ANDERSEN–TAWIL SYNDROME


Creative Commons License

Özer D., Doğan B., Çakır Karabaş H.

22. Uluslararası Tıp ve Sağlık Bilimleri Araştırmaları Kongresi, Ankara, Turkey, 18 - 19 July 2026, no.2709, pp.231, (Summary Text)

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: Ankara
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.231
  • Istanbul University Affiliated: Yes

Abstract

Andersen–Tawil syndrome is a rare autosomal dominant multisystemic channelopathy characterized by a classic triad consisting of periodic paralysis, cardiac arrhythmias, and dysmorphic features. The disease is most commonly associated with loss-of-function mutations in the KCNJ2 gene, which encodes the inward rectifier potassium channel Kir2.1. Due to phenotypic variability and incomplete penetrance, all components of the triad may not be present in every patient, making diagnosis challenging. Reported craniofacial findings include broad forehead, low-set ears, hypertelorism, maxillary and mandibular hypoplasia, while dental findings include dental crowding, abnormal dentition, enamel hypoplasia, hypodontia, hyperdontia, microdontia, and macrodontia. The aim of this case report is to present the dental and radiographic findings observed in a patient diagnosed with Andersen–Tawil syndrome and to emphasize the relevance of this syndrome in dental practice. A 21-year-old female patient, who had been diagnosed with Andersen–Tawil syndrome and was being followed by cardiology and neurology departments, presented to our clinic for routine dental examination. Intraoral examination revealed multiple dental anomalies, marked dental irregularity, severe anterior crowding, tooth position anomalies, and enamel irregularities. Panoramic radiographic evaluation showed multiple dental deficiencies, eruption/position anomalies, and the need for restorative-prosthetic treatment. Due to the patient’s systemic disease history, cardiac risk and medical history were considered during dental treatment planning. In conclusion, careful evaluation of dental and craniofacial findings in patients with Andersen–Tawil syndrome is important for recognizing rare syndromic phenotypes and for considering systemic risks during dental treatment planning. Keywords: Andersen–Tawil syndrome, dental anomalies, craniofacial findings, channelopathy, dysmorphic features

Andersen–Tawil sendromu; periodik paralizi, kardiyak aritmiler ve dismorfik özelliklerden oluşan klasik triad ile karakterize, nadir görülen otozomal dominant multisistemik bir kanalopatidir. Hastalık en sık, içe doğru doğrultucu potasyum kanalı Kir2.1’i kodlayan KCNJ2 genindeki fonksiyon kaybı mutasyonları ile ilişkilidir. Fenotipik değişkenlik ve inkomplet penetrans nedeniyle triadın tüm bileşenleri her hastada birlikte görülmeyebilir ve tanı güçleşebilir. Kraniofasiyal bulgular arasında geniş alın, düşük yerleşimli kulaklar, hipertelorizm, maksiller ve mandibular hipoplazi; dental bulgular arasında ise dental çapraşıklık, anormal dentisyon, mine hipoplazisi, hipodonti, hiperdonti, mikrodonti ve makrodonti bildirilmiştir. Bu olgu sunumunun amacı, Andersen–Tawil sendromu tanısı bulunan bir hastada izlenen dental ve radyografik bulguları sunarak, sendromun diş hekimliği pratiği açısından önemini vurgulamaktır. Kardiyoloji/nöroloji takibinde Andersen– Tawil sendromu tanısı bulunan 21 yaşındaki kadın hasta rutin dental muayene amacıyla kliniğimize başvurmuştur. İntraoral muayenede çoklu dental anomaliler, belirgin dental düzensizlik, ön bölgede şiddetli çapraşıklık, diş pozisyon anomalileri ve mine düzensizlikleri izlenmiştir. Panoramik radyografik değerlendirmede çoklu dental eksiklikler, sürme/pozisyon anomalileri ve restoratif-protetik tedavi gereksinimi saptanmıştır. Hastanın mevcut sistemik hastalık öyküsü nedeniyle dental işlemler planlanırken kardiyak risk ve medikal öykü dikkate alınmıştır. Sonuç olarak, Andersen–Tawil sendromlu hastalarda dental ve kraniofasiyal bulguların dikkatli değerlendirilmesi, nadir sendromik fenotiplerin tanınması ve dental tedavi planlamasında sistemik risklerin göz önünde bulundurulması açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Andersen–Tawil sendromu, dental anomaliler, kraniofasiyal bulgular, kanalopati, dismorfik özellikler