TOTBİD Araştırma Dergisi, cilt.1, sa.1, ss.25-31, 2025 (Hakemli Dergi)
Amaç: Artroskopik Bankart tamiri, anterior omuz instabilitesinin cerrahi tedavisinde yaygın olarak kullanılan etkili bir yöntemdir. Tamamı sütür olan ankorlar, daha küçük tünel gereksinimi ve biyolojik avantajları nedeniyle tercih edilse de glenoid kemikte erken dönemde tünel genişlemesine yol açabileceği bildirilmiştir. Bu çalışmada, bu tünel genişlemesinin radyolojik olarak değerlendirilmesi ve klinik sonuçlarla olası ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır.
Yöntemler: Ocak 2017 ile Ekim 2019 arasında tekrarlayan anterior omuz instabilitesi nedeniyle tamamı sütür ankorlar ile artroskopik Bankart tamiri uygulanan 17 hasta retrospektif olarak incelendi. Tüm hastalarda ameliyat sonrası bilgisayarlı tomografi (BT) ile tünel çapı ölçüldü. Tünel genişleme miktarı mutlak ve yüzde olarak hesaplandı. Klinik sonuçlar Rowe ve kolun, omzun ve elin hızlı işlev kaybı ölçeği (Q-DASH) skorları ile değerlendirildi. Korelasyon analizleri ile tünel genişlemesi ile demografik, cerrahi ve klinik değişkenler arasındaki ilişkiler incelendi.
Bulgular: Ortalama yaş 25.76 ± 6.5 yıl, takip süresi 34.76 ± 20.67 ay, tünel son çapı 4.87 ± 1.02 mm idi. Ortalama mutlak çap artışı 2.07 ± 1.02 mm ve ortalama yüzde artış %74.05 ± 36.51 bulundu. Ortalama Rowe skoru 95.77 ± 4.94, Q-DASH skoru 11.31 ± 5.15 olup hiçbir hastada tekrarlayan çıkık izlenmedi. Tünel genişlemesi ile hasta yaşı, vücut ölçüleri, cerrahi taraf veya takip süresi arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Tünel genişlemesi ile fonksiyonel skorlar arasında da anlamlı korelasyon bulunmadı.
Sonuç: Tamamı sütür ankorlarla yapılan artroskopik Bankart tamiri sonrası erken dönemde glenoid kemik tünelinde belirgin çap genişlemesi oluşabilmektedir. Ancak bu radyolojik değişiklik klinik stabiliteyi ve fonksiyonel sonuçları olumsuz etkilememektedir. Bulgular, bu radyolojik fenomenin erken dönemde kliniğe yansımayan biyomekanik veya biyolojik bir uyum süreciyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Uzun dönem etkilerin anlaşılabilmesi için ileriye dönük ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.
Aim: Arthroscopic Bankart repair is a widely used and effective surgical technique for treating anterior shoulder instability. All-suture anchors are favored for their smaller tunnel requirements and potential biological advantages; however, they have been reported to cause early glenoid tunnel widening. This study aims to radiologically evaluate such tunnel widening and investigate its potential relationship with clinical outcomes.
Methods: Seventeen patients who underwent arthroscopic
Bankart repair with all-suture anchors for recurrent anterior
shoulder instability between January 2017 and October 2019
were retrospectively reviewed. Postoperative computed
tomography (CT) scans were used to measure the tunnel
diameter. The degree of tunnel widening was calculated in
both absolute and percentage terms. Clinical outcomes were
evaluated using the Rowe and the quick disabilities of the
arm, shoulder and hand (Q-DASH) scores. Correlation analyses
were performed to investigate the relationship between
tunnel widening and demographic, surgical, and clinical
variables.
Results: The mean age was 25.76 ± 6.5 years and the mean
follow-up duration was 34.76 ± 20.67 months. The mean final
tunnel diameter was 4.87 ± 1.02 mm. The average absolute
diameter increase was 2.07 ± 1.02 mm, and the mean
percentage increase was 74.05 ± 36.51%. The mean Rowe and
Q-DASH scores were 95.77 ± 4.94 and 11.31 ± 5.15, respectively.
No recurrent dislocations were observed in any of the patients. There was no significant correlation between tunnel
widening and age, body measurements, surgical side, or
follow-up duration. Similarly, no significant correlation was
found between tunnel widening and functional scores.
Conclusion: Although marked early glenoid tunnel widening may occur after arthroscopic Bankart repair with all-suture anchors, this radiological finding does not appear to adversely affect clinical stability or functional outcomes. These results suggest that the observed bone changes may represent a biomechanical or biological adaptation process without any early clinical implications. Further prospective multicenter studies with long-term follow-up are needed to clarify their long-term significance.