Dekolonyalite ve Dışlayıcı Kolektif Kimlik Siyaseti: Hindistan Örneği
Siyasi İlimler Türk Derneği V. Ulusal Siyaset Bilimi Kongresi, Adana, Türkiye, 19 - 20 Eylül 2026, ss.71-72, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Adana
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.71-72
- İstanbul Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Dekolonyal düşünce, kolonyal tahakkümün yalnızca siyasal ve ekonomik bir yapı olmadığını, aynı zamanda bilgi üretimi, özneleşme ve medeniyet hiyerarşileri üzerinden işleyen kalıcı bir epistemik tahakküm biçimi yarattığını savunur. Bu yönüyle dekolonyalite, Batı-merkezci evrenselcilik eleştirisi üzerinden epistemik çoğulluğu ve özgürleşmeyi normatif olarak savunan güçlü bir eleştirel çerçeve sunar. Ancak son dönemde artan eleştirel literatür, dekolonyal söylemin belirli koşullarda yeni özcülük biçimlerini, kültürel kapanmaları ve dışlayıcı kimlik siyasetlerini de besleyebileceğine işaret eder. Bu bildiri, dekolonyal söylemlerin hangi koşullar altında dışlayıcı kolektif kimlik inşası ve medeniyetçi milliyetçilik projeleriyle eklemlenebildiği sorusuna odaklanır. Temel savı, dekolonyal düşüncenin normatif olarak özgürleşmeyi hedeflemesine rağmen, Batı evrenselciliğine yönelik eleştirisinin belirli siyasal bağlamlarda dışlayıcı kimlik inşasıyla yapısal yakınlıklar geliştirebildiğidir. Bu yapısal yakınlık, determinist bir nedensellik ilişkisine değil; belirli söylemsel eklemlenmeleri daha olası kılan uyumluluklara işaret eder. Bildiri, bu argümanı çağdaş Hindistan örneği üzerinden inceler. Özellikle 2014 sonrası BJP iktidarı altında kolonyal zihniyetten arınma, Hindistan’ın yerli/medeniyetsel kimliğinin yeniden tanımlanması, yerli bilgi sistemleri ve medeniyetsel yeniden diriliş etrafında şekillenen siyasal söylemler, dekolonyal kavramsal repertuar ile Hindu çoğunlukçu milliyetçilik arasındaki ilişkiyi analiz etmek için elverişli bir vaka sunar. Nitel söylem analizi yöntemiyle Narendra Modi’nin konuşmaları, Bharatiya Janata Party dokümanları ve temel politika metinleri incelenir. Analiz, bu eklemlenmenin üç temel söylemsel mekanizma üzerinden gerçekleştiğini gösterir: (1) siyasal ve tarihsel çatışmaları öncelikle epistemik tahakküm üzerinden okuyan epistemik indirgemecilik, (2) ulusu tarihsel olarak yekpare ve otantik bir medeniyet öznesi olarak kuran otantiklik siyaseti ve (3) otantik kabul edilen ve edilmeyen toplumsal aktörler arasında ayrım üreten sembolik sınır inşası. Hindistan örneği, dekolonyal söylemin zorunlu olarak dışlayıcı siyasetlere yol açtığını göstermez; ancak epistemic özgürleşme söyleminin, ulusal yeniden inşa ve medeniyetsel otantiklik iddialarıyla birleştiğinde, çoğulcu kolektif kimlik anlayışlarından dışlayıcı ve çoğunlukçu siyasal projelere kayabileceğini ortaya koyar. Bu çerçevede bildiri, dekolonyalite tartışmalarını epistemoloji düzeyinden çıkararak kolektif kimlik oluşumu ve siyasal aidiyet tartışmalarıyla ilişkilendirmeyi amaçlar.