Teklif, no.16, pp.160-171, 2024 (Non Peer-Reviewed Journal)
Dünya kavramı, bizim için aynı anda hem içinde yaşadığımız hem de insanoğlunun düşünce ve davranışlarıyla kendisi için kurmuş olduğu tarihsel dünyayı ifade etmektedir. Örnek olarak Batı dünyası veya İslam dünyası dediğimizde Batılı veya Müslüman toplumların, tarihiyle, kültürüyle kurdukları anlam dünyasını ve bunun üzerine kurdukları medeniyeti kastederiz. Bulundukları coğrafyaları ve bu coğrafyaların sahip oldukları özelliklerini kastetmeyiz. Kur’an–ı Kerim’in konusu da insanın anlam dünyası, yaşantı şekli ve davranışları olduğu için, bu kelimeyi üzerinde yaşadığımız gezegen mânâsında kullanmaz. Üzerinde yaşadığımız gezegenimizden “arz” diye bahseder. Ayrıca arz kelimesini de daima semavât kelimesiyle birlikte kullanır. Bununla yerküre ve dünya dediğimiz varlık kastedilir. Kur’an–ı Kerim’de bu iki varlık, insanlığın varoluş mekânı ve kendisine verilen bir nimet anlamında yer almaktadır. Arz mânâsında dünya, insanın varoluşsal olarak kendisine bağlı olduğu mekân ve içindekilerinin peşinde koştuğu bir meta alanıdır.