Emanet Bilincinden İhanet Krizine "İnsan, Tabiat ve Takva"


Ayaz A.

Toplumsal Değişim, cilt.8, sa.2, ss.59-69, 2026 (Hakemsiz Dergi)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 8 Sayı: 2
  • Basım Tarihi: 2026
  • Dergi Adı: Toplumsal Değişim
  • Sayfa Sayıları: ss.59-69
  • İstanbul Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu çalışmada insan, tabiat ve takva üçlemi; hilafet, emanet ve ihanet paradoksundan hareketle incelenmektedir. İnsanoğlunun yeryüzünde “halife” olarak konumlandırılması ve kâinatın ona bahşedilen bir “emanet” olduğu düşüncesi, modern dönemle birlikte tahribata uğramıştır. Pozitivist anlayışla teolojik ve metafizik unsurlar geride bırakılırken insanoğlu bir anlamda hafıza kaybına uğramış ve nitekim tabiatla olan ilişki biçimi de değişmiştir. Modern zihniyetin insanoğlunu tabiata karşı sorumluluk bilincinden yoksun bırakması ve onu yalnızca sermaye birikimine yarayan üretim ve tüketim nesnesine indirgemesi, kaynakların umarsızca kullanımına yol açmış; neticede çağımızda tecrübe edilen küresel felaketler ve ekolojik bunalımlar zuhur etmiştir. Evren, içerisindeki tüm unsurlarla birlikte, Tanrı tarafından insanoğlunun hizmetine sunulmuş olsa da onun yegâne sahibi bizzat yaratıcının kendisidir. Bu doğrultuda insan-tabiat ilişkisi ancak takva bilincine uygun olarak kurgulanmalıdır. Takva, Allah’a derinden saygı duymak, O’nun emir ve yasaklarına itaat etmektir. Kur’an-ı Kerim’de insanoğlunun yaratılış amacı, ona verilen sorumluluk ve tabiatla olan/olması gereken ilişkisi vurgulanırken takva kavramı, bu ilişkinin düzenleyici unsuru olarak öne çıkar. Seyyid Hüseyin Nasr’ın ifadesiyle modern insanın tutulduğu unutkanlık hastalığı ve hafıza kaybı, ekolojik krizlerin temel sebebi olarak değerlendirilir; söz konusu çıkmazdan kurtuluş yolu ise ancak ifrat ve tefritten uzak, mutedil bir yaşamı öğütleyen takva bilinci ile mümkündür. Kaynakları israf ve yeryüzünü ifsat etmeyen, ölçülü ve sürdürülebilir bir yaşam modeli öneren takva, İslami temelde modern insanın ekolojik krizlerden çıkış yoludur.