in: ÜROLOJİDE SIK KULLANILAN DENEY HAYVAN MODELLERİNDE GÜNCELLEME, Doç. Dr. Yavuz Onur DANACIOĞLU,Prof. Dr. Bilal ERYILDIRIM,Prof. Dr. İrfan ORHAN,Prof. Dr. Ateş KADIOĞLU, Editor, Nobel Tıp Kitapevi, İstanbul, pp.161-168, 2025
İskemik Priapizm
1. Genel Bilgiler Priapizm cinsel istek ve uyarı olmaksızın dört ila altı saat süren uzamış ereksiyon olarak tanımlanmaktadır. Priapizm ürolojik acil patolojilerden biri olup üç farklı patofizyolojik grupta incelenebilir: a) Düşük akımlı (İskemik) Priapizm b) Yüksek akımlı (Non-iskemik) Priapizm c) Tekrarlayıcı (Stuttering) Priapizm Priapizm kelimesi antik Yunan mitolojisinde erkekliği ve gücü, büyük ve erekte penis ile temsil eden Priapos isimli tanrıdan gelmektedir. Priapos figürlerde kendisi kadar uzun bir penise sahip kısa boylu ve çirkin bir adam olarak tasvir edilir. Priapos, antik Yunan döneminde insanların tanrılardan cinsel ve fiziksel güç ile bolluk, bereket beklentisini sembolize eder. Priapizm kelimesinin adını tanrı Priapos’tan almasının sebebi, tanrının her daim erekte olan penisidir. Priapos antik kenti günümüzde Çanakkale’de yer almakta olan Biga beldesindedir. Literatürde 1914 yılında Hinman tarafından ilk kez tanımlanan priapizmin sebepleri arasında idiopatik nedenler, hematolojik bozukluklar ve vaskülitler, toksinlere bağlı enfeksiyonlar, metabolik bozukluklar, nörolojik bozukluklar ve bazı kanser türleri sayılabilir. Bunlara ek olarak bazı ilaçların, özellikle vazoaktif ajanların (papaverin ve prostaglandin E1 analogları gibi), keyif verici maddelerin (alkol, kokain gibi) priapizme yol açtığını gösteren çalışmalar mevcuttur. Düşük akımlı (iskemik) priapizm, klinik pratikte en sık karşılaşılan priapizm tipidir. Patofizyolojik olarak, detümesans sürecini sağlayan venöz drenajın bozulması sonucunda kavernozal sinüzoidlerde kanın göllenmesi meydana gelir. Bu venöz staz, oksijenasyonun azalmasına ve dokularda hipoksi, hiperkarbi ile asidoz gelişimine yol açar. Uzamış hipoksi durumunda kavernozal düz kaslarda yapısal hasar meydana gelir. İskemik ortam, genellikle ağrılı ve uzun süren ereksiyonla kendini gösterir. Müdahale edilmediği takdirde fibrozis ve erektil disfonksiyon gibi kalıcı sekeller gelişebilir. Düşük akımlı priapizm tablosunda ön planda sorumlu tutulan durum, kavernozal düz kaslarda tonusunun ayarlanmasını sağlayan mekanizmalarda yapısal hasar olmasıdır. Bu nedenle priapizm araştırmalarında tercih edilen konu başlıkları, mekanizmalardaki çalışma prensipleridir. Güncel araştırmalar yüksek prevalansı nedeniyle düşük akımlı priapizm modellerine odaklanmaktadır ancak diğer tiplerde de çalışmalar mevcuttur. 2. Deneysel İskemik Priapizm Modelleri Deneysel priapizm modelleri in vivo ve in vitro olarak ikiye ayrılabilir. In vivo modellerde hayvanlarda priapizm modeli oluşturulur ve doku incelemesi priapizm sonrası dönemde penektomi yapılarak değerlendirilir. In vitro modellerde ise, priapizm oluşturulmadan önce penektomi yapılır ve penis dokusunda bir mikro-atmosfer oluşturularak, laboratuvar şartlarında hipoksi oluşturulur ve sonuçlar değerlendirilir. 2.1. In vivo Hayvan Modelleri In vivo modeller, canlı organizmalarda priapizmin hem doku bazında hem de moleküler düzeyde etkilerini, ek olarak patolojileri ve tedavi yanıtlarını değerlendirilmede kullanılabilen çalışmalardır. In vivo olarak çeşitli hayvan modelleri tanımlanmıştır. İntrakavernozal Enjeksiyon Modelleri İntrakavernozal enjeksiyon modeli ilk olarak Virag ve Bradley tarafından tanımlanmıştır. Bu modellerde en sık kullanılan ilaçlar alprostadil (prostaglandin E1 analogu) ve papaverindir. Model için gerekli malzemeler; papaverin hidroklorür ampul veya alprostadil ampul, 0.9 % sodyum klorür solüsyonu, 2 mL insülin enjektörü şeklindedir.
İntrakavernozal enjeksiyon modelleri çoğunlukla tavşanlar ve sıçanlarda uygulanmakla birlikte melez köpekler üzerinde de uygulandığı çalışmalar mevcuttur. İntrakavernozal olarak uygulanan ajanlar hayvanlarda sürdürülebilir ereksiyonlar oluşturabilir ancak ideal bir iskemik model oluşturabilmek için tekrarlayan enjeksiyon ihtiyacı vardır. Modelin en önemli avantajı, kolay uygulanabilirliği ve minimal seviyede girişim gerektirmesidir. Bu model fizyolojik ereksiyon mekanizmasını en iyi taklit eden modellerden biridir. Dezavantajları arasında tekrarlayan enjeksiyon gerekliliği ve idiopatik veya orak hücreli anemiye bağlı priapizm patolojilerini tam olarak taklit edememesi sayılabilir. Mekanik Yöntem ile Oluşturulan Modeller Literatürdeki çalışmaların büyük çoğunluğunda bu model kullanılmaktadır. Priapizmde hemodinamik parametreleri en iyi taklit eden modellerden biri peniste kanın bir anlamda hapsedilmesidir. Bu modelde temel prensip penisi bir vakum yardımı ile erekte hale getirip, lastik bir bant veya konstriktör bant yardımı ile venöz dönüşün engellenmesidir. Bu yöntem ile oluşturulan priapizm modelinin avantajı iskemi süresinin araştırmacının istediği şekilde kontrol edilebilmesidir. Uzun süre önce kullanılan modelde daha çok safra kesesi cerrahisinde kullanılan bir malzeme olan 5T tüp 50 mL çam uçlu enjektörün uç kısmına sabitlenip, sıçanın penisi enjektörün içine alınmıştır. Enjektör pistonunun geri çekilmesi ile vakum oluşturulmuş ve penis enjektörün içinden çıkarılmadan önce 5T tüp penis köküne ilerletilmiş ve kan hapsi sağlanarak priapizm oluşturulmuştur. Daha güncel çalışmalarda 5T tüp yerine foley sondadan yaklaşık 2 mm lik kısım kesilerek konstriktör bant olarak kullanılmıştır. Hayvanlar 6 ila 24 saat bu şekilde bu şekilde takip edilmiştir.
Bu modelde gerekli olan malzemeler:10 mL enjektör, hayvan penisinin sığabileceği bir lastik tüp, Ultrason jeli. Yapılan başka bir çalışmada bu yöntem ile 1, 2 ve 4 saat süren ereksiyonlar oluşturulup, iskemi süresi ile beraber dokuda oluşan oksidatif stres seviyesi incelenmiş ve iskemi süresi ile doğru orantılı olduğu ortaya çıkmıştır. Mekanik yöntem ne kadar düşük akımlı priapizmi patofizyolojik olarak en başarılı şekildegösteren model olsa da invaziv ve anestezi gerektiren bir yöntem olması ve genelde aynı hayvanın sakrifiye edilmesi dezavantajıdır. Aynı hayvan üzerinde tekrarlanamamasından ötürü uzun vadeli sonuçlar konusunda eksik kalmaktadır. Ayrıca hayvanların ağrı bildirimi yapamaması da modelde davranışsal değişimler yerine sadece doku düzeyindeki değişimlerin değerlendirilebilmesine olanak vermektedir. Modelde priapizmin lokal olarak oluşturulması, modelin sistemik etkiler konusunda yetersiz kalmasına sebep olmaktadır. Tüm bunlara rağmen model kolay uygulanabilirliği ve akut veya profilaktik tedavilerin incelenmesi açısından sunduğu avantajlarla günümüzde düşük akımlı priapizm araştırmalarında en sık kullanılan model olarak ön plana çıkmaktadır. Elektrostimülasyon ile Oluşturulan Modeller Hox ve ark. tarafından erektil disfonksiyon tedavilerini değerlendirmek amacıyla, sıçanlarda kavernöz sinirin elektriksel stimülasyonu ile intrakavernozal basınç (ICP) ölçümünü içeren bir cerrahi yöntem tanımlanmıştır. Anestezialtında karotis artere kateter yerleştirilerek sistemik kan basıncı izlenmiş, ardından iskiokavernoz kasının diseksiyonu ile minimal invaziv bir teknikle penil krusa kateter yerleştirilerek ICP ölçümü gerçekleştirilmiştir. Kavernoz sinir, prostatın dorsolateralinden diseke edilip silikon tutkal ile izole edilmiş 125 µm’lik bipolar gümüş elektrot yardımıyla stimüle edilmiştir. Stimülasyon parametreleri 1.5 mA akım, 16 Hz frekans, 3 V voltaj ve 5 ms darbe genişliği olarak ayarlanmıştır. Anestezinin tipi ve derinliğinin ICP yanıtları üzerinde önemli etkileri olduğu gözlemlenmiştir. Bu protokol, sıçanlarda ürolojik nörofizyoloji araştırmalarında standardizasyon sağlayan basit, uygulanabilir ve etkili bir model sunmaktadır. Model sürekli olarak artmış intrakavernozal basınç sağlayarak dokuda iskemik priapizm patofizyolojisini taklit ederek priapizm çalışmalarında kullanılmaktadır.(8) Tidal Volüm Kontrolü ile Oluşturulan Modeller Kim ve ark. ile Moon ve ark. hem tidal volümün manipüle edildiği hem de erektojenik/ erektolitik ajanların kullanıldığı bir kombine model oluşturmuşlardır. Kullandıkları modelde 3.0 - 4.5 kg erişkin erkek kediler, genel anestezi durumuna alınmış ve hem internal karotid arter hem de korpus kavernozuma basınç ölçümü amacıyla kateterler yerleştirilmiştir. Hayvanlaratrakeostomi açılarak ventilatöre bağlanmış ve tidal volüm kontrolü sağlanmıştır. Normoksi (PO2 > 100 mm Hg, PCO2 < 40 mm Hg) ventilatör ayarını 10 mL/kg tidal volüm ve 15-20/ dk solunum sayısı ile, hipoksi ise (PO2 < 30 mm Hg, PCO2 > 60 mm Hg, pH < 7.25) tidal volümü %75’e düşürüp, solunumu sayısını 10/dk olarak şekilde ventilatör ayarları ile sağlanmıştır. Tek taraflı pudendal artere yerleştirilen bir mikro kanül ile çeşitli ilaç infüzyonları yapılmıştır. Bu modelle birlikte iskemik priapizm ile oluşan hipoksik koşulların simüle edilebileceği görülmüştür. Düşük Oksijen Ventilasyonu ile Oluşturulan Model Bahsedilen modellerden daha eski bir teknik olan düşük oksijen ventilasyonu modelinde, sistemik ventilasyon manipülasyonu ile kan gazları değiştirilerek ereksiyon sağlanması amaçlanır. Munarriz ve ark. tarafından Yeni Zelanda beyaz tavşanları üzerinde yapılan modellemede hayvanların bulunduğu ortama havalandırma üzerinden oksijen yerine nitrojen verilerek hipoksi oluşturulmuş ve hayvanların arter kan basıncı (internal karotid arter), sistemik oksijen satürasyonu (ayak derisi) ve kavernozal dokudaki parsiyel oksijen basıncı (intrakavernozal sensör) ölçülmüştür. Hipoksi şartları ya sistemik oksijen satürasyonunun %60’ın altına düşmesi ya da kavernozal parsiyel oksijen basıncının 20-25 mm Hg olması şeklinde belirlenmiştir. Sonrasında ereksiyon için intrakavernozal sinir elektrostimulasyonu uygulanıp, penis başı kan hapsi amacıyla klempe edilmiştir. Elektrostimülasyon ve solunum manipülasyon modelleri, güncel çalışmalardan çok, artık sistematik derlemelerde kendilerine yer bulmaktadır. Avantajları arasında cerrahi girişim olmadan yapılabilmesi ön plana çıkarken hipoksinin hayvanın tümünü etkilemesini nedeniyle sadece peniste değil bütün vücutta oksidatif stres yaratması modelin duyarlılığı konusunda şüpheler oluşturmaktadır. Bu nedenle bu model yerini intrakavernozal manipülasyon modellerine bırakmıştır. Genetik Mühendisliği ile Oluşturulan Modeller Genetik mühendisliği kullanan modeller genel olarak tekrarlayıcı priapizm etrafında şekillenmektedir. Tekrarlayıcı priapizm genetik bir yatkınlık ile spontan ve minimum uyaranla sağlanan ereksiyonlarla karakterizedir. Transgenik Orak Hücreli Anemi Hayvan Modelleri Orak hücreli anemi (OHA) tekrarlayıcı priapizm etiyolojisinde önemli rol oynamaktadır. OHA tanısı almış erkeklerin yaklaşık %40’ı en az bir kez priapizm yaşamaktadır. Berkeley orak hücreli fareleri, transgenik olarak üretilen ve sıçan hemoglobini yerine sadece orak hücreli insan hemoglobini taşıyan farelerdir. Bu hayvanlar ergenliğe girdikten sonra normal genetiğe sahip hayvanlara göre çok daha abartılı ereksiyonlar yaşamaktadırlar. Burnett ve ark çalışmalarında OHA geni taşıyan farelerin intrakavernozal basıncın daha yüksek olduğunu göstermişlerdir. Patofizyolojik olarak bakıldığında bu hayvanlarda nitrik oksit (NO) ve siklik guanozin monofosfat (GMP) dengesi bozulmuştur. Düşük NO seviyelerinin ve düşük bazal cGMP seviyeleri azalmış PDE5 seviyelerine yol açarak ereksiyonları uzatır. Orak Hücreli Anemi olmadan oluşturulan genetik modeller Endoteliyal NO sentetaz enzimi bloke edilerek oluşturulan (eNOS -/-) modellerde önceden bahsedilen NO eksikliğine bağlı olarak azalmış PDE5 ekspresyonu ile uzamış ereksiyonlaroluşturulabilir. Bu modeller kronik NO eksikliğinin priapizme yatkınlık oluşturduğunu göstermiştir. TR4 geninden yoksun (TR4 -/-) farelerde, beklenmedik şekilde parsiyel priapizmle örtüşen bir fenotip gözlemlenmiştir. Bu farelerde penis dokusunda nöronal nitrik oksit sentaz (nNOS) düzeyleri azalmış ve davranışsal değişiklikler ortaya çıkmıştır. Her ne kadar bu model esas olarak infertilite ve davranış araştırmaları için geliştirilmiş olsa da, nitrik oksit sentezinden sorumlu genlerin düzenlenmesindeki bozulmaların erektil dengeyi bozarak priapizme yol açabileceğini göstermesi açısından dikkat çekicidir. ADA eksikliği olan farelerde, aşırı adenozin birikimi sonucu kendiliğinden priapizm gelişmektedir. Bu genetik modellerin her biri – eNOS -/-, ADA -/- ve TR4 -/- tekrarlayan priapizme yol açan düzensizlik hipotezinin farklı yönlerini ortaya koyar: bazal nitrik oksidin ortadan kalkması, adenozin seviyelerinin yükselmesi ya da sinirsel girdilerin bozulması gibi mekanizmalarla varılan ortak nokta, ereksiyonun zamanında ve düzgün şekilde sonlandırılamamasıdır. Avantajlar: Tekrarlayan priapizm modelleri, özellikle orak hücreli transgenik fareler, hastalardaki kronik tabloyu ve altta yatan moleküler bozuklukları başarılı şekilde yansıtır. Bu sayede PDE5, adenozin A2 B reseptörleri, oksidatif enzimler ve HIF-1α gibi hedefler tanımlanabilmiştir. Modeller, haftalar süren koruyucu tedavi denemelerine olanak sağlar ve telemetrik ölçümlerle ereksiyon sıklığı ve tedavi etkisi değerlendirilebilir. Limitasyonlar: Genetik modeller pahalıdır ve özel bakım gerektirir. Farelerdeki fenotip insanlara kıyasla daha belirsiz olabilir; çoğu zaman uzun süren ereksiyonlardan çok, artmış duyarlılıkla kendini gösterir. Her model sadece belirli bir mekanizmayı temsil eder; bu da in Hayvanlarda Penektomi ve Kavernöz Doku Elde Edilmesi Doku, prepisyumdan orta hat insizyonu ile penil kruslara kadar diseke edilmesi ile vizüalize edilir. Krusların hemen proksimalinde en blok rezeke edilen penis içinde soğuk Krebs- Henseleit solüsyonu bulunan diseksiyon plağına alınır. Sonrasında mikrocerrahi şeklinde korpus kavernozumlar penil uretradan ayırılır. Bu şekilde korpus kavernozumlar ayrılmış olur. Sonuç Son on yılda hayvan modelleri, priapizmin mekanizmalarını anlamada önemli katkılar sağlamıştır. Sıçanlarda kullanılan iskemik modeller, yalnızca 1–2 saatlik priapizmin bile oksidatif hasar ve fibrozise yol açabileceğini göstermiş; bu sayede antioksidan, antifibrotik ve gen tedavisi gibi yeni müdahalelerin test edilmesi mümkün olmuştur. Tekrarlayan priapizm modelleri (özellikle orak hücreli fareler), NO–cGMP–PDE5 bozukluğu, aşırı adenozin ve zayıf vazokonstriktif yanıt gibi temel düzensizlikleri ortaya koymuştur. Bu bulgular, hastalığın rastlantısal değil, kronik damar ve kas işlev bozukluğunun bir sonucu olduğunu göstermiştir. Buradan yola çıkarak, kronik PDE5 inhibitörleri ve antioksidanlar gibi klinikte kullanılan bazı tedaviler geliştirilmiştir. Her modelin kendine özel avantajı vardır: iskemik modeller akut müdahaleleri, genetik fare modelleri ise kronik süreçleri değerlendirmek için uygundur. Gelecekte farklı model türlerinin birlikte kullanılması, tedavi hedeflerinin belirlenmesi ve doğrulanması açısından daha fazla fayda sağlayabilir. Örneğin, intrakavernozal enjeksiyon ile başlatılan ereksiyonun vakum ve konstriktör bant ile kombine edilerek priapizm modeli oluşturulması patofizyolojik olarak daha doğru bir yöntem olabilir.
Kaynaklar 1. Güner E. Anadolu Tanrısı Priapos ve Priapizm 2016 [cited 2025 29.06.2025]. Available from: https:// history.uroturk.org.tr/anadolu-tanrisi-priapos-vepriapizm/. 2. Hinman F. Priapism: Report of Cases and a Clinical Study of the Literature with Reference to Its Pathogenesis and Surgical Treatment. Ann Surg. 1914;60(6):689-716. doi: 10.1097/00000658- 191412000-00004. PubMed PMID: 17863277; PubMed Central PMCID: PMC1406528. 3. Milenkovic U, Cocci A, Veeratterapillay R, Dimitropoulos K, Boeri L, Capogrosso P, et al. Surgical and minimally invasive treatment of ischaemic and non-ischaemic priapism: a systematic review by the EAU Sexual and Reproductive Health Guidelines panel. Int J Impot Res. 2024;36(1):36-49. Epub 20220923. doi: 10.1038/s41443-022-00604-1. PubMed PMID: 36151318. 4. Dong Q, Deng S, Wang R, Yuan J. In vitro and in vivo animal models in priapism research. J Sex Med. 2011;8(2):347-59. Epub 20101004. doi: 10.1111/j.1743-6109.2010.02052.x. PubMed PMID: 20946160. 5. Uluocak N, Atilgan D, Erdemir F, Parlaktas BS, Yasar A, Erkorkmaz U, et al. An animal model of ischemic priapism and the effects of melatonin on antioxidant enzymes and oxidative injury parameters in rat penis. Int Urol Nephrol. 2010;42(4):889-95. Epub 20100130. doi: 10.1007/s11255-010-9706-y. PubMed PMID: 20112132. 6. Sanli O, Armagan A, Kandirali E, Ozerman B, Ahmedov I, Solakoglu S, et al. TGF-beta1 neutralizing antibodies decrease the fibrotic effects of ischemic priapism. Int J Impot Res. 2004;16(6):492-7. doi: 10.1038/sj.ijir.3901261. PubMed PMID: 15284835. 7. Kucukdurmaz F, Kucukgergin C, Akman T, Salabas E, Armagan A, Seckin S, et al. Duration of priapism is associated with increased corporal oxidative stress and antioxidant enzymes in a rat model. Andrologia. 2016;48(4):374-9. Epub 20150729. doi: 10.1111/and.12455. PubMed PMID: 26223151. 8. Hox M, Mann-Gow T, Lund L, Zvara P. Cavernous Nerve Stimulation and Recording of Intracavernous Pressure in a Rat. J Vis Exp. 2018(134). Epub 20180423. doi: 10.3791/56807. PubMed PMID: 29733311; PubMed Central PMCID: PMC6100706. 9. Moon DG, Lee DS, Kim JJ. Altered contractile response of penis under hypoxia with metabolic acidosis. Int J Impot Res. 1999;11(5):265-71. doi: 10.1038/sj.ijir.3900433. PubMed PMID: 10553805. 10. Kim JJ, Moon DG, Koh SK. The role of nitric oxide in vivo feline erection under hypoxia. Int J ImpotRes. 1998;10(3):145-50; discussion 51. doi: 10.1038/ sj.ijir.3900338. PubMed PMID: 9788102. 11. Munarriz R, Park K, Huang YH, Saenz de Tejada I, Moreland RB, Goldstein I, et al. Reperfusion of ischemic corporal tissue: physiologic and biochemical changes in an animal model of ischemic priapism. Urology. 2003;62(4):760-4. doi: 10.1016/ s0090-4295(03)00484-9. PubMed PMID: 14550468. 12. Dai Y, Zhang Y, Phatarpekar P, Mi T, Zhang H, Blackburn MR, et al. Adenosine signaling, priapism and novel therapies. J Sex Med. 2009;6 Suppl 3:292- 301. doi: 10.1111/j.1743-6109.2008.01187.x. PubMed PMID: 19267852. 13. Anele UA, Burnett AL. Nitrergic Mechanisms for Management of Recurrent Priapism. Sex Med Rev. 2015;3(3):160-8. Epub 20150604. doi: 10.1002/ smrj.56. PubMed PMID: 26478814; PubMed Central PMCID: PMC4607075. 14. Champion HC, Bivalacqua TJ, Takimoto E, Kass DA, Burnett AL. Phosphodiesterase-5A dysregulation in penile erectile tissue is a mechanism of priapism. Proc Natl Acad Sci U S A. 2005;102(5):1661- 6. Epub 20050124. doi: 10.1073/pnas.0407183102. PubMed PMID: 15668387; PubMed Central PMCID: PMC547836. 15. Collins LL, Lee YF, Ting HJ, Lin WJ, Liu NC, Meshul CK, et al. The roles of testicular nuclear receptor 4 (TR4) in male fertility-priapism and sexual behavior defects in TR4 knockout mice. Reprod Biol Endocrinol. 2011;9:138. Epub 20111013. doi: 10.1186/1477- 7827-9-138. PubMed PMID: 21995792; PubMed Central PMCID: PMC3212810. 16. Bivalacqua TJ, Musicki B, Kutlu O, Burnett AL. New insights into the pathophysiology of sickle cell disease-associated priapism. J Sex Med. 2012;9(1):79-87. Epub 20110506. doi: 10.1111/j.1743- 6109.2011.02288.x. PubMed PMID: 21554553. 17. Muneer A, Cellek S, Ralph DJ, Minhas S. The investigation of putative agents, using an in vitro model, to prevent cavernosal smooth muscle dysfunction during low-flow priapism. BJU Int. 2008;102(8):988- 92. Epub 20080628. doi: 10.1111/j.1464- 410X.2008.07778.x. PubMed PMID: 18565173. 18. Kim NN, Kim JJ, Hypolite J, Garcia-Diaz JF, Broderick GA, Tornheim K, et al. Altered contractility of rabbit penile corpus cavernosum smooth muscle by hypoxia. J Urol. 1996;155(2):772-8. PubMed PMID: 8558723. 19. Anele UA, Morrison BF, Burnett AL. Molecular pathophysiology of priapism: emerging targets. Curr Drug Targets. 2015;16(5):474-83. doi: 10.2174/1389 450115666141111111842. PubMed PMID: 25392014; PubMed Central PMCID: PMC443019720. Erdemir F, Firat F, Markoc F, Atilgan D, Parlaktas BS, Kuyucu YE, et al. The effect of pentoxifylline on penile cavernosal tissues in ischemic priapism-induced rat model. Int Urol Nephrol. 2014;46(10):1961-7. Epub 20140716. doi: 10.1007/s11255-014-0769-z. PubMed PMID: 25027804. 21. Siregar S, Rulianov R, Ksatriapraja RA, Stefanus D. The role of angiotensin receptor blocker (losartan) on decreasing fibrotic process of corpora cavernosa in priapism model of wistar rats. F1000Res.2022;11:831. Epub 20240206. doi: 10.12688/ f1000research.123040.2. PubMed PMID: 38046538; PubMed Central PMCID: PMC10690033. 22. Weyne E, Ilg MM, Cakir OO, Muneer A, Roussel DB, Albersen M, et al. European Society for Sexual Medicine Consensus Statement on the Use of the Cavernous Nerve Injury Rodent Model to Study Postradical Prostatectomy Erectile Dysfunction. Sex Med. 2020;8(3):327-37. Epub 20200713. doi: 10.1016/j.esxm.2020.06.007. PubMed PMID: 32674971; PubMed Central PMCID: PMC7471127.