Türk Mimarlığı Üzerine Köken Tartışmaları - II: Sedat Çetintaş ve “Tarafgüder” Söylemler
Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, cilt.27, sa.51, ss.847-865, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 27 Sayı: 51
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.21550/sosbilder.1879737
- Dergi Adı: Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.847-865
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- İstanbul Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu çalışma, Erken Cumhuriyet Dönemi mimarlık tarihçiliğinin önemli isimlerinden Sedat Çetintaş’ın, Türk mimarlığının kökenine dair Albert Gabriel ve Ernst Diez gibi araştırmacıların görüşlerine yönelik eleştirilerini ele almaktadır. Çetintaş, Batı merkezli sanat tarihi yazımında Türk mimarisini başka kültürlerin etkisiyle açıklayan yaklaşımları “tarafgüder” olarak nitelendirmiş; kendi saha araştırmaları ve rölöve çalışmaları üzerinden bu görüşlere karşı itirazlar geliştirmiştir. Çalışmada; Hüdavendigâr Camii’nin teknik özellikleri ve Ayasofya’nın Osmanlı mimarisi üzerindeki etkisi gibi konular etrafında şekillenen bu tartışmalar, dönemin Türk Tarih Tezi ve ulusal kimlik arayışları bağlamında incelenmektedir. Çetintaş’ın belgelemeye dayalı ancak seçici bir tutum sergileyen yaklaşımının, mimarlık tarihini teknik bir alanın ötesinde ideolojik ve metodolojik bir tartışma zemini hâline getirdiği görülmektedir. Bu yönüyle çalışma, söz konusu tartışmalar üzerinden Erken Dönem Türk sanat tarihi yazımındaki farklı yaklaşımları ve dönemin akademik atmosferini anlamayı amaçlamaktadır.
This study explores the critiques put forward by Sedat Çetintaş, a significant figure in early Republican architectural historiography, regarding the views of researchers such as Albert Gabriel and Ernst Diez on the origins of Turkish architecture. Çetintaş characterized Western-centric art history approaches—which explained Turkish architecture through the influence of other cultures— as “biased” (tarafgüder) and developed objections to these views based on his own field research and survey documentation. The study examines these debates, centred on subjects such as the technical features of the Hüdavendigâr Mosque and the impact of Hagia Sophia on Ottoman architecture, within the context of the Turkish History Thesis and the search for national identity of the period. It is observed that Çetintaş’s approach, which relied on documentation while maintaining a selective stance, transformed architectural history into an ideological and methodological platform beyond a purely technical field. In this regard, the study aims to understand the different perspectives in early Turkish art historiography and the academic atmosphere of the era through these polemics.