God and Arts in Theological Aesthetics


Creative Commons License

HAFIZ M.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ, sa.26, ss.197-212, 2012 (Hakemli Üniversite Dergisi)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Basım Tarihi: 2012
  • Dergi Adı: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ
  • Sayfa Sayıları: ss.197-212

Özet

Teolojik estetik, yirminci yüzyılın başlarında spekülatif ve rasyonel teolojiye bir
tepki olarak ortaya çıkan ve genel anlamda “teolojinin pratiği” olarak kabul edilen bir
harekettir. Karl Barth, Hans Urs von Balthasar, Gerardus van der Leeuw ve Karl Rahner bu
hareketin belli başlı temsilcileri arasındadır. İlk üç teolog teolojik estetik anlayışlarını “imago
dei” teorisine dayandırmış, tüm sanatların ve aynı şekilde teolojinin imkânını da Hıristiyan
enkarnasyon (imge) doktrinine bağlamışlardır. Rahner de teoloji ve sanatlar arasında diyalog arayışına girmiştir; ancak o, özellikle Paul Tillich’in de etkisiyle, profan sanatlar da dâhil
olmak üzere “tüm sanatların dinî ve kutsal olduğu” görüşünü benimseyerek diğer
teologlardan ayrılmıştır. Bu bakımdan Barth, Balthasar ve van der Leeuw eksenli teolojik
estetik, diğer dinî geleneklerin kutsal sanatlarını da Hıristiyan normuna dayandırmak
suretiyle dışlayıcı bir yaklaşım belirlerken, Rahner sadece bütün dini sanatların değil, profan
sanatların dahi kutsalın bir ifadesi olabileceğine vurgu yapmak suretiyle kapsayıcı ve kuşatıcı
bir tutum benimsemiştir. Bu makalede teolojik estetik yaklaşımlarda ön plana çıkan söz
konusu bu iki temel paradigma ele alınıp tartışılacaktır.

Theological aesthetics is a movement which arises as a reaction to the speculative
and rational theology in the first period of twentieth-century. It is generally accepted as “the
practice of theology”. Karl Barth, Hans Urs von Balthasar, Gerardus van der Leeuw and Karl
Rahner are the main representatives of this movement. Barth, Balthasar and van der Leeuw
make their theological aesthetics depend on the theory of “imago dei”, and base the possibility
of all arts and theology on the doctrine of Christian incarnation (image). Rahner also tries to
find a dialogue between theology and arts; however he, especially being influenced by Paul
Tillich, separates from the other theologians by asserting that “all art is religious and sacred.”
Therefore, while theological aesthetics of Barth, Balthasar, and van der Leeuw excludes the
authenticity of the other religious tradition’s sacred arts by depending all arts on the
Christian norm, Rahner adopts an inclusive and comprehensive attitude by insisting that not
only religious arts but profane arts also the expression of the sacred. In this article, two basic
paradigms will be evaluated and discussed in terms of theological aesthetic approach.