9. Mülkiye Uluslararası İlişkiler Kongresi, Ankara, Türkiye, 16 - 17 Ekim 2025, ss.35-36, (Özet Bildiri)
Pax Britannica kavramı, 1815 Viyana Kongresi’nden 1914’e kadar süren
dönemi tanımlamak için kullanılmakta ve bu dönemin Britanya
İmparatorluğu’nun küresel deniz gücü ve ekonomik üstünlüğü sayesinde göreli
bir istikrar içinde geçtiğini savlamaktadır. Ancak bu barışın niteliği, söz konusu
varsayımların ötesinde çeşitli tartışmalar içermektedir. Bu sistem, gerçekten
evrensel bir barış modeli olacak bir düzen mi sunmaktaydı; yoksa esasen
İngiltere’nin çıkarlarını korumak üzere kurgulanmış bir hegemonik düzen mi arz
etmekteydi? İşte bu çalışma, Pax Britannica sistemini bir barış düzeni olarak mı
yoksa hegemonik tahakküm biçimi olarak mı değerlendirmek gerektiği sorusunu
ele almaktadır. Çalışmada, Pax Britannica’nın tarihsel bağlamı, güç mimarisi ve
ideolojik çerçevesi birlikte analiz edilmekte; bu dönemde İngiltere’nin küresel
deniz gücü, finansal merkez oluşu ve serbest ticaret rejimi aracılığıyla
uluslararası sistemin istikrarını belirleyen başat aktör olduğu savunulmaktadır.
Ancak bu istikrarın yalnızca Avrupa güçleri arasında geçerli olduğu, kolonilerde
ise sistemin şiddet, sömürü ve yapısal eşitsizlik üzerine kurulu olduğu
vurgulanmaktadır. İlaveten, İngiltere’nin kurguladığı bu ekonomi-politik
sistemin uluslararası sistemdeki diğer koloni olmayan aktörlere de bu modelden
faydalanma imkânı sunmakla beraber İngiltere’nin başat konumuna
erişememelerini sağlayacak bir yapıda olduğu değerlendirilmektedir. Çalışmada,
bu dönemin “barış” kavramı eleştirel bir yaklaşımla incelenmektedir. Barışın
sadece çatışmasızlık olarak değil, aynı zamanda adalet ve eşitlik içeren bir
uluslararası düzenle tanımlanması gerektiği savunulmaktadır. Bu bağlamda Pax
Britannica, bir pozitif barış durumunu değil, merkezi bir gücün çevre üzerinde
kurduğu kontrolün istikrarlı hâle getirildiği bir yapıyı temsil etmektedir. Analitik
çerçevede, hegemonya kuramlarıyla ilişkilendirilen bu dönem, sadece askeri
güce değil; ekonomik araçlara, kurumsal kapasiteye ve ideolojik üstünlüğe
dayanan çok katmanlı bir düzen olarak değerlendirilmektedir. İngiltere’nin deniz
yollarını güvence altına alması, serbest ticaretin norm haline gelmesi ve
Sterlin’in rezerv para işlevi görmesi, bu hegemonik düzenin kurucu ve sürdürücü
unsurları olarak öne çıkmaktadır. Sonuç olarak, bu sunumda Pax Britannica’nın yalnızca tarihsel bir dönem değil, aynı zamanda güç, düzen ve meşruiyet
ilişkilerinin iç içe geçtiği bir sistemik form olduğu ileri sürülmektedir. Bu
bağlamda, günümüz uluslararası düzenine dair sürdürülen “kurallara dayalı
sistem” söylemlerinin, tarihsel örüntülerle nasıl benzeştiği de tartışmaya
açılmaktadır.