SANTRAL ERKEN PUBERTE OLGULARINDA YENİ NESİL DİZİLEME İLE MOLEKÜLER PATOLOJİNİN AYDINLATILMASI
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Zehra Oya Uyguner
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Kızlarda sekiz, erkeklerde dokuz yaşından önce ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişmesi erken puberte (EP) olarak tanımlanır. Gerçek/Santral erken puberte (SEP), gonadotropin salgılayan hormonun hipotalamik-hipofiz-gonadal ekseni erken etkinleştirmesiyle ortaya çıkar. Kızlarda daha sık gözlenen SEP’in etiyolojisinde %60-80 genetik bir köken olduğu ve yaklaşık %27,5’inde otozomal dominant kalıtım bildirilmektedir. Günümüzde puberte yolaklarında 40’dan fazla gen tanımlanmış ancak pek azı (KISS1, KISS1R, MKRN3, DLK1 ve PROKR2) SEP ile ilişkilendirilmiştir. Çalışmamızda, 18 ailevi SEP olgusunda bildirilen genlerin Sanger Dizileme (SD) ile taranması, ilişkili değişim saptanmayan iki ailede tüm ekzom dizileme (TED) ile yeni genlerin araştırılması amaçlandı. DLK1’de, iki farklı kız olguda iki farklı tanımlanmamış varyant (c.67+78C>T ve c.357C>G;p.(Tyr119Ter)) ve MKRN3’de bir kız olguda daha önce SEP ilişkisi bildirilmiş bir değişim (c.982C>T;p.(Arg328Cys)) gösterildi. Aile çalışmasında DLK1 ve MKRN3 varyantlarının maternal imprited özellik ile uyumlu olarak anlatım yapan paternal allelde yer aldığı gösterildi. DLK1 ve MKRN3’ün olgularımızdaki SEP’in %17’sinden sorumlu olduğu saptandı. TED uygulanan iki aileden birinde ilişkili bir gen gösterilemezken diğerinde CDHR3’de evolüsyonel olarak korunmuş intronik bölgede (splicing acceptor) c.1225-1G>A saptandı ve değişimin diğer aile bireylerinde klinikle uyumlu segrege olduğu gösterildi. Hücre zarında kalsiyum-bağımlı adhezyon yapısı ile hücre-hücre etkileşiminde ve hücre-iskeleti kompleksinin düzenlenmesinde rolü olan cadherin protein ailesinin bir üyesi olan CDHR3’ün günümüzde herhangi bir fenotiple ilişkisi bildirilmemiştir. İleride CDHR3’ün SEP ile ilişkisinin fonksiyonel olarak araştırılması ve bilinen genlerde mutasyon saptanmayan diğer olgu ve ailelerimizde TED yapılması planlandı. SEP’te yeni genlerin tanımlanarak puberte yolaklarının daha iyi anlaşılmasının prepubertal çocukların, presemptomatik tanı ve tedavisinde yeni stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabileceği düşünüldü.