The Relation Between Language and Logic in Farabi


Şan M.

-Online- 4. ULUSLARARASI AVRASYA ÇALIŞMALARI SEMPOZYUMU “İslam’ın Altın Çağında İlimlerin Gelişmesine Katkı Yapan Bilim Öncüleri”, İstanbul, Turkey, 21 - 23 October 2020, pp.58-59

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.58-59

Abstract

It is the science of logic that makes the thought objective by ensuring the relationship between being and mind within the framework of certain principles. The ability to convey our systematic thoughts without detriment to their objectivity creates the critical point where the science of logic and language enter into an indispensable relationship. For, human beings do not have any tools other than language to express their thoughts. Language is inherently a structure that can contain right and wrong. Therefore, the science of logic wants to bring the language into a form suitable for its own way of thinking. One of the most important of Islamic thinkers, Farabi's work on introducing the science of logic to the Islamic world of thought is not just about taking the concepts of logic from ancient Greece and finding its Arabic equivalents. On the contrary, he brought the mindset required by this science to the Islamic world and made an effort to ensure a great transformation. As a matter of fact, it is his work in the field of logic that caused Farabi to be known worldwide and earned him the nickname “the Second Teacher (Muallim-i Sani)” after Aristotle. 

In this study, we will try to identify the intersection points of language and logic in Farabi's thought, to the extent that we can reach from studies in this field, especially in Farabi's Kitâbu'l-Huruf and el-Elfâzu'l-Müsta'mele fi'l-Mantık.

Varlık ve zihin arasındaki ilişkinin belli ilkeler çerçevesinde gerçekleşmesini sağlayarak düşünceyi nesnel hale getiren ve aklı düşünme eyleminde yanlışa düşmekten koruyan ilim, mantık ilmidir. Sistematik düşüncelerimizi bilimsel/nesnel özelliğine halel gelmeden aktarabilmek ise mantık ilmi ile dilin mecburi bir ilişki içerisine girdiği kritik noktayı meydana getirmektedir. Zira insan düşüncelerini aktarmak için dilden başka bir alete sahip değildir. Dil, tabiatı gereği içerisinde doğruyu ve yanlışı barındırabilen bir yapıdır. Mantık ilmi bu sebeple dili kendi düşünce biçimine uygun bir forma getirmek ister. İslam düşünürlerinin en önemlilerinden biri olan Farabi'nin mantık ilminin İslam düşünce dünyasına kazandırılması noktasında yaptığı çalışmalar mantık ilminin kavramlarını eski Yunan’dan almak ve Arapça karşılıklarını bulmaktan ibaret değildir. Aksine bu ilmin gerektirdiği zihin yapısını da İslam dünyasına kazandırmış ve büyük bir dönüşümün gerçekleşmesini sağlayacak bir çaba sarf etmiştir. Nitekim Farabi’nin dünya çapında tanınmasına sebep olan ve Aristo’nun ardından “mu‘allim-i sânî” lakabını almasını sağlayan, mantık alanında yaptığı çalışmalardır. 

Bu çalışmamızda Farabi’nin Kitâbu’l-Hurûf ve el-Elfâzu’l-Müsta‘mele fi’l-Mantık isimli eserleri başta olmak üzere, bu alanda yapılmış çalışmalardan ulaşabildiklerimiz ölçüsünde Farabi düşüncesinde dil ile mantık ilminin kesişim noktalarını tespit etmeye çalışacağız.