Türkmen Kitabevi, İstanbul, 2023
Vergi İcra
Hukuku’na özgü bir cebrî icra kurumu olan teferruğ, 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 98. maddesinde düzenlenmektedir.
Bu kurumun kamu borçlusuna her türlü ödeme kolaylığını gösterme ve kamu
idarelerinin alacaklarını emniyet altına alarak kolay ve seri bir şekilde
tahsil etme şeklindeki iki amacı uzlaştırdığı ifade edilebilir. Bu anlamda 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un özünün ve ruhunun en
iyi ifadesi, Kanun’da düzenlenen teferruğ ile karşılık bulmaktadır. Vergi İcra
Hukuku’nda teferruğun konusunu, genel yarar ile özel yararı uzlaştırmak, kamu
alacaklısı idarelerle kamu borçlularının kamu alacağından kaynaklanan
ilişkilerini düzenlemek, tarafların haklarını ve yetkilerini sınırlamak oluşturmaktadır.
Vergi İcra Hukuku’nda teferruğ, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun’da öngörülen koşullarla satışı yapılamayan hacizli taşınmazların
birer kamu kaynağı hâline getirilerek, bu suretle ödenmemiş kamu alacağının
tahsiline yaramaktadır. Kanun koyucu, kamu borçlularının mal varlığı
değerlerinden para olarak tahsil edemediği alacakların, yine kamu borçlularının
mal varlığı değerlerinden taşınmazlarının alacaklı kamu idarelerinin
mülkiyetine geçirilmesi suretiyle tahsiline imkân veren bir idarî ve malî usul
ihdas etmiştir. Dolayısıyla kamu alacaklarında uygulanan nakdî tahsile dayanan
diğer usullerin bazı hâllerde işlevsiz kalması sebebiyle, idarenin mal
edinmesiyle sonuçlanan usullere olan ihtiyacın arttığı, bu itibarla teferruğ
usulüne özel bir önem atfedildiği belirtilebilir.