Bir Devlet Adamı Olarak Fâik Âli Ozansoy


ÇİTÇİ S.

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ DERGİSİ, ss.103-124, 2013 (Hakemli Üniversite Dergisi)

  • Basım Tarihi: 2013
  • Dergi Adı: ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ DERGİSİ
  • Sayfa Sayıları: ss.103-124

Özet

Tanzimat’tan sonra gelişen Türk 
edebiyatı, yapısı itibarıyla disiplinler arası 
çalışmalar yapmayı mecburi kılan bir alandır. 
Bu dönemdeki sanatkârların aynı zamanda 
devlet adamı olması, edebiyat ile yönetim 
bilimi arasındaki etkileşimin incelenmesini 
gerektirir. Bu bağlamda Fâik Âli Ozansoy, 
önemli bir figür olarak karşımıza çıkar. Fâik 
Âli Ozansoy, sanat hayatında olduğu gibi 
yöneticilik hayatında da ulviliklerin ve ütopik 
dünyaların peşindedir. Dil ve sanat 
konusunda muhafazakâr olduğu gibi 
kanunların tatbiki ve devletin bekası gibi 
konularda da muhafazakâr ve tavizsizdir. 
Hâlbuki Fâik Âli Bey’in yaşadığı dönem, 
böyle bir devlet adamı için oldukça 
acımasızdır. Fâik Âli Bey, yöneticilik hayatı 
boyunca, herhangi bir şahsa, zümreye ve 
partiye mensup olmak yerine kanunlara ve 
vicdanına bağlı olduğu için çoğu zaman yerel 
ve merkezî güçlerle karşı karşıya kalmıştır. 
Bu da -zamanla- Fâik Âli Bey’in edebî 
hayatında olduğu gibi özel hayatında da 
yalnızlaşmasına ve unutulmasına sebep 
olmuştur. Bu çalışma, ilkeli ve duygusal bir 
şairin, nasıl bir devlet adamı olduğunu 
göstermesi açısından önemlidir. 
 
Turkish literature evolving following to 
the Tanzimat Edict, inherently necessitates 
inter-discipliner studies. As artists are also 
statesman in this period, this relation entails 
the examination of interaction between 
literature and administrative sciences. In this 
context, Faik Ali Ozansoy is an important 
figure. Faik Ali Ozansoy seeks for divine and 
utopic worlds in both his art and 
administrative life. He is conservative and 
uncompromising in language and art and also 
in enforcement of laws and survival of state. 
However, the period he lived in is highly cruel 
for such a statesman. During his 
administration, Faik Ali has always come 
across local and central authorities as he 
adhered to law and his conscience instead of 
any person, community or party. This 
situation, gradually, caused to be isolated and 
being forgotten for Faik Ali Bey’s private life 
as in his literary life. This study is very 
important for showing how a principled and 
emotional poet could be what kind of a 
statesman.