In the 20th century, Islamic jurisprudential and legal studies shifted from single-maḏhab methodologies to a comparative or supra-madhhab approach. Yūsuf al-Qaraḍāwī, one of the most influential contemporary Islamic jurists, exemplifies this trend by combining classical methodologies with innovative solutions for modern challenges. This study examines al-Qaraḍāwī’s approach, particularly his handling of murābaḥa in Islamic finance, the permissibility of interest-based loans for Muslim minorities in the West, and profit-margin regulations in trade. His approach towards primary texts, choices regarding the views of the Companions and Successors of the Prophet, and approach towards independent jurists’ examples of ijtihād will be examined. The study concludes that Yūsuf al-Qaraḍāwī diverged from the classical juristic methodology and adopted what may be termed an “ijtihād-based approach”, which emphasizes contemporary notions of public interest or utility (maṣlaḥa) and legal ease (taysīr). By adhering to a scientific methodology and drawing concrete conclusions, this article aims contribute to the field and help pave the way for further scholarly studies on al-Qaraḍāwī.
XX. yüzyıl İslam dünyasında yapılan fıkıh ve kanun çalışmalarının eski dönem çalışmalarından farklı olduğu görülmektedir. Tarih boyunca fakihler, belirli bir mezhebin doktrini üzerinde fıkıh çalışmalarını yürütmüşlerken, bu yöneliş son yüzyılda mezhepler arası/mezhepler üstü bir mecraya kaymıştır. Bu yeni yönelişin takipçilerinden biri de çok eser sahibi, dünya müslümanları üzerinden en etkili görülen İslam hukukçularından Yûsuf el-Karadâvî’dir. Yûsuf el-Karadâvî, ortaya koyduğu İslam hukuku mesaisinde klasik yöntemden farklı bir yaklaşım benimsemiştir. Makalede faizsiz finans kurumlarının işlettiği murâbaha, Avrupa ve Amerika ülkelerinde azınlık olarak yaşayan müslümanların faizli kredi kullanarak konut satın alımı meseleleri ile ticarî ürünlerin satımında kâr haddi meselelerine ilişkin Yûsuf el-Karadâvî’nin fıkıh yöntemi incelenmektedir. Onun naslara yaklaşımı, sahabe ve tâbiîn görüşleri arasından tercihleri ve görüşleri doktrinleşmemiş müçtehitlerin içtihatlarına yönelik yaklaşımları değerlendirilmekte ve çağdaş yeni bir yöntem takip ettiği tespit edilmektedir.