Hz.Peygamber’in (s.a.v) İnşa Ettiği İslam Toplumunun Temel Unsurları-Akabe Biatleri Örneği


BULADI K.

Kur’an Nüzulünün Medine Dönemi Sempozyumu, Kahramanmaraş, Türkiye, 17 - 19 Mayıs 2013, ss.357-386

  • Basıldığı Şehir: Kahramanmaraş
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.357-386

Özet

On üç yıllık Mekke dönemindeki vahiy süreci ve nebevî öğretiyi dikkate almadan, Medine’de tesis edilmiş olan İslam toplumunun mahiyeti idrak edilemez. Zira Hz. Peygamber, evvelemirde Mekke döneminde kendisine inzal edilen vahyin prensipleriyle mü’minleri terbiye etmiş, İslam uğrunda çektikleri acılara, zorluklara karşı onları sabır eğitiminden geçirmiştir.

Medine İslam toplumunun temelini Akabe biatlerinde atan Hz. Peygamber, Medineli Müslümanlarla biat yapmış, onlardan İslam toplumunun ve devletinin sosyal ve ahlakî yapısının omurgasını oluşturacak umdelere göre hayatlarını tanzim etmelerini istemiştir.

Hz. Peygamber, kurumsal yapının oluşmasında ve Müslümanların vahdetini gerçekleştirmede ibadet mekânlarının fonksiyonunu yakînen bildiği için, Medine’ye teşriflerinde daha henüz ikamet edeceği yeri hazırlatmadan mescidin inşasına başlamıştır. Çünkü o, Müslümanların eğitiminin, İslam maarif sisteminin temelini teşkil ettiğinin farkındaydı. Bu sebeple mescit, hem örgün hem de yaygın eğitimin merkezi olacaktı.

Hz. Peygamber Medine’ye teşriflerinden sonra Mescid-i Nebevî’nin inşasının yanı sıra tarihte derin tesir ve iz bırakan bir oluşumu gerçekleştirmiştir ki, o da Ensarla Muhâcirler arasında tesis edilen kardeşliktir. Bu hadise, bütün cahiliye duygularının, ırk, neseb ve vatan gibi farklılıkların İslam sancağı altında eriyip yok olacağı anlamına geliyordu.

Hz. Peygamber, Medine’ye hicretinin akabinde Müslümanlar arasında idârî ve siyâsî birliği gerçekleştirdikten sonra, Medine toplumunu oluşturan Yahudileri ve diğer grupları bir şehir devleti halinde teşkilatlanmaya ikna etmiştir.

Hz. Peygamber, Medine’nin yerli unsurlarını hiçbir zaman denklemin dışında tutmamıştır. Şehirde barışı sağlamak için ötekilerle antlaşmalar yapmış, böylece hem onların varlığını kabul etmiş, hem de kendini onlara kabul ettirmiştir ki, bu toplumsal barışın temininde önemli bir yöntem olarak görülmelidir.