Lars von Trier’in Dogville ve Manderlay Filmleri ile Hukuku Düşünmek


Metin S.

HUKUK KURAMI, cilt.1, sa.3, ss.1-24, 2014 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 1 Konu: 3
  • Basım Tarihi: 2014
  • Dergi Adı: HUKUK KURAMI
  • Sayfa Sayıları: ss.1-24

Özet

Lars Von Trier’in, “Amerika: Fırsatlar Ülkesi” üçlemesinin ilki olan Dogville, küçük bir grup içinde yakın/kapalı insan ilişkilerine ve kontrol ile sömürünün nasıl ortaya çıktığına odaklanmışken; ikinci filmi Mandarley, devlet iktidarının özündeki kurumlar ve araçlar hakkındadır. Dogville, seyirciyi sosyal gerçekliğin ve insan ilişkilerinin doğal ve sabit olmayıp, değişebilir olduğunu algılamaya zorlayacak bir dizi sorun ortaya koyar. Bu bağlamda Dogville, bir yabancının gelişiyle stabilitesi, düzeni bozulan kapalı bir toplumun tepkisini sunan felsefi bir fiksiyondur. Her iki filmde Grace’in yabancı olarak konumlandığı toplumda yaşadığı tecrübe ve deneyimler, sosyal düzenin oluşumu hakkındaki tezler olarak da dile getirilebilir. Sosyal düzenin oluşumu ise iktidar meselesidir. İktidarın politika, ekonomi, cinsiyet ve şiddet olarak görünümleri Manderlay ve Dogville’in sosyal alanında gözlemlenebilir. Üçüncüsü çekilemeyen bu iki filmi hukuk perspektifinden analiz ederek; örf-adet hukuku, yeni hukukun yaratılması, mülkiyet, sevgi ve sözleşme arasındaki yarılma ve de şiddet yoluyla insan bedeninin yönetilmesi, ilahi adalet, adalet-hukuk-şiddet gibi ögeleri ve bunlar arasındaki ilişkileri de görebiliriz