Türkiye'de diyabetin toplumsal ve ekonomik yükü


Creative Commons License

SATMAN İ.

Vakalarla Diyabet-2018, Yılmaz C., Editör, İstanbul Pelikan Tıp & Teknik Kitapçılık, İstanbul, ss.35-47, 2018

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Mesleki Kitap
  • Basım Tarihi: 2018
  • Yayınevi: İstanbul Pelikan Tıp & Teknik Kitapçılık
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Sayfa Sayıları: ss.35-47
  • Editörler: Yılmaz C., Editör

Özet

TURDEP-II’nin Düşündükleri: Türkiye’de Diyabetin Toplumsal ve Ekonomik Yükü

Prof. Dr. İlhan SATMAN1,2

1Türkiye Sağlık Enstitütüleri Başkanlığı (TÜSEB) Türkiye Halk Sağlığı ve Kronik Hastalıklar Enstitüsü, 2İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı

Özet

Diyabet, tüm dünyada artış gösteren önemli bir halk sağlığı sorunudur. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) tarafından yayımlanan ‘8. Diyabet Atlası’nda dünya genelinde, 2017 yılında 425 milyon diyabetli birey olduğu bildirilmekte ve diyabet nüfusunun 2045 yılına dek 629 milyona ulaşacağı öngörülmektedir.

Ülkemizde de diyabetli bireylerin sayısı ve hastalığın yu¨ku¨ hızla artmaktadır; diyabetli nüfus yılda yaklaşık %8, hastalığın tedavi maliyeti ise yılda %18 oranında artış göstermektedir. Yakın zamanda açıklanan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) 2017 Sağlık Raporu’nda, Türkiye’nin, OECD üyesi 35 ülke içinde, diyabet prevalansının en yüksek olduğu ikinci ülke ve diyabet artış hızı bakımından ise diyabet trendi en yüksek ülke konumunda bulunduğu bildirilmiştir.

1990’lı yılların sonlarında yapılan çalışmalar, Türkiye’de her üç diyabetliden birinin hastalığının farkında olmadığını gösterirken; son dekadta yapılan çalışmalar, diyabet farkındalığının azaldığını ve neredeyse her iki diyabetliden birinin hastalığından haberdar olmadığını ortaya koymuştur.

Özellikle toplumda çok daha sık görülen tip 2 diabetes mellitus (T2DM) ve komplikasyonlarının izlem ve tedavisinden kaynaklanan doğrudan ve dolaylı maliyetler, hem toplum hem de sağlık sistemi u¨zerinde giderek artan boyutta önemli bir ekonomik yu¨k oluşturmaktadır. Diğer taraftan, koruyucu tedbirlere ve diyabetli bireylerin tanı ve tedavisinde kaydedilen gelişmelere rağmen, hastaların tedaviye uyumunun düşük olması ve tedavide su¨rekliliğinin sağlanaması, bu ilerlemelerden doğan yararları sınırlamakta; bu sebeple hastalığın sosyal ve ekonomik yu¨ku¨nün daha da artmasına sebep olmaktadır.

Türkiye’de toplumun T2DM farkındalığının arttırılması, hastaların tedaviye uyumununun iyileştirilmesi ve tedavide su¨rekliliğin sağlanması; dolayısıyla diyabetin, aslında kaçınılması mümkün toplumsal ve ekonomik yükünün azaltılabilmesi için Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), diğer hizmet sunumu sağlayıcıları ve ilgili tüm paydaşların birlikte çalışarak hedefe yönelik, eylem odaklı ve Tu¨rkiye’ye özgü çözüm stratejileri oluşturması ve bunların en kısa sürede harekete geçirilmesi gereklidir.