BABABURNU SİSMİK KESİTLERİNİN DERİNLİK MİGRASYONU VE YAPISAL AÇIDAN ÇANAKKALE-AYVACIK DEPREMLERİ İLE BİRLİKTE YORUMLANMASI


ÜGE M. A. , Demirbağ E.

Other, pp.119, 2017

  • Publication Type: Other Publication / Other
  • Publication Date: 2017
  • Page Numbers: pp.119

Abstract

Yapılan çalışma süresince kullanmış olan veriler, MTA Sismik-1 Araştırma Gemisi tarafından Edremit Körfezi'nin kuzey batısında bulunmakta olan Bababurnu açıklarında toplanan çok kanallı sismik yansıma verileridir. Çalışma süresince bölgede toplanmış olan 4 hat; BAB-001, BAB-002, BAB-003 ve BAB-004 incelenip işlemleri tamamlanmıştır. Tez çalışmasının amacı, Kuzey Anadolu Fayı'nın güney kolunda bulunan ve Edremit Körfezini kuzeyden sınırlayan fayların deniz içindeki varolan devamlılığının ve yöneliminin belirlenmesi, daha öncelerde yapılmış jeolojik araştırmalar ve de 14 Ocak – 28 Şubat 2017 tarihleri arasında gerçekleşmiş olan Çanakkale-Ayvacık depremleri ile ilgili ilişkilerini ortaya koymaktadır. Bölgenin jeolojik yapısı Pre-Tersiyer ana formasyonu, Küçükkuyu formasyonu, granitik plütonlar, Ayvacık volkanik topluluğu, bazalt lavlarıyla Bayramiç formasyonu ve Edremit grabeninin sedimanter dolgusundan oluşmaktadır. Bölgede gözlenmekte olan ana faylar D-B ve KD-GB uzanımlı sağ yanal atımlı Kuzey Anadolu Fayı'nın güney kollarıdır. Edremit Körfezi'nin kuzey batısında bulunmakta olan Bababurnu açıklarında toplanan çok kanallı sismik yansıma verilerinin ilk toplanmış halinin yorumlanması mümkün olmadığından verilerin veri işlem aşamalarından geçirilmesi gerekmektedir. Bu veri işlem aşamaları sırasıyla; veride bulunmakta olan istenmeyen izlerin ayıklanması, atış alıcı geometrisinin tanımı, süzgeç uygulanması, genlik kazancı uygulaması, atış düzeninden ortak yansıma düzenine geçilmesi, hız seçimi ve NMO düzeltmesi, tekrarlı yansımaların giderilmesi, yığma işlemi ve otomatik genlik kazancı uygulamasıdır. En son olarak da verilere derinlik ortamında göç (migrasyon) uygulanmıştır. Jeolojinin karmaşık olduğu bölgelerde, yapısal değişimlerin ve bu yapısal değişimlerden oluşan ani hız değişimleri sonucunda sismik yansıma kesitlerinde bulunan sinyaller saçılmaya uğrar. Sinyallerin saçılmaya uğramalarının yanında sismik yansıma kesitinde açığa çıkan yapılar gerçek yerlerinden ve olması gereken eğimlerinden farklı yer ve farklı eğimlerde bulunurlar. Bu saçılmaya uğrayan sismik yansıma sinyallerinin toplanması ve de olması gereken yerlere taşınması için sismik göç uygulamasının yapılması gerekmektedir. Bu amaç ile birlikte tez süresince veri işlemi tamamlanmış olan sismik yansıma kesitlerinde hem zaman ortamında göç hem de yorumlanıp ilgili depremlerle ilişkilendirilmesi üzerine derinlik ortamında göç uygulamaları sırasıyla yapılıp tamamlanmıştır. Deniz tabanının sahip olduğu karmaşık yapıdan ve bu karmaşıklıkdan açığa çıkmakta olan yanal hız değişimlerinin ve de bindirmeli yapıların varlığından ötürü sismik yansıma verilerine yapılmış olan zaman ortamında göç işlemi, sismik yansıma kesitlerimizi istenildiği düzeyde iyileştirmemiş olduğu tespit edilmiştir. Bu sebepten ötürü sismik yansıma verilerine derinlik ortamında göç uygulaması yapılmıştır. Derinlik ortamı göç işlemi birebir hız yapısı ile bağlantılı olduğu için daha iyi sonuçlar açığa çıkartmaktadır. Hız analizinden çıkan sonuçlar haricinde sabit hız göç kesitleri oluşturulmuştur. Oluşturulan bu sabit hız göç kesitleri zaman ortamı göç yöntemi kullanılarak tespit edilmiş olup genel olarak göç işlemleri için bu belirlenen hızlar kullanılmıştır. Elde edilen sismik göç kesitleri yığma için yapılan hız analizinden elde edilen göç kesitlerinden daha iyi sonuç vermiştir. Derinlik ortamında yapılan göç işlemi doğrudan olarak jeolojik yapı ile bağlantı kurabilme ve yanal yönlü hız değişimine duyarlı olması ile zaman ortamında yapılan göç işlemine oranla daha doğru sonuçlar üretmektedir. Genel olarak göç uygulamalarında sonlu-farklar yönteminin kullanılması hem yanal hız değişimlerine duyarlı olmasından hem de düşük sinyal gürültü oranında bile iyi sonuç verebilme özelliklerinden ötürü seçilmiştir. Elde edilen sismik hızlar yaklaşık olarak 1600 m/s – 2800 m/s arasında değişmektedir. Derinlik ortamında yapılan göç işleminden sonra elde edilen sonuçlar, bölgede daha öncelerde yapılmış olan jeolojik ve jeofizik çalışamalar doğrultusunda yapısal olarak yorumlanmıştır. Tezin son aşamasında yapılmış olan derinlik göçü uygulaması ile verilerde belirgin olarak gözükmekte olan çökellerin kalınlıklarının yaklaşık olarak 1250-1500 m arasında değişmekte olduğu görülmekte olup, çalışma alanında önceden yapılmış olan jeolojik çalışmalardan da Şekil 4.1'de görüldüğü gibi, çökel topluluklarının en üst biriminde güncel çökellerin bulunması ve deniz tabanına doğru yaklaşık olarak 700 m derinliğe sahip olması, bunun yanında bu güncel çökellerin Balabanlı ve Ayvacık volkaniklerinden oluşan karmaşık bir yapıya sahip olduğu görülebilir. Veri işlemi tamamlanmış ve yorumlanmış olan sismik kesitlerde açığa çıkan faylar sadece tek bir ana faya bağımlı olmamakla birlikte, kesitlerde bulunmakta olan basenlerde de paralel tipli faylanmalar görülmektedir. Birbirine paralel olan bu fayların kimisi deniz tabanına kadar uzanırken kimisi ise genç sediman tabakanın alt seviyesine kadar uzanmaktadır. Şekil 5.1'de görülmekte olan, Beydağı horstu ile Geyikalan horstu arasında yaklaşık 25 km uzunluğunda ve 7 km genişliğinde genç bir havza oluşumu başladığı ve bu oluşumun Tuzla Fayı ile Balabanlı Fayları tarafından kontrolü söz konusudur. Tuzla fayı, Çamköy ve Paşaköy segmentleri üzerindeki depremler düşey eksende listrik normal fay olarak çalışması ile birlikte derinlerde meydana gelen depremlerin bu listrik fay sisteminin batı derinliklerdeki ucunda olduğu ve kesitlerin altından geldiği ve Balabanlı fayının katkısı ile Tuzla havzası grabeninin giderek açılarak uzak bir zamanda su seviyesinin altına düşerek, Geyikalan horst'unun bir adaya dönüşebileceği gözlemlenebilir.