonografik
özellikleri ve cerrahi sonrası histopatoloji sonuçları incelendi. Tiroid
kanseri ayırıcı tanısında nodül çapı ve nodül sayısının İİAB’nin duyarlılık,
özgüllük ve doğruluk oranları üzerine etkisi araştırıldı. Tiroid USG’de tiroid
kanseri ile anlamlı ilişkisi olan morfolojik özellikler saptandı ve bu
özelliklerin tiroid kanseri tanısında duyarlılık, özgüllük ve doğruluk oranları
araştırıldı. Veriler ortalama ± standart sapma olarak belirtildi ve istatistiksel
incelemede Student T testi ve Ki-kare testi kullanıldı. Sonuçlar % 95’lik güven
aralığında değerlendirilirken, anlamlılık p < 0,05 düzeyinde kabul edildi.
Bulgular: Toplam 619
hastanın 538’i ( % 86 ) kadın, 81’i ( % 13 ) erkek olup, ortalama yaş 46,3 ( 12
– 82 ) olarak bulundu. Hastaların 513’ünde ( % 82,9 ) tek tiroid nodülüne,
105’inde ( % 16,9 ) iki ve 1’inde ise ( % 0,2 ) üç tiroid nodülüne İİAB yapıldı. Bu
nodüllerin sitolojik incelenmesinde 400 ( % 55,1 ) nodülde selim, 166’sında ( %
22,8 ) malignite kuşkulu, 121’inde ( % 16,7
) malign, 39’unda ise ( % 5,4 ) nondiagnostik
/ yetersiz sonuç bulundu. Toplam 619 hastanın 414’üne ( % 67 ) total
tiroidektomi, 165’ine ( % 26,6 ) totale yakın tiroidektomi ve 40 ( % 6,4 )
hastaya ise lobektomi uygulandı. İİAB uygulanan
nodüllerden 375’inde ( % 51,6 ) tiroid kanseri saptandı. İstatistiksel analizde;
İİAB sonucu malignite veya malignite kuşkusu
/ histopatolojik inceleme sonucu tiroid kanseri olan nodüllerde İİAB
gerçek pozitif, İİAB sonucu malignite veya malignite kuşkusu / histopatolojik
inceleme sonucu selim ise yanlış pozitif, İİAB sonucu selim / histopatolojik
inceleme sonucu tiroid kanseri ise yanlış negatif ve İİAB sonucu selim / histopatoloji
sonucu selim ise gerçek negatif olarak kabul edildi. Tüm grup için İİAB nin duyarlılığı
% 62,4, özgüllüğü % 81 ve doğruluk oranı % 71 olarak saptandı. Nodül çapı 3 cm
veya üzeri olan nodüllerde daha küçük çapa göre İİAB’de yanlış negatiflik
oranının anlamlı şekilde daha yüksek ( % 65 vs % 29, p = 0,0001 ) ve duyarlılığın
ise daha düşük olduğu bulundu ( % 34 vs % 71, p = 0,0001). Multinodüler guatrlı
hastalarda soliter nodülü olanlara göre İİAB’nin duyarlılığı daha düşük bulundu
( % 62 vs % 71, p = 0,1 ). Tiroid USG de malignite ile anlamlı ilişkisi bulunan
özellikler solid hipoekoik yapı ( p = 0,03 ), düzensiz kontur ( p = 0,0001 ) ve
mikrokalsifikasyon ( p = 0,0001 ) olarak saptandı. Tiroid kanseri tanısında bu
üç sonografik özelliğin duyarlılık, özgüllük ve doğruluk oranları sırasıyla % 26
ile % 69, % 38 ile % 87 ve % 54 ile % 58 arasında değişen oranlarda bulundu. Tiroid
kanseri tanısında nodül çapı ile sonografik bulguların ilişkisi incelendiğinde
nodül çapı arttıkça sadece mikrokalsifikasyonun duyarlılık değerinde sınırda
anlamlılık ( p=0,04 ) gösteren bir azalma saptandı. Bunun dışındaki sonografik
özelliklerde, İİAB’de olduğu gibi, nodül çapı arttıkça tiroid kanseri tanısı bakımından
duyarlılık, özgüllük ve doğruluk oranlarında anlamlı bir azalma olmadığı
görüldü. Histopatolojik olarak kanser saptanan 348 hastadan sitoloji sonucu kesin
malignite olarak tanımlanmayan ( foliküler lezyon / neoplazi veya malignite
kuşkusu, n=105 ), yanlış negatif ( n=118 ) ve nondiagnostik / yetersiz ( n=13 )
olan hastalar frozen section incelemede kanser saptanan 3 hasta dışında primer
girişimde proflaktik santral diseksiyon şansını kaybetti. Tiroid kanseri
saptanan 348 olgudan 233’üne ( % 67 ) primer girişimde proflaktik santral
diseksiyon uygulanmadı. Lobektomi uygulanan 40 hastadan İİAB sonucu selim ( n =
8 ) veya önemi belirsiz foliküler lezyon ( n = 2 ) olan 10 hastada histopatolojik
olarak tiroid kanseri saptandı ve tamamlayıcı tiroidektomi uygulandı. Lobektomi
uygulanan hastalarda tamamlayıcı tiroidektomi oranı % 25 bulundu.
Sonuç: Tiroid nodüllerinde çapın 3 cm ve üzeri
olması İİAB duyarlılığını anlamlı şekilde azaltır. Sonografik olarak şüpheli
bulguların duyarlılık, özgüllük ve doğruluk oranları nodül çapından
bağımsızdır. Çapı 3 cm’in üzerindeki tiroid nodüllerinde, İİAB sonucu selim
olup USG’de malignite şüpheli bulgular varsa İİAB sonucunun yanlış negatif
olabileceği akla gelmelidir.