Sarkom Rezeksiyonu Sonrası Alt Ekstremite Rekonstrüksiyonunda Serbest Fibula Flebi İnset Tekniklerinin Karşılaştırılması
11. Ulusal Rekonstrüktif Mikrocerrahi Kongresi, Muğla, Türkiye, 6 - 09 Mayıs 2026, ss.93-94, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Basıldığı Şehir: Muğla
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.93-94
- İstanbul Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Giriş: Alt ekstremite kemik sarkomlarının eksizyonu sonrası
oluşan kemik defektlerinin onarımı için rekonstrüktif
mikrocerrahi uygulamalardan yararlanılmaktadır. Bu
uygulamaların başında serbest fibula flebi ile onarım
gelmektedir. Serbest fibula flebinin inseti, defekt
rekonstrüksiyonunda postoperatif sonucu etkileyen
önemli bir basamaktır. İnset teknikleri intramedüller,
interkaler ve onlay olmak üzere üç grup altında
incelenebilir. İntramedüller teknikte serbest fibula flebi,
tümörlü kemiğin sıvı azot ile geri kazanılmasını takiben,
geri kazanılmış kemiğin medullası içine yerleştirilir.
İnterkaler teknikte, rezeksiyon sonrası oluşan kemik
defekti arasına serbest fibula flebi yerleştirilir. Onlay
teknikte ise sıvı azot ile geri kazanılmış kemiğin avasküler
greft olarak kemik defektine yerleştirilmesinden sonra
serbest fibula flebi, azotla geri kazanılmış kemiğin üzerine
sabitlenerek inset edilir.
Yöntem: Bu çalışmada, Mayıs 2013 – Eylül 2024 tarihleri
arasında İstanbul Tıp Fakültesi’nde alt ekstremitede
kemik sarkomu rezeksiyonu sonrası serbest fibula flebi
ile onarım yapılan hastalar retrospektif olarak incelendi.
Hastaların demografik özellikleri, patolojik tanıları, lokal
nüks ve metastaz durumları, kemik eksizyonu uzunlukları
ve komplikasyonları değerlendirildi. Ek olarak, fibula
flebinin inset tekniğine göre kemik kaynama süreleri,
“kaynama, rezorpsiyon, kırık, greft kısalması, fiksasyon
durumu ve hipertrofi” parametrelerinden oluşan ISOLS
(International Society of Limb Salvage) radyografik
skorları ile uzun dönem fonksiyonel sonucu gösteren
MSTS (Musculoskeletal Tumor Society Score) skorları
karşılaştırıldı.
Bulgular: Çalışmaya 18 hasta (11 erkek, 7 kadın) dahil
edildi. Hastaların cerrahi sırasındaki ortalama yaşı 17,2
yıl, ortalama takip süresi 27,8 ay idi. Ortalama kemik
eksizyon uzunluğu 14,9 cm olarak bulundu. Tümör
rezeksiyonu sonrası rekonstrüksiyon 10 hastada femur,
5 hastada tibia ve 3 hastada metatars kemiklerine
uygulandı. Patolojik değerlendirmede 7 osteosarkom, 6
Ewing sarkomu, 3 pleomorfik sarkom ve 2 kondrosarkom
saptandı. Takiplerde 4 hastada akciğer metastazı, 1
hastada lokal nüks izlendi. Lokal nüks izlenen hastalara
reeksizyon uygulandı. Takip süresince 5 hasta kaybedildi;
bu hastaların ortalama sağkalım süresi 25,6 ay olarak
bulundu. Vaka serimizde iki yıllık sağkalım oranı %87,7
olarak hesaplandı. Takiplerde 2 hastada minör yara yeri
enfeksiyonu görüldü. Üç hastada serbest fibula flebinde
fraktür gelişti; bu hastaların ikisine plak-vida uygulanırken
93biri atel ile takip edildi. Üç hastada fiksasyonda kullanılan
plak ve vidalarda bükülme gelişmesi üzerine yeniden plak-
vida uygulaması yapıldı. Üç hastada ise non-union izlendi.
On hastada serbest fibula flebi intramedüller, 5 hastada
interkaler ve 3 hastada onlay olarak inset edildi. Seride
ortalama ISOLS skoru 21,1 idi. Proksimal ve distal osteotomi
hattında ortalama kaynama süreleri sırasıyla 6,7 ve 9,4
ay olarak bulundu. Ortalama MSTS skoru ise 24.2 olarak
hesaplandı.
Sonuç: Vaka serimizde intramedüller, interkaler ve onlay
onarımlar arasında ISOLS skoru, ek cerrahi gereksinimi
ve kemik kaynama süreleri açısından istatistiksel olarak
anlamlı bir üstünlük saptanmadı. Bununla birlikte,
proksimal osteotomi hattında en hızlı kaynama onlay
grubunda (5,6 ay), distal osteotomi hattında ise en
hızlı kaynama interkaler onarım grubunda (8,8ay)
izlendi. Eksizyon boyutu ile sonuçlar arasındaki ilişki
incelendiğinde eşik değer 17 cm olarak saptandı. 17
cm’den uzun kemik eksizyonu yapılan olgularda ISOLS
skorlarında azalma, distal osteotomi hattında kaynama
süresinde uzama ve komplikasyon ile ek cerrahi
gereksinimi oranlarında artış gözlendi. Alt ekstremite
kemik rekonstrüksiyonunda fibula flebinin farklı inset
teknikleri güvenle uygulanabilmekte ve etkili sonuçlar
vermektedir. Eksizyon uzunluğunun artmasının kaynama
süresi, komplikasyon oranı ve ek cerrahi gereksinimi
üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğu görülmüştür.