The Relationship Between Buwayhids and Imāmiyya Scholars in the Fourth Century Hijrī and Its Effect on the Development of Imāmiyya Kalām


Altun B.

Asır Asır İslâmî İlimler: Hicrî Dördüncü Asrın İslâmî İlimlerin Gelişmesindeki Yeri, İstanbul, Turkey, 17 - 18 November 2023, pp.157-159

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.157-159
  • Istanbul University Affiliated: No

Abstract

The formation and development of the sects are directly proportional to the positive relationship established with the rulers. Scholars who established good relations with the rulers of the period in which they lived succeeded in obtaining the privilege necessary for the development of their sects. In this way, they had the opportunity to both educate students and write works that would eliminate these students’ lack of reference works. The critical factors here are the sectarian identity of the rulers and his approach to science and scholars. The rulers’ fondness for science and scholars plays a significant role in the development of the knowledge of scholars. Historical works are full of positive examples of this. Undoubtedly, one of the best examples of this situation is the Buwayhids that ruled in Baghdād, Ray, and Persian regions since the second quarter of the fourth century Hijrī. The Buwayhids is a Shī‘ite dynasty that ruled the Sunnī Abbasids for about a hundred and ten years and reached the power to appoint and dismiss the caliphs. They also used this political power to strengthen the religious thoughts they supported. In particular, they gave importance to the Mu‘tazila, Zaydiyya, and Imāmiyya scholars, supported their activities to a large extent, and were always in contact with them. Although Mu‘tazila and Zaydiyya had intellectual scholars who wrote prestigious works in this period, the systematization of these two sects and the writing of their principal works took place before the Buwayhids period. On the other hand, Imāmiyya laid the foundations of numerous disciplines such as kalām, fiqh, tafsīr, hadīth, and literature in this period. At the same time, many religious rituals that have a significant place in the Imāmiyya belief system, such as the ghadīr humm feast and the āshūrā mourning, began in this period with the support of the Buwayhids. In this study, we will discuss the development process of Imāmiyya kalām by using the methodology of the History of Islamic Sects. In the fourth century Hijrī, prominent Imāmiyya theologians such as al-Shaykh al-Ṣadūq, al-Shaykh al-Mufīd, and al-Sharīf al-Murtaḍā were educated during the Buwayhids period. These three mutakallims were in constant contact with the members of the Buwayhid Dynasty. Al-Shaykh al-Ṣadūq is one of the scholars that the Buwayhid rulers Rukn al-Dawla and his son Mu’ayyad al-Dawla rely on religious issues in Ray city. Buwayhid rulers supported al-Shaykh al-Mufīd in Baghdād to carry out his scientific activities. Al-Sharīf al-Murtaḍā held official positions during the Buwayhid period in Baghdād and performed his father’s job as a naqīb. The prestigious positions of these scholars in the eyes of the Buwayhid rulers played a significant role in the scientific development of the Imāmiyya. They gradually brought the tradition-based Imāmiyya theology to a rational level with the support of the Buwayhid Dynasty. Although al-Shaykh al-Ṣadūq was among the founders of Akhbārism in Imāmiyya, some rational explanations in his works gave the first indications of the transition to the rational system. His student al-Shaykh al-Mufīd, while criticizing his traditionalism, took the rational attitude initiated by his teacher to the next level, wrote many of his works using a rational method and systematized the Imāmiyya kalām. Thus, al-Mufīd was among the founders of Usūlī thought in Imāmiyya. Al-Mufīd’s student, al-Sharīf al-Murtaḍā, wrote his comprehensive systematic work using an entirely rational method. Another considerable issue that we need to focus on here is the Mu‘tazilite influences in the Imāmiyya kalām. The support of the Buwayhids to the Mu‘tazila caused the Mu‘tazilite opinions to affect the Imāmiyya mutakallims. All of the Imāmiyya scholars we have examined here have been in contact with Mu‘tazilite scholars. Some of them were even among the students of these scholars. This situation made it easier for Imāmiyya scholars to transfer Mu‘tazilite ideologies to their works. So much so that al-Sharīf al-Murtaḍā imitated al-Qāḍī ‘Abd al-Jabbār in almost all matters that did not concern the imamate issue. In conclusion, the Buwayhids have a considerable place in the intellectual evolution of the Imāmiyya sect with the support they provide.

Mezheplerin teşekkülleri ve gelişmeleri, iktidarla kurulan müspet ilişkiyle doğru orantılıdır. Yaşadıkları dönemin iktidarlarıyla iyi ilişkiler kuran alimler, mezheplerinin gelişmesi için gerekli olan imtiyazı elde etmeyi başarmışlardır. Bu sayede hem talebe yetiştirme hem de bu talebelerin kaynak eksikliğini giderecek eserleri telif etme imkanı bulmuşlardır. Burada önemli olan faktör, gücü elinde tutan iktidarların mezhebî kimliğinin yanı sıra ilim ve alime olan yaklaşımıdır. İktidarların ilme ve alime düşkünlüğü, alimlerin fikirlerini geliştirmelerinde büyük bir rol oynamaktadır. Tarihî kaynaklar bunun müspet örnekleri ile doludur. Şüphesiz bu durumun en iyi örneklerinden biri de hicri dördüncü asrın ikinci çeyreğinden itibaren Bağdat, Rey ve Fars bölgelerinde faaliyet gösteren Büveyhîlerdir. Büveyhîler, Sünnî Abbasîlere yaklaşık yüz on yıl hükmetmiş, halife azledip halife atayacak kadar güce ulaşmış Şiî bir hanedanlıktır. Onlar siyaseten elde ettikleri bu gücü destekledikleri dinî düşüncelerin güçlenmeleri için de kullanmışlardır. Özellikle Mu’tezile, Zeydiyye ve İmâmiyye ulemasını gözeterek onların faaliyetlerine büyük ölçüde destek vermişler ve bu mezheplerin alimleri ile sürekli temas halinde olmuşlardır. Mu’tezile ve Zeydiyye’nin bu dönemde yetişen ve önemli eserler veren alimleri olmasına rağmen bu iki mezhebin sistemleşmesi ve temel eserlerinin telifi Büveyhîler öncesine tekabül etmektedir. İmâmiyye ise kelam, fıkıh, tefsir, hadis ve edebiyat gibi birçok ilim dalının temelini bu dönemde atmıştır. Hatta gadîr-i humm bayramı ve âşûrâ matemi gibi İmâmiyye inanç sisteminin önemli yapı taşları olan birçok dinî ritüelin başlangıcı da bu dönemde Büveyhîlerin desteği ile olmuştur. Bu çalışmada ise İmâmiyye kelamının gelişim süreci İslam Mezhepleri Tarihi perspektifiyle ele alınacaktır. Hicrî dördüncü asırda Büveyhîler döneminde Şeyh Sadûk, Şeyh Müfîd ve Şerîf Murtazâ gibi İmâmiyye kelamının önde gelen alimleri yetişmiştir. Bu üç alim, Büveyhî iktidarları ile sürekli dirsek teması halinde olmuşlardır. Nitekim Şeyh Sadûk, Rey bölgesinde Büveyhî lideri Ruknüddevle’nin ve oğlu Müeyyidüddevle’nin dayandığı önemli alimlerden biri olmuştur. Şeyh Müfîd, ilmî faaliyetlerini yürütmede Büveyhî iktidarlarınca desteklenmiştir. Şerîf Murtazâ ise Büveyhîler döneminde resmi görev almış ve baba mesleği olan nakîblik görevini ifa etmiştir. Bu alimlerin Büveyhî iktidarları nezdindeki bu itibarlı konumları, İmâmiyye’yi ilmî yönden geliştirmelerinde önemli bir rol oynamıştır. Büveyhîlerden aldıkları destek ile İmâmiyye kelamının nakilci yapısını tedricî olarak rasyonel bir seviyeye getirmişlerdir. Şeyh Sadûk, İmâmiyye’de Ahbârîliğin kurucuları arasında yer almasına rağmen eserlerinde yaptığı bazı akılcı izahlar ile rasyonel sisteme geçişin ilk sinyallerini vermiştir. Talebesi Şeyh Müfîd, hocasının nakilciliğini birçok noktada eleştirirken onun başlatmış olduğu akılcı tavrı bir üst seviyeye çıkararak eserlerinin önemli bir kısmını rasyonel bir yöntemle kaleme almış ve İmâmiyye kelamını sistematik hale getirmiştir. Böylece Müfîd, İmâmiyye’de Usûlî düşüncenin kurucuları arasında yer almıştır. Müfîd’in talebesi Şerîf Murtazâ ise eserini tamamen akılcı bir metot ile kaleme almış ve bu usulde İmâmiyye kelamının en kapsamlı sistematik eserlerini telif etmiştir. Burada dikkat çeken diğer önemli bir husus ise İmâmiyye kelamındaki Mu’tezilî tesirlerdir. Büveyhîlerin Mu’tezile’ye de destek vermesi Mu’tezilî fikirlerin İmâmiyye kelamcılarını etkilemesine neden olmuştur. Burada ele aldığımız İmâmiyye alimlerinin hepsi Mu’tezilî alimler ile temas halinde olmuşlar, hatta onlara talebelik yapmışlardır. Bu durum İmâmiyye alimlerinin Mu’tezilî fikirleri kendi eserlerine aktarmalarını kolaylaştırmıştır. Öyle ki Şerîf Murtazâ, imâmet meselesini ilgilendirmeyen hemen hemen tüm meselelerde Kâdî Abdülcebbâr’ın taklitçisi olmuştur. Sonuç olarak söylemek gerekirse Büveyhîler sağladıkları destekle İmâmiyye mezhebinin fikrî tekamülünde önemli bir yere sahiptir.