Hadis Rivayetinde Zorunlu Rihleler (100-330/718-941)


Arş. Gör. İBRAHİM ENES BAŞDEMİR

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Bekir Kuzudişli

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Desteklendiği Program: Diğer

Özet:

Bu tez, İslam ilim geleneğinin teşekkül sürecinde merkezî bir rol oynayan rihle olgusunun, genellikle göz ardı edilen “zorunlu” boyutunu yapısal bir çerçevede ele almaktadır. Rihlelerin, ilim talebiyle yapılan ihtiyari yolculuklardan ibaret olmadığını iddia etmekte ve literatürde sistematik olarak analize tabi tutulmamış bir problemi merkezine yerleştirmektedir. Tezin temel amacı, ravilerin hicri ilk üç asırda Mâverâünnehir’den Endülüs’e uzanan İslam coğrafyasında yaptığı zorunlu rihleleri, münferit anlatıların ötesine taşıyarak bu olgunun sebeplerini, tezahür biçimlerini, coğrafi ve kronolojik dağılımını ve hadis ilmine etkilerini değerlendirmektir. Tez, rihle araştırmaları bağlamındaki yerinin yanı sıra İslam tarihinde devlet-âlim ilişkilerinin doğasını anlamak için yeni bir çerçeve sunmaktadır.

Elde edilen bulgular, büyük oranda siyasi olaylarla ilgisi bulunan zorunlu rihlelerin üç ana model etrafında şekillendiğini göstermiştir: Devlet ricalinden kaynaklanan siyasi baskı, çoğunlukla siyasi otorite zoruyla yapılan götürülme eylemleriyle neticelenmiştir. İç savaş ve isyanlar gibi toplumsal kargaşa dönemleri, âlimlerin kendi inisiyatifleriyle güvenlik arayışına girdiklerini gösteren şehirden uzaklaşmaları beraberinde getirmiştir. Daha yerel düzeydeki toplumsal baskı ise çoğunlukla bir âlimin yaşadığı yerden sürgün edilmesiyle sonuçlanmıştır. Kronolojik analiz, bu vakaların Emevî-Abbâsî geçişi ve Mihne süreci gibi tarihsel kırılma anlarında zirveye ulaştığını, coğrafi analiz ise Bağdat’ın hem bir baskı merkezi hem de bir toplanma yeri olarak ağın odağında bulunduğunu ortaya koymuştur.

Sonuç olarak bir dönemde gerçekleşen zorunlu rihlelerin hem sayısal yoğunluğu hem de ortaya çıkış biçimleri, o dönemin siyasi otoritesinin meşruiyet ve muhalefetle kurduğu ilişkinin doğrudan bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Bu durum hadis rivayetini de belirli bir ölçüde etkilemiştir. Böylece aynı zaman aralığındaki toplam ravi sayısıyla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak sınırlı bir paya sahip olsa da zorunlu rihlelerin, önde gelen bazı muhaddislerin hayatındaki yeri sebebiyle hadis ilmi açısından sonuçları tartışılmıştır.