The Liability Of The Person Requesting Wrongful Compulsory Enforcement Proceedings For Non-Pecuniary Damages Based On The Violation Of Personality Rights Due To Wrongful Attachment And Other Compulsory Enforcement Procedure


Creative Commons License

Yağcı K.

in: Current issues in Personality Rights, Sanem Aksoy Dursun,Arzu Genç Arıdemir, Editor, Onikilevha , İstanbul, pp.283-368, 2020

  • Publication Type: Book Chapter / Chapter Research Book
  • Publication Date: 2020
  • Publisher: Onikilevha
  • City: İstanbul
  • Page Numbers: pp.283-368
  • Editors: Sanem Aksoy Dursun,Arzu Genç Arıdemir, Editor

Abstract

sonucunda kişilik hakkı ihlali sebebiyle doğan manevi zararların tazmini Türk Borçlar Kanunun 58.maddesinde aranan koşulların varlığını gerektirir: Buna göre, haksız haciz uygulanması yoluyla kişilik haklarına aykırılık teşkil eden hukuka aykırı bir saldırıda bulunulmuş olması, manevi zarar, haksız haciz (fiil) ile manevi zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması ve failin kusurlu olması gerekir. Haksız icra takibi ve haciz, kişinin ruhsal bütünlüğüne, sosyal ve ekonomik itibarına ve onuruna saldırı teşkil edebilir. Haksız haciz sebebiyle uğranılan manevi zararın ve kusurun ağır olması gerekmez. Yargıtay’ın aksi yöndeki uygulaması isabetli değildir; manevi zararın ve kusurun ağırlığı, tazminatın bir koşulu değil; tazminat miktarının tayinini (Türk Medeni Kanunu (TMK) m.4) etkileyen bir husustur.

Haksız haciz, gerçekte borçlu olmayan üçüncü bir kişinin malvarlığı üzerinde uygulanırsa, üçüncü kişi, mahcuz mala istihkak davası ile haksız yere haczedilen mallarını hacizden kurtarabilir. Ayrıca üçüncü kişi İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.97/XV’e göre –yaygın kullanılan adıyla- “kötüniyet tazminatı”, (-ancak bize göre aslında daha isabetli bir adlandırmayla- “ka- nundan doğan kötüniyet cezası”) isteyebilir. İİK m.97/XV’te düzenlenen bu kanundan doğan borç, Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre talep edilebilecek olan maddi ve tazminat kalemlerinden ayrı bir türdür. Mahkemece, İİK m.97/XV gereğince kötü niyet tazminatı dışın- da, koşulları varsa, ayrıca Türk Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre maddi ve/veya manevi tazminata da hükmedilebilir. Ayrıca, Yargıtay, bazı kararlarında, manevi tazminata hükmedilmesi için haksız haczin fiilen uygulanmış olmasını şart olarak aramaktadır. Bu kararlara göre, kaydi haciz halinde manevi zarar söz konusu olmayacağından tazminat ödenmesi gerekmez. Yargıtay’ın bu uygulaması da isabetli değildir.

Son olarak ekleyelim ki, haksız icra takibi, haciz ve diğer icra işlemleri sebebiyle alacaklının tazminat sorumluluğu, icra görevlilerinin görevini ifa ederken kusurlu olarak hukuka aykırı icra işlemlerinde bulunmaları sebebiyle sorumluluktan (İİK m.5) farklıdır. Haksız icra takibi, mevcut ve geçerli bir alacak olmaksızın icra takibinin talep edilmesine dayanırken; İİK m.5, icra takibi haklı da olsa, icra görevlilerinin hukuka aykırı icra işlemleriyle kusurlu olarak zarar vermesine dayanır. Her iki sorumluluk türü birbirinden bağımsızdır; ancak elbette, her iki sorumluluk aynı anda gerçekleşebilir.