Afet Risk Yönetimi Ve Sismik Mikrobölgeleme Çalışmalarında Bütünleşik Bir Bileşen Olarak Zeminlerle İlişkili Problemler Üzerine Bir Çalışma/Tartışma


ÖZÇEP F. , KARABULUT S., ÖZEL A. O. , TEZEL O. , Özçep T., Imre N.

Türkiye’nin Afet Risk Yönetimi On Altıncı Yuvarlak Masa Toplantısı, Ankara, Türkiye, 1 - 04 January 2014

  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye

Özet

Zeminler statik ve dinamik koşullar altında gerek yapılar ve gerekse depremler ile etkişim halinde olduğu, bu etkileşim doğru analiz edilmediği ve bu analizin mühendislik pratiğine aktarılmadığı taktirde afete dönüşmesinin kaçınılmaz olduğu depremlerle yaşadığımız/test ettiğimiz bildik bir olgudur. Bilindiği gibi, deprem etkileri önce zeminlere sonra da zeminler aracığıyla yapılara yük olarak aktarırlar, bu etkiye karşı zeminin ve yapının davranışı hasarın yada hasarsızlığın (riskin) ölçüsü olurlar. Sismik mikrobölgeleme çalışmaları bir yönüyle bu riski, kentsel planlamaya girdi olacak biçimde “zemin problemlerini” de ortaya koyarak azaltmaya yönelik çalışmalardır. Afet risk yönetimi, bir üst şemsiye olarak mikrobölgeleme çalışmaları yanında diğer mühendislik ve sosyal bilimler boyutuyla risk oluşturacak diğer tüm bileşenleri de hesaba kararak afet zararlarını azaltmada etkin rol oynar. Zeminlere odaklandığımızda, depremlerler ile ilişkili iki önemli problem zemin sıvılaşması ve büyütme önceden belirlenmediği taktidirde riskin artırıcı rol oynar. Plansızlığın/denetimsizliğin dominant unsur olduğu ülkemizde, bazen zeminler sadece statik etkilerle (yani durduk yerde) problem (taşıma gücü yetersizliği, aşırı oturmalar, yamaç/şev yenilmeleri) oluşturabilmektedir. Zeminlerle ilişkili tüm problemlerin (taşıma gücü, oturma, şev stabilitesi, zemin sıvılaşması, zemin büyütmesi) gerek yapı-zemin ilişkisi bağlamında yerel olarak gerekse kentsel planlama bağlamında bölgesel olarak bilim-mühendislik ölçütleri ve standartları ile gereğince araştırılması “yaşamsal”dır. Zemin-Afet ilişkisi zamansa olarak iki boyutta incelenbilir. İlki afete neden olmuş bir depremin etkilerinin araştırıldığı durum çalışmalarıdır (case-history’lerdir). Bu çalışmalar daha çok afete dönüşmüş depremlerden çıkarılacak dersler kapsamında düşünülebilir. İkinci boyutta ise, henüz depremin olmadığı (yani afete dönüşmediği) alanlarda geleceğe yönelik risk azaltmaya yönelik “yaşamsal” çalışamlardır. İlk türden çalışmalar geçmiş bilim-mühendislik hafızamızı oluşturuken, ikinci tür çalışmalar gelecek ufkumuzun  boyutlarını sergilerler. Bu çalışmada ülkemizin İstanbul, Bursa, Yalova ve Adapazarı gibi kentlerinde yapmış olduğumuz zeminler ile ilişkili örnek çalışmalar afet risk yönetimi ve sismik mikrobölgeleme bağlamları ile sunulacak ve tartışılacaktır.