DEV KOLEDOK KİSTİYLE KARIŞAN PANKREATİK PSÖDOKİST OLGUSU


Günay M. , Serin K. R. , Büyük M. , Poyanlı A. , İbiş A. C.

14. Ulusal HPB Cerrahi Kongresi ve 5. HPB Cerrahi Hemşireliği Kongresi, Antalya, Türkiye, 23 - 26 Ekim 2019, ss.237-240

  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.237-240

Özet

Giriş: Pankreas kistik kitlelerininin ayırıcı tanısı klinisyenleri zaman zaman zorlayabilmektedir. Klinik, geçirilmiş hastalıklar, görüntüleme bulguları ve laboratuar değerleriyle tanıya ulaşılmaya çalışılır. Alışılmışın dışında klinik ve görüntüleme bulgularıyla başvuran dev pankreas psödokisti olgusunu sunmayı amaçladık. Olgu: Kırkbeş yaşında erkek hasta, 6 aydır olan karın ağrısı, kilo kaybı karnında ele gelen kitle, son dönemde ortaya çıkan sarılık, ara ara üşüme titreme ve yüksek ateş atakları geçirdiği şikayetiyle acil servisimize başvurdu. Fizik muayenede ikter, epigastrik bölgede karında solunumla hareketsiz kitle palpe ve derin palpasyonla karında minimal hassasiyet saptandı. Total/Direkt Bilirubin: 3,54/2,06g/dl AST:121 U/L ALT:279 U/L GGT:563 U/L ALP:1193 U/L Amilaz 170 U/L Tam kan sayımı, CEA, AFP ve CA 19.9 değerleri normal sınırlardaydı. Ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntülemede pankreas başına uyan alanda yaklaşık 14 cm’lik dev kistik lezyon, intrahepatik ekstrahepatik safra yolları ve Wirsung’da dilatasyon saptandı. Distal koledok ve pankreasın baş kısmı kitle nedeniyle net olarak değerlendirilemedi. Kolanjit ataklarının ön planda olması dev koledok kistini düşündüren hastaya cerrahi eksplorasyon planlandı. Ameliyatta kistik kitlenin ileri derecede fibrotik olduğu distal koledoğu ve pankreas başını içine aldığı ve etraf dokulara ileri derecede yapışık olduğu görüldü. Bu haliyle ancak pankretikoduodenektomiyle çıkarılabileceğine karar verilerek pilor koruyucu Whipple ameliyatı uygulandı. Hasta ameliyat sonrası 7. gününde taburcu edildi. Histopatolojik inceleme sonucu pankreatik psödokist olarak bildirildi. Tartışma: Psödokistler, inflamasyona ve travmaya bağlı olarak gelişen pankreasın en sık görülen kistik lezyonlarıdır. Psödokistler çevre dokuların inflamasyona ikincil gelişen duvar yapısı ile çevrelenmiş pankreatik sıvı birikimleri olarak tanımlanabilirler. Çoğu genellikle spontan olarak kaybolurken, nadiren komplikasyonlarla ortaya çıkabilirler. Bu durumlarda cerrahi rezeksiyonlara kadar gidebilen girişimler gerekebilir. Koledoğun kistik genişlemeleri genellikle kolanjit atakları ile klinik belirti verir. Tümöral safra yolu tıkanıklıklarını da taklit edebilen görüntüleme bulguları elde edilebilir. Sonuç: Pankreas psödokistleri, pankreas absesi, kistik pankreas tümörleri, parazitik kistler ve extrapankreatik kistler ile ayırıcı tanıya girer. Büyük boyutlara ulaşan kistik kitlenin olması ve görüntüleme yöntemleri ile distal koledoğun net olarak ortaya koyulamadığı tekrarlayan kolanjit ve/veya pankreatit ataklarının eşlik ettiği durumlarda pankreatik psödokisti nadir olarak karşılaşılabilen dev koledok kisti ile karıştırılabilir.