GEÇ PRETERM BEBEKLERDE ANTENATAL STEROİD TEDAVİSİNİN NEONATAL ETKİLERİ
32. Ulusal Neonatoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 16 - 20 Nisan 2025, ss.62-64, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Basıldığı Şehir: Antalya
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.62-64
- İstanbul Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Giriş-Amaç: Geç preterm bebeklerde solunum sıkıntısı gelişme oranı literatürde %19-30 olarak bildirilmektedir. Bu durum, geç preterm bebeklerde antenatal steroid (ANS) kullanımını gündeme getirmiştir. Ancak bu popülasyona yönelik ANS kullanımına ilişkin veriler sınırlıdır. Güncel çalışmalar, bu haftalarda da ANS kullanımının faydalı olabileceğini öne sürmekle birlikte, potansiyel risklerin titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu retrospektif çalışmada, geç preterm bebeklerde ANS tedavisinin solunum ve diğer neonatal sonuçlar üzerindeki etkileri ve potansiyel risklerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Çalışmaya, Ocak 2019 ile Eylül 2023 tarihleri arasında gebelik yaşı 340/7 ile 366/7 hafta arasında olan 360 annenin bebekleri dahil edildi. Hastalar, ANS tedavisi alan (n=146, çalışma grubu) ve almayanlar (n=214, kontrol grubu) olarak iki gruba ayrıldı. Gruplar arasında antenatal (anne yaşı, annenin eğitim seviyesi ve çalışma durumu, gravida, parite, çoğul gebelik, yardımcı üreme teknikleri, maternal hastalıklar, ilaç kullanımı, gebelik komplikasyonları, gebelikte enfeksiyon, erken membran rüptürü ve koryoamniyonit), natal (cinsiyet, doğum şekli, canlandırma gereksinimi, 5. dakika APGAR skoru, kordon kan gazı değerleri, gebelik haftası, doğum ağırlığı, intrauterin büyüme ve doğum odasında solunum desteği) ve postnatal (yoğun bakım yatışı ve süresi, solunum sıkıntısı, solunum desteği ve süresi, surfaktan gereksinimi, pnömotoraks, erken ve geç sepsis, hipoglisemi ve zamanı, tam enteral beslenmeye geçiş günü ve nazogastrik sonda gereksinimi) faktörler arasındaki farklar değerlendirildi. Bulgular: Çalışma grubu ve kontrol grubu arasında antenatal faktörler açısından anlamlı bir fark bulunmadı (Tablo 1). Çalışma grubundaki bebeklerin doğum ağırlıkları daha düşük olmasına (p=0.001) rağmen, doğum odasında canlandırma gereksinimi (5. dakika APGAR skoru, kordon kanı pH değeri), solunum desteği ve yenidoğan yoğun bakım ünitesi (YYBÜ) yatış süreleri bakımından iki grup arasında anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05) (Tablo 2). Çalışma grubunda respiratuvar distress sendromu ve yenidoğan geçici takipnesi oranlarının daha düşük olduğu gözlendi. Non-invaziv ventilasyon ve mekanik ventilasyon süreleri çalışma grubunda daha kısa, sürfaktan tedavisi ihtiyacı (p=0.04) daha düşüktü. Gruplar arasında sepsis ve hipoglisemi oranları açısından anlamlı fark yoktu (Tablo 3). ANS tedavisi prematüre doğumun beklendiği durumlarda, solunum sorunlarını azaltmak için kritik bir tedavi seçeneğidir. Preterm bebeklerin yaklaşık %70’ini oluşturan geç preterm bebeklerde doğum morbiditesi olasılığı yedi kat fazladır [1]. Bu durum, geç preterm doğum öncesinde de ANS yapılmasını gündeme getirmiştir. Çalışmamızda, ANS tedavisi alan ve almayan gruplar arasında, doğum odasında canlandırma gereksinimi ve solunum desteği açısından anlamlı bir farklılık gözlemlenmemiştir; bu bulgular literatürle uyumludur [2].
Çalışmamızda ANS uygulanan bebeklerin doğum ağırlıklarının daha düşük, doğum haftalarının ise daha ileri olduğu tespit edilmiştir. Literatürle uyumlu olarak doğum ağırlıkları ANS uygulanan grupta daha düşük olmasına rağmen, SGA veya LGA bebekler ve cinsiyet açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır [2]. Gruplar arasında, ANS tedavisi alanların YYBÜ yatış oranları daha yüksek saptanmış; ancak yatış süreleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Literatürde, ANS tedavisinin genel olarak geç preterm bebeklerde YYBÜ yatış oranını [3] ve süresini etkilemediği gösterilmiştir [2]. Bizim çalışmamızda literatürdeki bilgilerin aksine, ANS alan grubun YYBÜ yatış oranının daha yüksek olduğu, bunun nedeninin de; bu bebeklerin daha ileri gebelik haftalarında doğmasına rağmen doğum ağırlıklarının daha düşük olmasından ve oligohidroamniyoz, anhidroamniyoz ve plasental patolojiler gibi daha fazla gebelik komplikasyonlarına sahip olmalarından kaynaklandığı düşünüldü. Geç preterm gebeliklerde ANS kullanımının faydalarına dair en güçlü kanıtlar, ALPS çalışmasıyla elde edilmiştir. Betametazon uygulaması ile, ölüm ve solunum desteği gereksiniminde %20 oranında bir azalma olduğu saptanmıştır. Ayrıca, NCPAP gereksinimi, BPD ve surfaktan kullanımı gibi diğer solunum morbiditesi ölçütlerinde de iyileşmeler gözlemlenmiştir [4,5]. Çalışmamızda, ANS tedavisi alan gruptaki RDS ve YGT oranlarının sırasıyla %0,6 ve %3,4 daha düşük olduğu belirlenmiştir. NIV ve MV süresi, ANS tedavisi alan grupta sırasıyla 2 ve 7 saat daha kısa olarak bulunmuştur. ANS tedavisi alan grupta sürfaktan ihtiyacının daha düşük olduğu gözlemlenmiştir ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (%2.1, %2.3). Sonuçlarımız, ANS tedavisinin GBP’lerde ciddi solunum sıkıntısını ve sürfaktan gereksinimini azalttığını gösteren literatürlerle büyük oranda benzerlik göstermektedir. Çalışma grubundaki (n=74; %35,9) ve kontrol grubundaki (n=35; %25,2) bebekler, hipoglisemi sıklığı açısından karşılaştırıldığında, literatür ile uyumsuz olarak, kontrol grubunda hipoglisemi sıklığının istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edildi (p=0,03). Ancak hipoglisemiye yol açabilecek faktörler (maternal diyabet, gestasyonel diyabet, annenin insülin kullanımı, SGA ve LGA bebekler) dışlandığında, yapılan regresyon analizinde, her iki grup arasında anlamlı bir farklılık saptanmadı (p=0,32). Antenatal steroid tedavisi, geç preterm bebeklerde solunum sorunlarını azaltmış ancak diğer çalışmalarda bildirildiği gibi hipoglisemi riskini arttırmamıştır. Bu hastaların uzun süreli izlemleri devam etmektedir.