İstanbul Boğazı, Marmara Denizi Çıkışı ve İzmit Körfezinden derlenen yüksek çözünürlüklü sığ sismik verilerle, Kuzey Anadolu fayının Marmara Denizindeki aktivitesine bir yaklaşım


Gökaşan E. , ALPAR Ş. B. , Güneysu C., Gazioğlu C. , Yücel Z. Y.

1. Ulusal Deniz Bilimleri Konferansı, Ankara, Türkiye, 1 - 04 Haziran 2000, ss.55-56

  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.55-56

Özet

İzmit Körfezi içerisinden alınmış olan sığ sismik veriler, bu alanda üç adet doğrultu atımlı fayın varlığını göstermektedir. Körfezdeki havzaları geliştiren eğim atımlı faylar, genelde doğrultu atımlı faylar tarafından kesilmişler veya onlarla birleşmişlerdir. Körfez tabanında izlenen Pliyo-Kuvaterner yaşlı istife (Bargu ve Yüksel, 1993; Ediger ve Ergin, 1995) ait tabaka kalınlıklarında, körfezin tabanında izlenen fay ve kıvrım eksenlerine doğru ilerlendiğinde herhangi bir değişim gözlenmez (Gökaşan vd., yayında). Bunun dışında, körfezin orta baseninde genç sedimentleri etkileyen kıvrımlar, körfezin Marmara Denizi çıkışında belirlenen bir doğrultu atımlı fayda izlenen ters fay bileşeni ve son olarak Hersek Deltası batısında, deniz altındaki aktif bindirmeler de yine körfezi etkileyen güncel tektonik aktivitenin eserleridir (Gökaşan vd., yayında).

İstanbul Boğazı, Marmara Denizi çıkışında yorumlanan sismik kesitlerde, KD-GB yönlü aktif bir doğrultu atımlı fayın ve bunun doğusunda aktif bir eğim atımlı fayın varlığı belirlenmiştir (Oktay vd., yayında). Boğazın, Kuzey Marmara şelfi üzerindeki uzantısında, vadi içerisindeki genç sedimentlerde, -40 m derinlikte belirlenen oblik-sigmoidal iç yansımalı istif, Würm döneminde bu alana boşalan bir akarsuya ait delta olarak yorumlanmıştır (Oktay vd., yayında). Bu istife ait klinoformların kıvrımlandığı ve bu kıvrımın ekseninin de KD-GB gidişli olduğu gözlenmiştir. İzmit Körfezi genç sedimentlerine benzer şekilde, bu istifin kalınlığı da, kıvrımın eksenine yada kanatlarına doğru ilerlendiğinde değişmemektedir.

Her iki alanda da izlenen fayların geometrisi ve karakterleri, Marmara Denizi için önerilmiş olan pull-apart mekanizmasını (Barka ve Kadinsky-Cade, 1988) desteklemektedir. Bununla birlikte, her iki çalışma alanında belirlenen yapısal unsurların bir bölümü, bu alanda aktif bir sıkışmanın varlığını da gündeme getirmektedir (Oktay vd., yayında; Gökaşan vd. yayında). Sismik kesitlerde izlenen bir başka ortak veri, genç sedimentlerin tabaka kalınlığının, faylara ve kıvrım eksenlerine doğru gidildikçe değişmiyor olmasıdır. Bu durum, her iki alanda bulunan sedimentlerin, KAF’nın Marmara’daki günümüz tektoniği açısından, pre-tektonik sedimentler olduklarını göstermektedir.