PALATİNAL MYOEPİTELYOM: 2 OLGU SUNUMU


AK G. , KAZANCIOĞLU H. O. , ÇAKIR O.

Atatürk Üniv. Diş Hek. Fak. Derg., cilt.5, ss.16-19, 2012 (Hakemli Üniversite Dergisi)

  • Cilt numarası: 5 Konu: 1
  • Basım Tarihi: 2012
  • Dergi Adı: Atatürk Üniv. Diş Hek. Fak. Derg.
  • Sayfa Sayıları: ss.16-19

Özet

Myoepitelyom tüm tükürük bezi tümörlerinin
%1’inden azını oluşturan nadir görülen bir tümördür.
Sıklıkla yaşamın dördüncü ve beşinci dekadında
gelişirler ve görülme sıklığı bakımından cinsiyet farkı
göstermezler. Genellikle parotis bezinde, daha nadir
olmak üzere oral kavitedeki minör tükürük bezleri ve
submandibular tükrük bezinde lokalizedir. Genellikle
yavaş büyürler ve benign karakterdedirler.
İmmünohistokimyasal özellikleri olan; sitokeratin,
vimentin, glial fibriler asit protein, S-100 protein
ve muscle-specific actin varlığı değişik derecelerde
pozitif saptanması tümör hücrelerinin miyoepitelyal
kaynaklı olduğunu doğrulamasına rağmen, tanı çoğunlukla
histopatolojik özelliklere dayanılarak konulur.
Tümörün tedavisi, temiz sınırlar oluşturacak
şekilde tümörün cerrahi eksizyonu yapılarak gerçekleştirilir.
Benign myoepitelyomun prognozu, cerrahi olarak
tamamen eksizyonu gerçekleştirilirse iyidir.
Çalışmamızda, palatinal bölgesinde myoepitelyom
gelişen 43 yaşındaki bir erkek hasta ve 64 yaşındaki
kadın hasta incelendi ve tartışıldı.
Myoepithelioma is a rare salivary gland tumour.
The tumour account for less than 1% of all salivary
gland tumours and usually affect patients in the fourth
and fifth decades of life, without gender predilection.
Most of these tumours are located in the parotid
gland, while others occur in the submandibular gland
or in the accessory glands of the oral cavity.
Reportedly, they grow slowly and pursue a benign
clinical course.
Diagnosis is based mainly on the histopathological
features, although immunohistochemical analysis
is useful to confirm myoepithelial origin of the
tumour cells, which are positive for cytokeratin,
vimentin, glial fibrilary acid protein, S-100 protein and
muscle-specific actin to varying degrees.
Treatment of these tumours consists of surgical
excision with tumour-free margins. The prognosis of
benign myoepithelioma would appear to be good,
provided surgical excision is complete.
In this paper, we reported a case of
myoepithelioma of the palatal region in a 43-year-old
male and 63 year-old female patients with regard to
clinical features and the literature was reviewed.