Türkiye'de Premenstrüel Sendrom ve Premenstrüel Belirtiler Üzerine Hemşirelik Yüksek Lisans Tezlerinin Sistematik Bir İncelemesi


Ataman H., TUNCER M.

Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, cilt.17, sa.January, February, March 2026, 2026 (TRDizin)

Özet

Amaç: Bu sistematik derlemenin amacıTürkiye’de hemşirelik alanında premenstrual sendrom ve premenstrual semptomla ilgili yapılan lisansüstü tezleri incelenmektir. Yöntem: Literatür taraması, Şubat-Mart 2025 tarihinde herhangi bir yıl sınırı olmaksızın Yükseköğretim Kurulu Tez veri tabanında yapılmıştır. Arama “Premenstrual sendrom”, “premenstrüel sendrom”, “premenstrual semptom” ve “PMS” anahtar kelimeleri yazılarak yapılmıştır. Toplam 65 tez tespit edilmiştir, bunlardan dahil edilme kriterlerini sağlayan 48’i araştırmaya dahil edilmiştir. Bulgular: İncelenen tezlerin 40’ı yüksek lisans, 8’i doktora tezi olup, yayın yılları 2007 ile 2025 arasında değişmektedir. Yüksek lisans tezlerinin %87,5’sinin (n=35) tanımlayıcı, %2,5’ünün (n=1) metodolojik, %10,0’u (n=4) deneysel tiptedir. Doktora tezlerinin ise %87,5’i (n=7) deneysel tipte olduğu, %12,5’i (n=1) metodolojiktir; bir tez her iki sınıftada yer almaktadır. Örneklem büyüklükleri 20 ile 1552 arasındadır. Premenstrual sendrom prevelansı %43,0 ile %82,9 arasında değişmektedir. En sık görülen semptomlar arasında depresif duygulanım, anksiyete, yorgunluk, sinirlilik, depresif düşünceler, ağrı, iştah değişimi ve uyku değişimi yer almaktadır. PMS semptomlarını azaltmada web tabanlı eğitim, IMB modeline dayalı eğitim, ayak banyosu, kahkaha yogası, kinezyo bant uygulaması ve progresif gevşeme egzersizleri gibi müdahalelerin etkili olduğu bulunmuştur. Sonuç: Premenstrual sendrom, üreme çağındaki kadınlarda yaygın olarak görülmektedir. Bu nedenle, kadınların premenstrual sendrom hakkındaki bilgilerinin artırılması ve etkili başa çıkma stratejileri konusunda eğitim verilmesi büyük önem taşımaktadır.
Purpose: This systematic review aims to examine graduate theses conducted in the field of nursing in Türkiye related to premenstrual syndrome and premenstrual symptoms. Methods: A literature search was conducted in the Turkish Council of Higher Education Thesis Database between February and March 2025, without any time restrictions. The search terms included “premenstrual syndrome,” “premenstruel sendrom,” “premenstrual symptom,” and “PMS.” A total of 65 theses were identified, and 48 of them met the inclusion criteria and were included in this review. Results: Among the reviewed theses, 40 were master's and 8 were doctoral theses, with publication years ranging from 2007 to 2025. Of the master’s theses, 87.5% (n=35) were descriptive, 2.5% (n=1) were methodological, and 10.0% (n=4) were experimental. In contrast, 87.5% (n=7) of doctoral theses were experimental and 12.5% (n=1) were methodological, with one thesis classified as both. Sample sizes ranged from 20 to 1552. The reported prevalence of PMS varied between 43% and 82.9%. The most commonly reported symptoms included depressive mood, anxiety, fatigue, irritability, depressive thoughts, pain, appetite changes, and sleep changes. Interventions such as web-based education, education based on the IMB model, foot baths, laughter yoga, kinesio taping, and progressive relaxation exercises were found to be effective in reducing PMS symptoms. Conclusion: Premenstrual syndrome is widely observed among women of reproductive age. Therefore, increasing women's knowledge about premenstrual syndrome and providing education on effective coping strategies is essential.