Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismardan Korunmasında Uluslararası İş Birliği ve Lanzarote Sözleşmesi


Creative Commons License

Erbaş R., Aksünger İnceoğlu D.

Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, cilt.16, sa.5, ss.1521-1573, 2026 (Hakemli Dergi)

Özet

Çocukların cinsel yönden sömürüsü ve istismarı, tüm insanlığı ilgilendiren ve uluslararası düzeyde kararlı bir mücadele gerektiren en ağır suçların başında gelmektedir. Bu suçlarla mücadelenin önemli bir ayağı, küresel düzeyde olmalıdır. Özellikle suçun sınır aşan boyutunun teknolojik gelişmelerle birlikte giderek artması, sorunu karmaşıklaştırmış ve devletlerin ulusal mevzuatlarıyla verdikleri cevapların yetersiz kalmasına yol açmıştır. Bu nedenle gerek küresel ve gerekse bölgesel pek çok çalışma yapılmıştır. Ancak sorunu tüm boyutlarıyla bütüncül olarak ele alan, uygulanırlığını denetleyen bir izleme mekanizmasına sahip, bağlayıcı bir metin ilk kez 2011 yılında Avrupa Konseyi tarafından Lanzarote Sözleşmesi’nin kabulü ile mümkün olmuştur. Bu çalışmada öncelikle çocuğun cinsel sömürüsü ve istismarıyla mücadeleye ilişkin, Lanzarote Sözleşmesi öncesinde yürürlükte olan uluslararası metinler, gerçekleştirilen kongreler ve Avrupa’da yürütülen çalışmalar incelenmektedir. Ardından Lanzarote Sözleşmesi ile çocuk cinsel istismarına ve sömürüsüne yönelik getirilen yeni düzenlemeler değerlendirilerek Sözleşme’nin dinamik ve kendine özgü yapısı açıklanmaktadır. Son olarak, Sözleşme’nin bütünüyle doğrudan ilişkili olan uluslararası iş birliği boyutu aktarılmaktadır. Uluslararası iş birliğine verilen önem, Lanzarote Sözleşmesi’nin en güçlü yanlarından birini oluşturmaktadır. Devletler arası adli yardımlaşma ve suçluların iadesinden ibaret görülen uluslararası iş birliği başlığı, Lanzarote’de tali bir başlık olarak düzenlenmemiş, Sözleşme’de yer alan hükümlerle ilişkili, çok aktörlü bir mekanizma olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede çalışma, Lanzarote Sözleşmesi'nin çocuk cinsel sömürüsü ve istismarıyla mücadelede en kapsamlı ve kurumsallaşmış uluslararası hukuki araç olduğunu; ancak Lanzarote’nin kurduğu yaklaşımın başarısının taraf devletlerin iradesine ve uygulama kapasitesine bağlı olduğunu ortaya koymaktadır.