İletişim Bilimlerinde Kuramsal ve Uygulamalı Çalışmalar, Doç. Dr. Feridun NİZAM, Editör, Vizetek Yayıncılık, Ankara, ss.157-205, 2025
Erkeklik çalışmaları, toplumsal cinsiyet araştırmaları kapsamında gelişen ve toplumsal yapının kadınlar üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin çeşitli yönlerini incelemekle birlikte, toplumsal roller bağlamında “öteki” olarak değerlendirilen erkek davranış biçimlerini ve egemen erkeklik modelinin dışında konumlanan bireyleri
anlamaya yönelik girişimlerle ortaya çıkmıştır. Bu alan, başlangıçta baskın erkeklik biçimini analiz etme amacı taşıyarak şekillenmiş ve hegemonik erkekliği tanımlayıp çözümlemeye çalışan bir yönelime evrilmiştir. Araştırmalar, tekil bir erkeklik kimliğinden söz etmek yerine, çoklu erkeklik biçimlerinin var olabileceği ve bu kimliklerin birbirleriyle ilişkili şekilde varlık gösterebileceği fikrine yönelmiştir. Özgürlük ve eşitlik hareketlerinin etkisiyle, iktidar konumundaki erkekliğin bir tür kriz içerisine girdiği düşünülmektedir. Kadınların iş gücünde daha fazla ve eşit bir şekilde yer alabildiği, militarist yapının zayıfladığı, azınlık grupların ve “ötekilerin” daha görünür hale geldiği ve cinsiyet ikiliğinin açıkça sorgulandığı geç modern dönem koşullarında, egemen erkeklik anlayışı gücünü kaybetmiş; bu durum, erkek kimliğinde bir tür bunalıma ve toksik yönlerin açığa çıkmasına yol açmıştır.
Bu çalışma, erkeklik krizini kara komedi ve absürt anlatılar aracılığıyla görünür kılan Onur Ünlü filmlerindeki erkek karakterleri incelemektedir. Analiz, yönetmenin senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği ilk filmi Polis (2006) ile Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok (2017) yapımları üzerinden, toplumsal cinsiyet kuramı çerçevesinde ve betimsel analiz yöntemi aracılığıyla gerçekleştirilmiştir2. Araştırma bulguları, Ünlü’nün filmlerinde yer alan erkek karakterlerin fiziksel, psikolojik ve toplumsal düzeyde
çeşitli krizler yaşadığını, travmatize kimlik inşalarına sahip olduğunu ve çevresindeki kişileri de travmatize etme eğiliminde olduğunu göstermektedir. Filmlerdeki erkek figürlerin kadınlara verdikleri zarara benzer biçimde farklı erkeklik formlarına da zarar verdiği tespit edilmiştir. Özellikle başkarakterlerin kamusal alanda mesleki ve hiyerarşik, özel alanda ise ailevi veya romantik çatışmalar yaşayan temsiller ürettiği ve bu karakterlerin sinemasal evren içerisinde travmatik kökenler üzerine inşa edildiği saptanmıştır.