The Significance of Practical Narration in the Tābiʿūn Era


Raza M. A., Elbekri H.

HADITH, no.14, pp.130-163, 2025 (Peer-Reviewed Journal) identifier

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: Issue: 14
  • Publication Date: 2025
  • Doi Number: 10.61218/hadith.1681659
  • Journal Name: HADITH
  • Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.130-163
  • Istanbul University Affiliated: Yes

Abstract

This study explores a distinct and overlooked mode of knowledge transfer: practical narration, with a specific focus on the Tābiʿūn period. It challenges the dominant scholarly emphasis on oral and written forms by offering a new perspective on the role of practical narration in the Islamic tradition. It begins by framing narration as a fundamental human need, manifested through oral, written, and practical modes. Each of these modes plays a vital role in the transmission of knowledge across cultures and faiths. It shows all three modes of narration, including practical, were valued for transmission of knowledge in early Islām. The Study provides a range of examples that demonstrate how the Tābiʿūn received, preserved, conveyed, documented and used it as evidence in legal matters, and how they gave it priority when it conflicted with other modes of narration. In some cases, they maintained its practical nature, while in others, they transformed it into oral or written modes. The paper concludes by calling for a more inclusive understanding of narration in Islamic scholarship. It urges study of how practical narration is verified and how its standards match or differ from oral narration.
Bu çalışma, hadis tarihinin gizli kalmış bir yanına ışık tutmayı ve rivayet türlerinden önemli bir biçimini temsil eden “uygulamalı hadis rivayeti”ni merkeze almayı amaçlamaktadır. Bu rivayet türü, sözlü ve yazılı rivayet türlerine kıyasla hadis tarihi alanında kaleme alınan çağdaş çalışmalarda yeterince ilgi görmemiştir. Bu hususta yapılan çoğu çalışmanın bu rivayet türünden hiç bahsetmemesi veya bunun rivayetlerin nakli ve tevsîki için başvurulan yöntemlerden biri olduğunu ifade etmemesi konunun araştırılmasını gerekli kılmıştır. Araştırma, “rivayet” kavramını İslam dinine özgü ve dini metinlerle sınırlı bir olgu olmaktan ziyade, insanlık kültür ve tarihinde birçok farklı medeniyetin bilginin korunması ve sonraki nesillere aktarılması için başvurduğu temel bir ihtiyaç ve ilmî bir zorunluluk olarak ele almaktadır. Bu bağlamda, rivayet farklı amaç ve gereksinimlere yanıt veren sözlü, yazılı ve uygulamalı rivayet türlerinin her birini kapsamaktadır. Çalışmada vurgulanan hususlardan biri de İslam'ın -başta vahiy olmak üzere- bilgi aktarımındaki farklı türleri yalnızca kabul etmekle kalmayıp aynı zamanda teşvik etmesidir. Bu çerçevede, dinî bilgilerin aktarımında geçerli yöntemlerden biri olmasına nazaran, İslam’ın kabul ettiği rivayet türleri arasına uygulamalı rivayetin de dahil olduğu belirtilmektedir.