Etkin Yurttaş, Özgürleşme, Elit Bir Demokrasi Anlayışı: Arendt’in Demokrasisi


ÇALIŞIR S.

Liberal Düşünce, vol.0, no.113, pp.97-116, 2024 (Peer-Reviewed Journal) identifier

  • Publication Type: Article / Review
  • Volume: 0 Issue: 113
  • Publication Date: 2024
  • Doi Number: 10.36484/liberal.1339495
  • Journal Name: Liberal Düşünce
  • Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.97-116
  • Istanbul University Affiliated: No

Abstract

This study focuses on exploring the framework of democracy and its limits, which are not explicitly explored in Hannah Arendt’s work. In addition to the similarities and discrepancies between modernity and Arendt’s democracy, the roles attributed to democracy’s actors will also be discussed. Under conditions in which citizens act without scrutiny and behave obediently, pluralism deteriorates when the rupture between opinion and action reaches its climax. In Arendt’s words, a break between domination and opinion would limit deliberative democracy. Liberation, therefore, equates with domination, which is deprived of the general will of the citizens. Tak- ing action in the public sphere is an absolute remedy, as well as a renaissance, against the alienation of citizens. Human liberation therefore requires a concrete convergence of ideas and actions. The active citizen is an actor who investigates, negotiates, persuades, consents and has an equal right to participate in the debate. These merits would make it possible to assume political responsibility. Arendt’s de- mocracy is then a guide to discovering the path to becoming a responsible citizen. This study concludes that her approach introduces a concept of elite democracy.
Bu çalışma, Hannah Arendt’in eserlerinde doğrudan yer almayan demokrasi kavra- mının anlamının ortaya çıkarılmasına ve sınırlarının çizilmesine odaklanmaktadır. Bu amaçla, modern dünyanın dinamikleri ile Arendt’in demokrasisi olarak isimlendirilen kavramın benzeştiği ve çatıştığı alanlar ile içinde yer alabilecek aktörlerin rolleri de tartışılmaktadır. Yurttaşların itaat eden varlıklar haline geldiği, sorgulama ve bireyli- ğini ortaya koyma yetisini harekete geçirmesine ket vurduğu, insani çoğulluğun zede- lendiği durumlar, düşünce ve eylem dünyasının kopukluğunun zirve yaptığı noktalardır. Arendt’in tasvirinde, düşünceden kopuk bir egemenlik anlayışı, temsili demokrasinin sınırlarını en başından belirler. Bu durumda, özgürlük, egemenlik tanımına yakın ya da eşdeğer kabul edildiğinden, yurttaşların ortak iyiye ulaşma beklentisi eksik kalmakta- dır. Bir başka deyişle, toplumsal sözleşmenin belirli çıkarlar karşılığında rıza yoluyla devredilmesi ortak iyinin garantisi olmadığı gibi, bireyler çoğulluğun ikileminde sıkışıp kalmaktadır. Bu ikilemden kurtulmanın çaresi Arendt’e göre, bir uyanış ve yeniden doğuş gibi hayal ettiği sorumlulukla hareket eden etkin yurttaşların kamusal alanda eyleme geçmesidir. Politik sorumluluğu taşıyanlar etkin yurttaşlar olacaktır. Bir başka deyişle Arendt’in demokrasisi, varoluşsal sorumlu yurttaş olabilmenin yollarını keş- fetmek isteyenler için bir kılavuz önermesidir. Bu önermenin kısıtları incelendiğinde, ortaya elit bir demokrasi anlayışının çıktığı sonucuna varılmaktadır.