ERKEN VE KONVANSİYONEL YÜKLEMENİN ETKİNLİĞİNİN KLİNİK VE RADYOGRAFİK OLARAK İNCELENMESİ


SAĞLANMAK A. , KARABUDA Z. C.

TÜRK ORAL İMPLANTOLOJİ DERNEĞİ XXVIII. ULUSLARARASI BİLİMSEL KONGRESİ, İstanbul, Türkiye, 13 - 14 January 2017, ss.52

  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.52

Özet

     Son yıllarda dental implant tedavisinde  hemen yükleme ve erken yükleme uygulamaları yaygınlaşmıştır. Erken yükleme terimi belirli bir zaman aralığı değildir. Konvansiyonel yüklemeden önce yapılan yükleme zamanı için kullanılır. Konvansiyonel implantolojiye göre erken yükleme implant kaybına sebep olabilecek bir durumdur ve bu sebeple bu konuya dikkatli yaklaşılmalıdır. Fakat son yıllarda yapılan histolojik çalışmalar erken yüklemenin osteoblast fenotipini değiştirmediğini savunur. Daha hızlı, güçlü ve daha güvenilir bir osseointegrasyonun temini için araştırmacılar son yıllarda implant-konak yanıtı üzerine odaklanmışlardır. Literatürler implant yüzeyi yanı sıra implant makrogeometrisinin bu başarının gerçekleşmesinde önemli bir rolü olduğunu savunurlar.

Çalışmamızda erken yüklemeye uygun olduğu düşünülen bir implant (MIS C1) alt çenede erken ve konvansiyonel yükleme sürelerinde yerleştirilmiştir. Erken yüklenen implantlar (Test n:10) için 6 hafta, konvansiyonel yüklenen implantlar (Kontrol n:14) için 2 aylık iyileşme süresi beklenmiştir. Yükleme protokolü randomize olarak seçilmiştir. 1 yıl süreyle takip edilen çalışmada rezonans frekans analizi değerleri ölçülmüş, marjinal kemik kaybı kaydedilmiş ve implant sağ kalımı değerlendirilmiştir.

Her iki grupta da implant kaybı görülmemiştir. Test grubu implantları ile kontrol grubu implantları arasında marjinal kemik rezorpsiyonu açısından istatistiksel anlamlı bir fark gözlenmemiştir (p: 0,792). Aynı şekilde iyileşme sonrası RFA değerlerindeki düşüşler de istatistiksel olarak anlamlı değildir (p: 0,219).

Erken yükleme için implant yerleştirildikten sonra azalan primer stabilitenin yerini hızlıca sekonder stabiliteye bırakması istenir. Bu durum literatürde implantların farklı yiv geometrileriyle ilintilendirilir. Çalışmamızda kullanılan implantın erken yüklemeye uygunluğu araştırılmış ve konvansiyonel yüklemeden klinik ve radyografik olarak herhangi bir farkı bulunamamıştır.  Ancak bu tarz çalışmalarda kesin bir kanıta ulaşmak için daha uzun takip süreli çalışmalara ihtiyaç vardır.

     Recently, immediate and early loading applications are gradually becoming widespread in dental implant therapy. Early loading has not a certain time limit, but it can be defined as the loading before the conventional loading. According to the conventional implantology, early loading is a situation to be abstained, which may cause implant failure. But recent histological studies showed that early loading does not change the morphology of osteoblast. The need of faster, stronger and more predictable osseointegration, researchers has concentrated host to implant response in the last few decades. Literatures have pointed that implant macrogeometry itself still plays a fundamental role by determining success.

So in this research we have inserted, an implant that is thought to be appropriate for early loading (MIS C1), to mandible and waited for 6 and 8 weeks for early and conventional loading respectively. Loading protocol was choosed randomly. In the research that we followed  for 1 year, we evaluated resonance frequency analysis values, the amount of marginal bone loss and the implant survival rate.

There are no implant failiures in both groups. There were no statistical sigficant differences in marginal bone resorption between test and control groups (p:0,792). There were also no significant differences between RFA loss after healing time (p: 0,219).

When the implant is loaded early, it is desired that the reduced primary stability transforms quickly to secondary stability. This is related to the different yield geometry of the implant. We investigated the suitability of the implant used in our study for early loading and found no clinical or radiological differences from conventional loading. However, in such studies, there is a need for longer follow-up studies to achieve definite evidence.