11th INTERNATIONAL CONGRESS ON “MULTIDISCIPLINARY SCIENTIFIC STUDIES AND GLOBAL PRACTICES”, Munich, Almanya, 13 - 17 Ekim 2025, (Tam Metin Bildiri)
ÖZET
Raphael Lemkin’in soykırım kavramı ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, soykırımı yalnızca ulusal
grupların fiziksel imhasıyla sınırlı tutmamış; bunun yerine, “ulusal grupların yaşamının temelini
oluşturan unsurları yok etmeyi amaçlayan farklı eylemlerin koordineli bir planı” olarak tanımlamıştır.
Bu yaklaşım, doğrudan toplu katliamların ötesinde, siyasi ve kültürel yaşamın, kurumların ve ekonomik
varlığın yok edilmesini de kapsayan geniş bir çerçeve sunmuştur. Ancak 1948 tarihli BM Soykırım
Sözleşmesi, soykırımı “ulusal, etnik, ırksal veya dini bir grubun kısmen veya tamamen yok edilmesi
kastıyla işlenen eylemler” olarak tanımlayarak bu kapsamı daraltmıştır.
Soykırım kavramının hukuksal ve akademik alandaki bu daraltılmış çerçevesi, “-cide” ekine sahip yeni
terimlerin çoğalmasına yol açmıştır. Femicide, culturcide, politicide gibi kavramların günümüzde
giderek artan biçimde kullanılması, soykırım araştırmalarının bilimsel saygınlığı ve teorik tutarlılığı
açısından dikkatle ele alınması gereken bir gelişmedir. Bu kavramların ortaya çıkışları ve yöntemleri
titizlikle incelenmeli; neolojizmlerle yapılan kelime oyunları ile analitik araçlar arasında ayrım
yapılmalıdır.
Bu çalışma, mevcut “-cide” terimlerinin bağımsız suç kategorileri ya da soykırımın ayrı türleri olarak
değil; soykırım sürecinin farklı boyutları, hedefleri veya tezahürleri olarak değerlendirilmesi gerektiğini
önermektedir. “Spacio-cide” veya “Gazacide” gibi bağlama özgü ve aktivist söylemlerden türeyen aşırı
neolojizmler, bilimsel literatürde kavram kargaşasına yol açma riski taşımaktadır. Bu nedenle, böylesi
terimlerin akademik analizlerde daha kapsayıcı ve evrensel kavramlar altında tartışılması
önerilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Soykırım, neolojizm, BM Soykırım Sözleşmesi