Sosyal Bilimler Yapay Zekâyı Keşfediyor (mu?): Türkiyedeki Lisansüstü Tezlerin Betimsel Görüntüsü ve Sosyoloji Odaklı İçerik Analizi
ISTANBUL UNIVERSITESI SOSYOLOJI DERGISI-ISTANBUL UNIVERSITY JOURNAL OF SOCIOLOGY, cilt.46, ss.10-36, 2026 (Hakemli Dergi)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 46
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.26650/sj.2025.46.1.1123
- Dergi Adı: ISTANBUL UNIVERSITESI SOSYOLOJI DERGISI-ISTANBUL UNIVERSITY JOURNAL OF SOCIOLOGY
- Derginin Tarandığı İndeksler: Academic Search Ultimate (EBSCO), European Reference Index for the Humanities and Social Science (ERIH PLUS)
- Sayfa Sayıları: ss.10-36
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- İstanbul Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Yapay zekâ (YZ), insan bilişini gerektiren görevleri geleneksel yöntemlerin çok ötesinde bir hızla gerçekleştirerek çağdaş toplumların belirleyici bir unsuru hâline gelmektedir. Teknolojik ilerleme toplumsal yaşamdaki dönüşümü de giderek daha fazla şekillendirirken, YZ ile etkileşim artık sosyal bilimciler için disipliner bir zorunluluk hâline gelmiştir. Bu çalışma, YZ’nin Türkiye’deki sosyal bilimler ve özellikle sosyoloji alanındaki akademik yansımalarını betimleyici bibliyometrik ve nitel içerik analizi yöntemleriyle incelemektedir. Araştırma veri seti, YÖK-Tez veri tabanından "yapay zekâ" anahtar kelimesiyle seçilen 375 lisansüstü tezden oluşmaktadır bu tezlerin 10'u doğrudan sosyoloji anabilim dalında hazırlanmıştır. Akademik üretimde küresel eğilimlerle uyumlu olarak 2018 yılı temel bir kırılma noktası teşkil etmektedir. Sosyoloji disiplininin YZ araştırmalarına katılımı %1,4 ile sınırlı ve gecikmeli olmuştur. 10 sosyoloji tezine ait 1.640 kaynağın içerik analizi, %54,3 oranında Batı merkezli teorik referansların hâkim olduğunu ve yüksek düzeyde bir kavramsal bağımlılık yaşandığını ortaya koymaktadır. Türk yazarlara yapılan atıflar çoğunlukla teknik ve tanımsal düzeyde kalırken, yabancı teorisyenlerden en sık Zygmunt Bauman ve Ulrich Beck’e başvurulmaktadır. YZ sıklıkla "risk toplumu", "dijitalleşme" ve "yabancılaşma" kavramlarıyla ilişkilendirilerek bir analiz nesnesi olarak konumlandırılmakta yalnızca iki çalışmada sosyal aktör (fail) olarak ele alınmaktadır. İki doktora tezi özgün kavramlar üreterek öne çıksa da genel örüntü uygulayıcı ve uyarlayıcı niteliktedir. Araştırma, Türk sosyolojisinin YZ’ye yönelik mesafeli duruşunu aşarak daha eleştirel ve kavramsal açıdan üretken bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini savunmaktadır.
Artificial intelligence (AI) has become a defining feature of contemporary societies, performing tasks that require human cognition at a pace far beyond that of conventional methods. As technological advancement increasingly shapes transformations in social life, engagement with AI has become a disciplinary imperative for social scientists. This study examines the academic reflections of AI within Turkish social sciences, and sociology in particular, through descriptive bibliometric and qualitative content analysis methods. The dataset comprises 375 postgraduate theses selected from the YÖK Thesis Database using the keyword "artificial intelligence," ten of which were produced in sociology departments. Consistent with global trends, 2018 constitutes a critical inflection point in academic output. Sociology's participation in AI research has been limited and delayed, accounting for only 1.4% of the total. Content analysis of the 1,640 references across the 10 sociology theses reveals that Western theoretical references are dominant at 54.3%, reflecting a high degree of conceptual dependency. Citations to Turkish authors remain largely technical and definitional, while Zygmunt Bauman and Ulrich Beck are the most frequently cited foreign theorists. AI is predominantly positioned as an object of analysis, most often associated with "risk society," "digitalization," and "alienation," with only two studies treating it as a social actor. Although two doctoral theses stand out for introducing original concepts, the overall pattern is applicative and adaptive. The study argues that Turkish sociology must move beyond its cautious and distanced stance toward AI and adopt a more critical and conceptually productive engagement.