Mental health in the aftermath of disasters; psychological effects, treatment approaches and coping.


Polat I., Anuk D., Özkan M., Bahadır G.

J Ist Faculty Med , vol.86, no.4, pp.393-401, 2023 (ESCI)

  • Publication Type: Article / Review
  • Volume: 86 Issue: 4
  • Publication Date: 2023
  • Journal Name: J Ist Faculty Med
  • Journal Indexes: Emerging Sources Citation Index (ESCI), TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.393-401
  • Istanbul University Affiliated: Yes

Abstract

The February 6, 2023, Kahramanmaraş earthquakes were reported as one of the biggest disasters in our country. The magnitude
of the natural events, the large-scale impact, and its man-made
aspect made this disaster a mass trauma that affected almost the
entire country. Survivors can experience many different psychological symptoms after disasters, and although Post-Traumatic
Stress Disorder (PTSD) is the most frequently reported one, all
psychiatric disorders, such as depression and anxiety, can be
seen. In addition to the individuals who experienced the earthquake, mental problems can be observed in rescue and health
workers who go to the region to help. Different methods such as
psychological first aid (PFA), psychotherapies, and drugs can be
applied from very early to the following months after the disaster. Post-traumatic growth (PTG) can also develop as one of the
mechanisms for coping with great suffering in individuals and
communities after major traumas. This article will present the
psychological effects that develop after major disasters, especially earthquakes, the treatment approaches, and discuss PTG.

GENİŞ ÖZET

Altı Şubat 2023 tarihinde birkaç saat arayla meydana gelen 7.7 ve 7.6 şiddetinde merkezi Kahramanmaraş olan depremler, 11 şehri
doğrudan etkileyerek ve en son açıklanan resmi sayıya göre 50 binden fazla insanın ölümü nedeniyle ülkemiz tarihinin en büyük afetlerden biri olmuştur. Depremlerin şiddeti, geniş alana yayılması, büyük sayıdaki ölüm ve yaralanmalar, ortaya çıkan güvenlik sorunları,
insanların başta evlerini ve işlerini olmak üzere sahip oldukları çoğu şeyi kaybetmeleri nedeniyle zorunlu göçe yol açması ve insan
kaynaklı boyutunun da olması bu afeti neredeyse tüm ülkeyi etkisi altına alan kitlesel bir travma haline getirmiştir.
Afetlerden etkilenen bireylerde birçok farklı psikolojik belirti gelişebilir. Olaydan sonraki erken dönemde görülebilen birçok belirti
anormal bir olaya verilen normal tepkiler kapsamında değerlendirilir ve ilk zamanlarda birçok belirti yoğun düzeyde yaşanabilirken
süreç içerisinde bunların çoğunun azalarak sonlandığı görülür. Ancak araştırmalar, afetler sonrası toplumda %10-30 arasında tanı konulacak düzeyde psikiyatrik bozukluğun geliştiğini bildirmektedir. En sık bildirilen ve üzerinde en çok çalışmanın yapıldığı bozukluk
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) olmasına rağmen, depresyon ve anksiyete gibi birçok psikiyatrik bozukluk görülebileceği de
unutulmamalıdır. TSSB’nin dört belirti kümesi vardır; yeniden yaşantılama, uyarılmışlık hali, kaçınma ve bilişsel- duygusal sorunlar. TSSB
olaydan haftalar ya da aylar sonra da gelişebilir.
Afeti yaşayan bireylerin yanı sıra bölgeye yardım için giden arama- kurtarma ekipleri, sağlık çalışanları, sosyal hizmet uzmanları ve
gönüllülerde de ruhsal sorunlar gözlemlenebilir. Bunlardan ilki travmatik yaşantıları deneyimleyen kişilerden ya da çeşitli kaynaklardan duyma ve öğrenme gibi dolaylı yoldan etkilenme olarak tanımlan ve belirtileri TSSB ile örtüşen ikincil travmatik strestir. İkincil
travmatik stresin beklenen bir sonucu olan, yoğun ruhsal ve fiziksel yorgunluğun giderek yol açtığı empati kurma becerisinde bozulma,
merhamet yorgunluğu olarak tanımlanır. Merhamet yorgunuğu yaşayanlarda birçok bedensel, zihinsel, duygusal ve davranışsal sorun
görülebilir ancak en önemli özelliklerinden biri, tükenmişlik hissidir. Maslach, duygusal tükenmişlik hissi, ilgilendiği işe ve bireylere
yönelik duyarsızlaşma ve kişisel başarı duygusunun azalması ile ortaya çıkan psikolojik tabloyu tükenmişlik sendromu olarak tanımlamıştır. Belirtiler, başlangıçta algılanamayabilir ancak zaman içinde giderek şiddetlenir.
Afetlerden sonra bireylerin ruhsal gereksinimlerine yönelik hem erken dönemde hem de ilerleyen zamanlarda uygulanabilecek çeşitli
girişimler vardır. Bunlardan ilki, olaydan dakikalar sonrasında dahi başlanabilecek ve ruh sağlığı alanında uzmanlık eğitimi gerektirmeden de uygulanabilecek bazı basit prensipler üzerine kurulu olan Psikolojik İlk Yardımdır (PİY). PİY prensiplerine makalenin içinde
geniş kapsamda değinilmiştir. Erken dönem sonrası, ruhsal belirtilerin devam ettiği ya da şiddetlendiği olgularda Travmaya Duyarlı
Farkındalık, Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden işleme, Bilişsel Davranışçı Terapi gibi psikoterapi yöntemleri uygulanabilir.
Makalede TSSB başta olmak üzere afetle ilişkili ruhsal sorunlarda başvurulabilecek psikoterapötik uygulamalara detaylı yer verilmiştir.
Her ne kadar ilk tedavi yaklaşımı olmasa da, belirtilerin ilk bir aydan sonra da bireyin yaşamının birçok alanındaki işlevselliğini bozacak
düzeyde sürdüğü, major depresif bozukluk ya da alkol- madde kullanım bozukluğu gibi komorbiditelerin geliştiği bireylerde psikofarmakolojik tedavilerin de başlanması gerekebilir. TSSB tedavisinde etkinliği büyük oranda kabul edilen ajanlar Sertralin, Paroksetin,
Fluoksetin ve Venlafaksindir. Ek olarak farklı nörotransmisyon mekanizmaları üzerinden etkinliği gösterilen ancak halen yüksek kanıt
düzeyine ulaşmayan çeşitli ajanlar da olgu bazında değerlendirme yapılarak kullanılmaktadır. Makalede çeşitli psikofarmakolojik ajanların kullanım ilkelerine değinilmiştir.
Son 25 yılda yapılan araştırmalar, afetlerden ve travmatik olaylardan kurtulan bireylerin çoğunun bu zor deneyimlerden olumlu değişikliklerle çıktığını belirten travma sonrası büyüme (TSB) kavramını ortaya çıkarmıştır. Olumlu değişimler arasında sosyal ilişkilerin olumlu
yönde gelişmesi, yaşamı daha fazla takdir etme, yaşam için şükran duyma ve daha derin manevi anlamadan söz edilebilir. Afetler, bireylerin dünyanın iyi bir yer olduğu ve iyi insanların başına iyi şeylerin geleceğine dair inançlarını sorgulamasına neden olan olaylardır.
Aniden gelerek büyük bir yıkıma yol açan olaylar, hayatın kontrol edilebilirliği, öngörülebilirliği ve dünyanın güvenirliğini sarsarak
bireylerin kendilerini savunmasız hissetmelerine yol açar. Ancak hayatta kalan kişiler için, hiç beklemedikleri bu felaket sonrasında,
önceden alışık oldukları yaşam koşulları olmadan da hayata devam ettiklerinin farkına varmak öz yeterliklerini ve kişisel güçlerini arttırabilir. Manevi bağlarının güçlenmesi, yeni yaşam amaçlarının yaratılması, ailelerin ve toplulukların bir araya gelmesi, sosyal değerlerin
gelişmesi, başkalarıyla bağlantı kurma gibi yeni kazanımlar elde edebilirler. Umut her zaman vardır...