İstanbul'da yaşamak, yürümek, dinlenmek… Kamusal mekânlar ve gündelik yaşam


GÜLER E. Z.

Türk Sosyal Bilimler Derneği, Sosyal Bilim Kongresi, Ankara, Türkiye, 1 - 04 December 2013, ss.12-13

  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.12-13

Özet

İstanbul’da içinde yaşadığımız ve gündelik yaşam pratiklerini deneyimlediğimiz kentsel mekânların, kamusal alanların, ortak yaşam alanlarının ve ortaklaşma, dayanışma kültürünün, toplumsal hafızanın hızla yok olduğu, silindiği ya da yeniden şekillenmekte olduğu bir dönem geçiriyoruz. İstanbul modern tarihi boyunca hep değişen bir kent olmuş; ancak AKP iktidarı döneminde izlenen neoliberal politikalar sanayisizleşmeye, emeğin ve kent kültürünün köklü biçimde mekân ve şekil değiştirmesine yol açıyor. İstanbul mevcut iktidar ve sermaye açısından yükselen bir değer, küresel bir kent olarak değerlendiriliyor. Diğer yandan neredeyse Türkiye ekonomisinin motor sektörü haline gelen inşaat sektörünün kar amaçlı yeni büyük projeleri sonucu ortak, kamusal çıkarların arka plana atıldığı, konut ve dinlenme / eğlenme alanlarının düzenlenmesinin serbest piyasa ekonomisinin, kapitalist çıkarların işleyişine bırakıldığı, her tür planlama düşüncesinin terk edildiği bir dönem geçirmekteyiz. Kamusal mekânların ve kentsel hafızanın kaybı bir tartışma konusu iken bunun yerine neyin konulmakta olduğu bir başka önemli tartışma alanını oluşturuyor. Kentsel mekânda yaşanan değişimin işleyişi ve sonuçları reklamlarda, medyada, resmi söylemde çeşitli biçimlerde temsil ediliyor. Böylece sürecin meşrulaştırılması ve siyasi savunusu aktif biçimde gerçekleştiriliyor, sermayenin İstanbul’u yükselen bir yıldız olarak pazarlanıyor.

Osmanlı Devletinin son döneminden başlayarak Cumhuriyet döneminin ilk yıllarından itibaren hız kazanan, merkezi semtlerde yapılmış büyük kentsel düzenlemelerin tartışmaya açıldığını ve bütünüyle değiştirildiğini görüyoruz. AKM’den Taksim Meydanı’na, Yenikapı’dan, Haydarpaşa’ya, İnönü Stadına uzanan tüm önemli alanlarda yaşanmakta olan değişimin, muhafazakârlaşmanın, yeni boy veren ve yeni anlamlar kazanan dini simgelerin çeşitli açılardan tartışılması gerekiyor. Bu tartışma yalnızca semboller üzerinden değil, bu semtlerin el değiştirmesi, soylulaşması ve kent merkezlerinin yeni sahiplerinin demokratik katılım mekanizmalarını eskiye oranla farklı yollardan işletmesi, kamusal alan ve demokrasi fikrinin kaybı meselesini de içeriyor.

Kent mekânı gündelik yaşantıyla birlikte değişiyor, kentsel alanlarda giderek hızlanan bir ayrışma ve yabancılaşma, işlev değişimi yaşanıyor. Bütün bunların sonuçları kentsel deneyimlerimize yansıyor. Bu çalışmada İstanbul’da hızlı bir dönüşümün yaşanmakta olduğu bir süreçte aktif katılımcı bir yöntemle kentsel gündelik deneyimlerimize odaklanarak sürecin “hayallerin bulutlara uzandığı” medya temsiline, ideolojik ve politik savunulara / zor kullanımına, ekonomik gerekçelendirmelere / kabullere / sınıf atlama umutlarıyla kamusal mekânlarda gündelik olarak yaşananların çelişkilerine değinmek istiyorum.

İstanbul’un seçilmiş beş noktasında, kamusal mekânlarda kentsel deneyimlerin inceleneceği bu çalışmada değişen sınıf ve mekân ilişkilerinin aynasında işlev değiştirme, sosyal marjinalleşme, bireyselleşme, dayanışma duygusunun yitimi, yabancılaşmanın yeni boyutlarının ortaya çıkmasını yeni toplumsal deneyimler üzerinden tartışmak istiyorum.

  • Ataşehir’de apartman blokları arasında yürümek…
  • Bahariye havuz meydanında dinlenmek…
  • Paşabahçe Şişe-Cam Fabrikası’nın arka sokağında oturmak…
  • Fikirtepe’de ilköğretim okulunda spor yapmak…
  • Zincirlikuyu/Mecidiyeköy’den metrobüse binmek…