SÜLFONAMİD GRUBU TAŞIYAN 2-İNDOLİNON TÜREVLERİNİN OLASI ANTİKANSER ETKİLERİNİN İNCELENMESİ


Arş. Gör. Dr. ÖYKÜM GENÇ AKAR

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Füsün Öztay

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Desteklendiği Program: Diğer

Özet:

Kanser, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında

ikinci sırada yer almakta ve önemli bir halk sağlığı yükü oluşturmaktadır. Mevcut tedavide

kullanılan antikanser ilaçlar, tümör hücrelerini hedeflese de sağlıklı dokular üzerinde de toksik

etkiler gösterebilmekte ve tedavi etkinliğini sınırlayan yan etkilere veya direnç gelişimine yol

açabilmektedir. Bu sınırlamaları aşmak ve düşük yan etki profiline sahip yeni moleküllerin

çeşitli kanser tiplerinde etkilerinin araştırılması, güncel onkoloji araştırmalarında öne

çıkmaktadır.

2-indolinon grubunun tirozin kinaz inhibitör potansiyeli ile proapoptotik etkiler göstediği

bilinmektedir. Sülfonamid grubu ise karbonik anhidraz izoenzimlerini hedefleyerek tümör

mikroçevresinde pH homeostazını bozarak kanser hücrelerinin büyümesini sınırlar. Bu tez

kapsamında insan meme, pankreas, akciğer, kolon ve böbrek kanserlerinde yeni sentezlenen

sülfonamid grubu taşıyan 2-indolinon türevli 14 adet bileşik ilk kez denendi ve antikanser

etkinlikleri ilk kez gösterildi.

İnsan meme (MDA-MB-231 ve MCF-7), pankreas (MIA PaCa-2), akciğer (A549), kolon

(HCT-116), böbrek (A498) kanseri hücre hatlarında sülfonamid grubu taşıyan 2-indolinon

türevli 14 adet bileşiğin MTT testi ile sağlıklı hücrelere toksik özellik göstermeyen, selektif

etkili doz ve zamanları belirlendi. Etkili bileşikler ve hedef kanser hücre hatları ile genel tirozin

kinaz inhibitör etki tayini yapıldı. Karbonik anhidraz enzim inhibitör etki ile ilişkiyi ortaya

SÜLFONAMİD GRUBU TAŞIYAN 2-İNDOLİNON TÜREVLERİNİN OLASI


ANTİKANSER ETKİLERİNİN İNCELENMESİ


xix


koymak için CA-IX/XII miktar tayini gerçekleştirildi. Kanser hücrelerinin proliferasyon


yanıtını araştırmak için BrdU proliferasyon testi yapıldı. Hücre ölümü, manuel ELISA (aktif-

kaspaz 3, sitokrom c, Bax, Bcl-2, p53) ve akış sitometri yöntemi Annexin V/7-AAD ile


gösterildi. Hücre sinyal yolları AKT (p-AKT, AKT) ve ERK (p-ERK, ERK) ile ilişki araştırıldı.


Selektif etkili, ilaç olabilme kapasitesi yüksek, seçili bileşiklerin spesifik tirozin kinaz EGF (p-

ve T-EGFR), (p- ve T- PDGFR-β, c-MET, Src) inhibitör etkinlikleri araştırıldı. Flurometrik


yöntem ile hücre içi reaktif oksijen türlerinin birikim miktarı gösterildi. Hücrelerin migrasyon

kapasitesinde meydana gelen değişimleri göstermek için çizik yara iyileşmesi deneyi yapıldı.

Elde edilen bulgular, sentezlenen bileşiklerden 8 tanesinin sağlıklı hücrelerde non-toksik etki

gösterirken, kanser hücrelerinde IC50: 1<μM sitotoksik etki gösterdiğini ve bu bileşiklerin hedef

kanser hücrelerinde farklı moleküler mekanizmalarla antikanser aktivite oluşturduğunu

gösterdi. Bileşiklerin hedef kanser hücrelerinde apoptozu uyarabildiği bu uyarımın ise farklı

antikanser mekanizmalar ile ilişkili olduğu ortaya kondu. MDA-MB-231 meme kanseri

hücrelerinde CB25 (IC50: 0,011 μM; SI: 760,909), MIA PaCa-2 pankreas kanseri hücrelerinde

CB27 (IC50: 0,013 μM; SI: 2000,769), HCT-116 kolon kanseri hücrelerinde CB12 (IC50: 0,39

μM; SI: 256,4) ve A498 böbrek kanseri hücrelerinde CB12 (IC50: 0,1 μM; SI: 830) en yüksek

ilaç geliştirme potansiyeline sahip lider bileşikler olarak belirlendi.

2-indolinon türevlerinin TKİ etkinlikleri yanı sıra sülfonomid grubu taşıyanlarının CA inhibitör

etkinlik göstermesi, bu molekülleri avantajlı antikanser moleküller haline getirmektedir.

Çalışmamızdan elde edilen verilere dayanarak, farklı kanser hücrelerinde sitotoksik etki

gösteren ve farklı mekanizmalar ile apoptotik uyarıma etki eden yeni antikanser ajanların

keşfedilmesi umut vericidir.