Roma Hukukunda Munzam Davaların (Actiones Adiecticiae Qualitatis) Kronolojik Olarak Önceliği Meselesi
ISTANBUL HUKUK MECMUASI, cilt.84, sa.2, ss.737-766, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 84 Sayı: 2
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.26650/mecmua.2026.84.2.00012
- Dergi Adı: ISTANBUL HUKUK MECMUASI
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.737-766
- İstanbul Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Roma hukukunda munzam davalar, pater familias’ın kendisine tabi olanların üçüncü kişilerle yaptıkları hukuki işlemlerden dolayı sorumluluklarının ek olarak düzenlendiği özel dava türleridir. Söz konusu davalar, kölelerinin veya aile evlatlarının yaptığı işlemlerden menfaat elde eden pater familias’ın, bu işlemlerden doğan yükümlülüklerden de sorumlu tutulması gerektiği esasına dayanarak aequitas’ın sağlanmasını hedefleyen praetor faaliyetleri sonucu hukuk hayatına girmişlerdir. Bunlar, M.Ö. III. yüzyılda ticari faaliyetlerin canlanmasıyla kendini göstermeye başlayan doğrudan temsile duyulan artan ihtiyaca Roma hukukunun ve toplumunun kendi düşünce yapısı içerisinde verdiği bir yanıtı temsil etmektedir. Dolayısıyla söz konusu davalar doğrudan temsil kurumunun hukuken gelişmediği bir dönemde işlev görmüş ve kişinin başkasının hukuki işlemlerinden sorumlu tutulmasını kabul etmeyen Roma hukuku için ihtiyaçları karşılamaya yarayan bir çıkış noktası olmuşlardır. İşte söz konusu bu davaların hukuk hayatına hangi sırayla tanıtılmış olduklarına yönelik doktrindeki yaklaşımlar değerlendirildiğinde birbirinden farklı kronolojik sıralamalara rastlanmaktadır. Her ne kadar teklif edilen sıralamaların hiçbiri birbiriyle aynı olmasa da sıralamaya başlanan davalar yönüyle bir gruplama yapıldığında genel olarak üç farklı eğilime rastlanmaktadır. Buna göre ilk bakış açısından hareket eden Romanistler; diğer munzam davaların actio quod iussu'da somutlaşan hukuki düşünce üzerine inşa edildiği ve sui iuris kişilerin fiillerinden doğan sorumluluğun daha ileri bir aşamayı yansıttığı varsa yımlarından hareketle, en eski munzam davanın actio quod iussu olduğunu kabul etmişlerdir. Öte yandan ikinci görüş taraftarları olarak gruplandırdığımız Romanistler ise temsil ihtiyacının ilk olarak deniz ticaretinde tezahür etmiş olduğundan hareket ederek actio exercitoria’yı birinci sıraya yerleştirmişlerdir. Üçüncü görüş çerçevesinde ise munzam davalarla karşılanan ihtiyaçlar, Roma aile yapısı ve aile babasının, sorumluluğunun kapsamı üzerindeki denetimi esas alınarak, en eski munzam davanın actio de peculio olduğu ileri sürülmüştür.
In Roman law, actiones adiecticiae qualitatis refer to a special group of actions through which the liability of the pater familias was additionally established for the legal transactions conducted by his dependants with third parties. These actions emerged within the framework of praetorian activity aimed at establishing aequitas, based on the principle that a pater familias who derived benefits from the transactions of his slaves or sons should also bear responsibility for the obligations arising from them. They represent a uniquely Roman legal response to the growing need for direct representation, which began to manifest itself during the resurgence of commercial activity in the third century BCE. Since Roman law did not yet recognize the institution of direct representation at that time, these actions became a starting point to meet evolving economic and legal demands without departing from the founda tional principle that one person could not be held liable for the legal acts of another. When examining doctrinal opinions regarding the chronological order in which these actions entered legal life, divergent views emerge. While the proposed sequences differ, three main positions can be identified based on which action is considered to have appeared first. According to the first view, actio quod iussu is regarded as the earliest form, on the grounds that it provided the conceptual basis for the subsequent development of other actions, and that liability for acts of sui iuris individuals reflects a more evolved legal stage. The second view places actio exercitoria at the forefront, citing the early emergence of representational needs in maritime commerce. Finally, within the framework of the third view, it is asserted that the actio de peculio was the earliest action, predicated upon the socioeconomic needs addressed by these suits, the structure of the Roman family, and the pater familias’ control over the extent of his liability.